Alanında uzman kişiler tarafından hazırlanan Antalya Sürdürülebilirlik Raporu kamuoyuyla paylaşıldı. Antalya şehir merkezindeki bir otelde düzenlenen törene, çok sayıda Dayanışma Grubu üyesinin yanı sıra alanında uzman isimler katıldı. Toplantıda rapora ilişkin bir panel düzenlenerek, raporun detaylı sunumu gerçekleştirildi.

GRUBUN KURULUŞUNA DEĞİNDİ
Toplantının açılışında konuşan Antalya Dayanışma Grubu Başkanı Erdal Atılgan, grubun güçlü bir kadroyla yoluna devam ettiğini ifade etti. Atılgan, “35 kişiyle yola çıktık, bugün 54 kişilik bir ekibiz. Antalya, Türkiye’nin en hızlı büyüyen şehirlerinden biri. Şehir o kadar büyüdü ki birbirimizi göremez olduk. Biz de bu vesileyle daha çok bir araya gelmek, sorunları ve sıkıntıları konuşmak amacıyla Antalya Dayanışma Grubu’nu kurduk” dedi.

KİMSENİN ARKA BAHÇESİ DEĞİLİZ
“Hiçbir zaman siyasi ve ideolojik bir grubun arka bahçesi olmadığımızı ifade etmek istiyorum” diyen Atılgan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Antalya, dünyanın en güzel şehirlerinden biri olmasına rağmen yıllardır yönetimsel sorunlar ve plansızlık nedeniyle büyük problemler yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. Bu sorunlar bugünden yarına taşındı, taşınmaya da devam edecek. Biz de alanında uzman arkadaşlarımızla memleketimize nasıl katkı sağlayabiliriz, nasıl çözümler üretebiliriz düşüncesiyle, geleceğe ışık tutmak adına bu raporu hazırladık. Sayın Valimizin de bu raporu memnuniyetle beklediğini belirtmek isterim.”

Erdal Atılgan’ın konuşmasının ardından panele geçildi. Panelde Prof. Dr. İbrahim Atmaca, Okan Hançer, Akın Akıncı, Cem Arüv, Mustafa Balcı ve Sarper Demirut konuşma yaptı.

Whatsapp Image 2026 02 11 At 09.56.31

RAPOR İLK VE TEK
Oturumun açılışında konuşan İnşaat Mühendisi ve ANSİAD eski Başkanı Akın Akıncı, raporun Antalya’yı bütüncül biçimde ele alan son derece kapsamlı ve önemli bir çalışma olduğunu belirtti. Akıncı, “Bu rapor, tespitlerin ardından çözüm önerileri getiren ve Antalya’da bir sivil toplum kuruluşu tarafından hazırlanan ilk ve tek rapordur. Disiplinler arası uzmanların ortak aklıyla, mesleki deneyim ve saha gözlemleri temel alınarak hazırlandı. Grubun vizyonu; Antalya’nın çevresel açıdan dirençli, sosyal açıdan adil ve ekonomik olarak sürdürülebilir bir kent olmasıdır. Bu rapor yalnızca bir öneri değil, stratejik bir çağrı olarak değerlendirilmelidir” dedi.

BİRÇOK MASTER PLANI YAPILDI
Prof. Dr. İbrahim Atmaca ise raporun 7 ana başlık altında hazırlandığını belirterek şunları söyledi: “24 Aralık’ta grup üyelerimize raporumuzu sunduk. Nihai hale geldikten sonra kamuoyuyla paylaştık. Antalya’nın kent geneline ilişkin birçok master plan yapıldı ancak bu planlar ya süreç içinde değişti ya da uygulanamadı. Daha uygulanabilir ve daha stabil bir master plan anlayışıyla Antalya’nın sorunlarını çözmeyi hedefliyoruz.”

Whatsapp Image 2026 02 11 At 09.56.30 (2)

İŞTE O RAPOR
Siyasi ve ticari bağımsızlığa sahip bir sivil inisiyatif olan Antalya Dayanışma Grubu’nun gönüllü ve disiplinler arası çalışma grubu tarafından hazırlanan rapor; kent planlama, çevre, mühendislik, ekonomi, sosyal politika ve afet yönetimi alanlarında uzman isimlerin ortak katkısıyla oluşturuldu.
Antalya Sürdürülebilirlik Raporu’nun sunumu panelde yapılan konuşmalarla gerçekleştirildi. Raporda, 7 ana başlık altında detaylı değerlendirmelere yer verildi. Kentin hızlı nüfus artışı, plansız büyüme, iklim değişikliğine bağlı afetler, turizm baskısı ve çevresel riskler karşısında orta ve uzun vadeli bütüncül bir yol haritası ortaya kondu. Bilimsel veriler, saha gözlemleri ve uzun yıllara dayanan mesleki deneyime dayanan rapor, Antalya’nın geleceğine ilişkin kapsamlı politika önerileri sunmasıyla dikkat çekti.

BÜTÜNCÜL MEKÂNSAL PLANLAMA TALEBİ
Raporda, Antalya’nın uzun yıllardır parçalı imar kararlarıyla büyüdüğü, bu yaklaşımın altyapı kapasitesini zorladığı ve mekânsal bütünlüğü bozduğu tespiti yer alıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde bütüncül mekânsal planlama yaklaşımının temel ilke olarak benimsenmesi gerektiği vurgulanıyor. Öne çıkan öneriler arasında; ulaşım, konut, çevre, turizm ve afet yönetimi kararlarının tek bir planlama çerçevesinde ele alınması, 2025–2100 dönemini kapsayan yeni Çevre Düzeni Planı çalışmalarının başlatılması ve kentsel dönüşümün parsel bazlı değil, mahalle ve bölge ölçeğinde, yerinde dönüşüm esas alınarak gerçekleştirilmesi bulunuyor.

ESTETİK ZORUNLULUKLAR RUHSATLARDA YER ALMALI
Raporun önemli başlıklarından biri de kent estetiği olarak öne çıkıyor. Çarpık yapılaşma, uyumsuz cepheler, tabela kirliliği ve yeşil alan yetersizliği, Antalya’nın kentsel kimliğini zedeleyen unsurlar arasında gösteriliyor. Yeni yapı ruhsatlarında zorunlu estetik kriterlerin getirilmesi, kentin doğal ve tarihî dokusuyla uyumlu mimarinin teşvik edilmesi ve kamusal alanlarda yeşil koridorların artırılması öneriliyor. Raporda estetiğin yalnızca görsel değil; sosyal etkileşimi, kent aidiyetini ve yaşam kalitesini güçlendiren temel bir bileşen olduğu vurgulanıyor.

5 BİNİN ÜZERİNDE ORMAN YANGINI MEYDANA GELDİ
Antalya’nın iklim değişikliğine bağlı riskleri raporda çarpıcı verilerle ortaya konuyor. 1975–2025 yılları arasında kentte 161 taşkın olayı ve 5 binin üzerinde orman yangını yaşandığı belirtiliyor. Bu tablo, Antalya’nın afetlere karşı kırılgan yapısını gözler önüne seriyor. Raporda; Afet Riski Envanteri ve İzleme Sistemi kurulması, altyapının iklim dirençli hale getirilmesi, veri temelli kentsel dönüşüm planlarının geliştirilmesi ve toplum temelli afet eğitimleri ile erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılması öneriliyor.

İMAR PLANI BİLGİ SİSTEMİ KURULMALI
Arazi kullanımı ve mülkiyet konusu raporda Antalya’nın en hassas alanlarından biri olarak değerlendiriliyor. İmar planı değişikliklerinde şeffaflık eksikliği ve halkın sınırlı katılımının kentte güven kaybına yol açtığı belirtiliyor. Bu kapsamda, İmar Planı Değişikliği Bilgi Sistemi kurulması, tüm plan değişikliklerinin gerekçeleriyle birlikte dijital ortamda kamuoyuna açılması ve Arazi Kullanımı Koordinasyon Kurulu oluşturulması öneriliyor.

Whatsapp Image 2026 02 11 At 09.56.30 (1)
DENİZ VURGUSU
Antalya’nın 640 kilometrelik kıyı şeridi, raporda hem ekonomik hem de ekolojik açıdan stratejik bir varlık olarak ele alınıyor. Kontrolsüz yapılaşma ve kıyı işgallerinin kamusal erişimi sınırladığına dikkat çekiliyor. Kıyılarda kamuya açık kullanım ilkesinin korunması, falez ekosistemlerinin güçlendirilmesi ve yeni marina yatırımlarının çevresel taşıma kapasitesine göre planlanması gerektiği ifade ediliyor. Raporda, “Denizin yalnızca ekonomik değil, ekolojik bir sorumluluk olduğu” vurgusu öne çıkıyor.

RAYLI SİSTEM MANAVGAT YÖNÜNE UZATILMALI
Artan araç sayısı ve turizm yoğunluğunun ulaşım altyapısını zorladığı belirtilen raporda, sürdürülebilir ulaşım için güncel bir Ulaşım Master Planı hazırlanması, raylı sistemlerin Belek–Manavgat yönüne uzatılması, Antalya–Alanya hızlı tren hattı ve metro yatırımları öneriliyor. Amaç; toplu taşımayı güçlendirmek, özel araç bağımlılığını azaltmak ve karbon emisyonlarını düşürmek olarak ifade ediliyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK SOSYAL BİR MESELE
Rapor, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal bir mesele olarak ele alıyor. Su kaynaklarının korunması, tarım alanlarının verimli kullanımı, geri dönüşüm altyapısının geliştirilmesi ve yenilenebilir enerji yatırımları öncelikli alanlar arasında gösteriliyor. Gençlerin istihdamı, yaşlı ve engelli bireyler için erişilebilir kent politikaları ve barınma sorununa yönelik sosyal çözümler de raporda yer alıyor.

STRATEJİK ÇAĞRI
Antalya Sürdürülebilirlik Raporu, kenti tek bir ekosistem olarak ele alan bütüncül yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Büyümeyi sınırlayan değil; büyümeyi yönetilebilir, dengeli ve dirençli hale getiren bir kalkınma modeli savunuluyor. Rapor, Antalya’nın geleceğini tesadüflere bırakmayan; planlama, bilim, katılım ve ortak akıl temelinde şekillendirmeyi hedefleyen stratejik bir çağrı niteliği taşıyor.

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA