Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklanıp görevden uzaklaştırılan Muhittin Böcek ve beraberindeki sanıkların yargılandığı davanın ikinci celsesinde ara kararın açıklanmasının ardından, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, Bölge Adliye Mahkemesi önünde bir açıklama gerçekleştirdi.
Mahkeme heyeti, ara kararda tutuklu sanık Fazlı Ateş’in adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verirken, Muhittin Böcek ile Gökhan Böcek’in tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Ayrıca Ramazan Karabulut, Ramazan Sert ve Mehmet Çetinkaya’nın dinlenmesine karar verilirken, diğer sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin mevcut haliyle sürdürülmesine karar verildi.
‘İDDİANAME İLE OLUŞTURULAN ALGI ÖRTÜŞMÜYOR’
Kararın ardından açıklama yapan CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, dava sürecinde kamuoyuna yansıtılan bilgiler ile iddianame içeriği arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu savundu. Kamacı, “Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yürütülen dava sürecinde, günlerdir kamuoyuna servis edilen algı operasyonları ile iddianamenin gerçek içeriği arasındaki büyük çelişki artık gizlenemez hale gelmiştir. Daha ilk günden itibaren kamuoyunda ‘rüşvet çarkı’, ‘örgütlü yapı’ ve benzeri başlıklarla yaratılmak istenen siyasi algının, iddianamenin içeriğiyle birebir örtüşmediği açıkça görülmektedir” dedi.
‘SEÇİCİ ADALET ANLAYIŞI UYGULANIYOR’
Kamacı, dava sürecinde üç temel konuya dikkat çektiklerini belirterek, ilk olarak iddianamenin yalnızca “irtikap” suçlaması üzerinden hazırlanmasını eleştirdi. Para verdiği öne sürülen kişilerin korunup kollandığını iddia eden Kamacı, “Bugün kamuoyunda da yüksek sesle dillendirilen ve basına yansıyan, iddianamenin sadece "irtikap" iddiası ile hazırlanması, rüşvet suçlamalarının ise dışarıda bırakılmasıdır. Dosyada ortaya çıkan tablo; para verdiği iddia edilen kesimlerin korunup kollandığı, tüm yükün ise tek taraflı biçimde siyasi alana yıkılmaya çalışıldığı yönünde ciddi soru işaretleri yaratmaktadır. Eğer ortada bir suç ilişkisi olduğu iddia ediliyorsa, bunun yalnızca siyasi hedef haline getirilen kişiler üzerinden yürütülmesi hukuk değil, seçici adalet anlayışıdır. Hukuk herkese eşit uygulanmayacaksa, burada adaletten değil siyasi operasyondan söz edilir” ifadelerini kullandı.
‘ÖZEL HAYATIN MEDYAYA SERVİS EDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ’
İkinci olarak özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini öne süren Kamacı, “Bugün kamuoyuna servis edilen görüntüler ve özellikle insanların özel telefonlarından çıkan aile mahremiyetine ait içeriklerin, dava ile doğrudan hiçbir ilgisi olmamasına rağmen medyaya servis edilmesi artık açık bir siyasi operasyon yöntemine dönüşmüştür. Devlete emanet edilen kişisel verilerin ve özel hayatın korunması gerekirken, insanların aile yaşamının, çocuklarının ve özel ilişkilerinin itibarsızlaştırma amacıyla kamuoyu önüne atılması hukuk değil, doğrudan karakter suikastıdır. Henüz mahkeme kararı dahi ortada yokken medya üzerinden linç siyasi düzeni kurulması, toplumda korku yaratma itibarsızlaştırma amacı taşımaktadır. Bugün bir siyasi görüşe karşı kullanılan bu yöntem, yarın herkes için tehdit haline gelir. Devletin elindeki bilgi ve kayıtları siyasi hesaplaşmanın aparatı haline getirmek kabul edilemez. Biz, aile mahremiyetini hedef alan, insan onurunu ayaklar altına alan ve yargıyı medya operasyonlarıyla yönlendirmeye çalışan bu kirli anlayışa boyun eğmeyeceğiz. Bugün suçlama konusu yapılan sponsorluk ilişkilerinin yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi'ne özgü bir uygulama gibi sunulması büyük bir siyasi ikiyüzlülüktür” diye konuştu.
‘SPONSORLUK DESTEĞİ TÜM PARTİLERDE VAR’
Sponsorluk ilişkileri üzerinden yapılan değerlendirmelere de değinen Kamacı, “Türkiye'de yıllardır tüm siyasi partilerin etkinliklerinde, organizasyonlarında, festivallerinde faaliyetlerinde sponsor destekleri alınmaktadır. Buradaki yargılama da göstermiştir ki söz konusu olan yalnızca Muhittin Böcek Başkanımız değildir. Davada ifade verenlerin kendileri de başka siyasi yapılara ve isimlere sponsor olduklarını açıkça ifade etmişlerdir. Eğer bu konu hukuki bir tartışma başlığı haline getirilecekse, aynı standardın herkes için uygulanması gerekir. Hukuk, muhalefeti cezalandırma aracına dönüştürülemez” dedi.
‘HUKUKUN SİYASETİN SOPASI HALİNE GETİRİLMESİNE KARŞIYIZ’
CHP olarak yargının siyasallaştırılmasına karşı olduklarını belirten Kamacı, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak; yargının siyasallaştırılmasına, hukuk eliyle siyasi sonuç üretilmeye çalışılmasına ve medya üzerinden yürütülen karakter suikastlarına boyun eğmeyeceğiz. Antalya halkı şunu çok iyi bilmelidir: Bizler hukukun üstünlüğünü savunurken, hukukun siyasetin sopası haline getirilmesine de sonuna kadar karşı duracağız. Çünkü adaletin olmadığı yerde hukuk değil korku düzeni vardır. Ve hiç kimse, devlet gücünü kullanarak toplumu susturabileceğini sanmamalıdır” ifadelerini kullandı.