Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve çok sayıda kişinin yargılandığı davanın ikinci celsesi, dördüncü gün oturumlarıyla devam ediyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklanıp görevden uzaklaştırılan Muhittin Böcek ile beraberindeki sanıkların yargılandığı davada bugün Muhittin Böcek, Gökhan Böcek ve Fazlı Ateş’in savunmaları alınıyor.
Duruşmada söz alan Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek’in avukatı, dosyada yer alan para transferleri ve ödeme iddialarına ilişkin savunma yaptı. Avukat, Yusuf Yadoğlu üzerinden alınan 8,5 milyonluk ödeme ile Anadolu Reklam üzerinden yapılan ödemelerin reklam, araç giydirme ve propaganda çalışmaları kapsamında gerçekleştirildiğini belirterek, “Burada reklam işi, araç giydirme reklam propaganda işi vardır. Yani ücretin karşılığı vardır. İcbar için aranan şey niyet olamaz. Manevi cebir bu şekilde anlaşılamaz. Savcılık kişilerin ‘belediye ile kötü olmayayım’ şeklindeki öznel fikrini alıp bunu zorlama kabul etmektedir. Bu doğru değildir” dedi.
‘GÖKHAN BÖCEK’İN RESMİ YETKİSİ YOK’
Yusuf Yadoğlu’nun ifadelerine dikkat çeken avukat, “Kimse beni zorlamadı, belediyedeki işlerim aksamasın diye verdim” beyanının dosyada yer aldığını belirterek, “Ayrıca dosyada ‘Muhittin Böcek’in haberi vardı’ ifadesi sonradan verilmiştir. Bu kadar ağır bir ifadenin ilk ifadede verilmesi gerekmez miydi?” ifadelerini kullandı.
Gökhan Böcek’in belediyede resmi imza yetkisi bulunmadığını vurgulayan avukat, “Gökhan Böcek belediyede hiçbir resmi imza yetkisi olmayan biridir. Hangi yetkiyle, hangi güç ile, hangi imkan ile insanları resmi olarak icbara sürüklemiş, zorlamış olabilir? Bunun kanıtı yoktur. Kamu görevlisi olmayan birinin icbar yapması mümkün değildir” dedi.
‘HAK EDİŞ ÖDEMESİ TEK KİŞİNİN SÖYLEMİYLE OLMAZ’
Hak ediş ödemelerine ilişkin baskı iddialarını da reddeden avukat, dosyanın tanıklarından Selahattin Artun’un önceki dönemlerde de işleyişin aynı şekilde yürüdüğünü anlattığını belirtti. Avukat savunmasında, “Ödeme süreçleri daire başkanları teknik ve idari takipleri sonrasında gerçekleştirilmektedir. Selahattin Artun’un verdiği bu beyan savcılığın bütün dosyaya yaydığı ödeme baskısı iddiasını boşa çıkarmaktadır. Hak ediş ödemesi tek kişinin söylemi ile açılıp kapanan bir idari dosya değildir” diye konuştu.
‘ORTADA ÖZNEL KAYGILAR VAR’
Dosyada yer alan iş insanlarının ifadelerine de değinen avukat, “Bir iş insanının belediye ile iş yaptığı için tedirgin olması başka bir şey, resmi olarak zorlama ve icbar altına alınması başka bir şeydir. Ali Yılmaz da anlatımlarında olayın gönüllü seçim desteği olduğunu söylemektedir. Hiçbir şekilde zorlama ve icbar söz konusu değildir” dedi.
Zeynep Kerimoğlu adına alındığı iddia edilen daireye ilişkin suçlamaları da reddeden avukat, “Yadoğlu’nun kendi ifadesinde müvekkilime milyon lirayı borç olarak verdiğini ve sonra geri vereceğini söylediği görülmektedir. Ayrıca Yusuf Yadoğlu ifadelerinde hiçbir şekilde zorlama ve icbardan bahsetmemektedir. Burada anlatılan şey öznel bir tedirginlik ve korkudur” ifadelerini kullandı.
Muhittin Böcek ve Gökhan Böcek’in söz konusu evi ödeme güçlerinin bulunduğunu da savunan avukat, “Muhittin Böcek ve Gökhan Böcek’in böyle bir zorlamaya ihtiyaçları olmadan bu evi ödeyebilecek güçleri olduğunu defaatle ifade etmişlerdir” dedi.
‘TİCARİ İLİŞKİ SUÇ İLİŞKİSİNE ÇEVRİLİYOR’
Belediye ile iş yapan şirketler üzerinden yürütülen suçlamaların ticari ilişkilerin suç ilişkisine dönüştürülmesi olduğunu savunan avukat, “Belediye ile iş yapmayan bir iş insanından alınan maddi miktar borç olarak sayılırken, belediye ile iş yapan bir iş insanından alınan para icbar ve zorlama dahilinde alınmış gibi değerlendirilmesi mantıklı değildir. Sonuç olarak Yadoğlu doğrudan borç verdiğini ifade etmektedir. Anlatılanlar kişilerin kaygılarından ibarettir” dedi.
Zeynep Kerimoğlu’nun boşanmak için alacağı iddia edilen 80 milyon TL’lik paranın Ali Yılmaz’ın iş yeri üzerinden ödendiği iddiasının da doğru olmadığını belirten avukat, bunun Konyaaltı bölgesinde yapılan bir müteahhitlik işinin bedeli olduğunu savundu. Avukat, “Bu bir ticari sözleşme ilişkisidir. Bir taraf 100 milyon TL istemiş, diğer taraf 80 milyon TL ödeyebileceğini ifade etmiştir. Bu bile ortada cebir ve zorlama olmadığını göstermektedir. Eğer cebir ile alınmış bir menfaat varsa bunun resmi şirket hesabından, kayıtlı bankacılık sistemi üzerinden gönderilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır” diye konuştu.
‘DELİLLER SOYADINA GÖRE DEĞERLENDİRİLEMEZ’
Savcılığın dosyada “Böcek” soyadını taşıyan kişilerin ifadelerini dikkate almadığını öne süren avukat, “Savcılık söz konusu dosyada soyadı Böcek olanların verdiği ifadeleri dikkate almayıp, soyadı farklı olanların verdiği ifadeleri dikkate almıştır. Kesinlikle cezai yaptırımlar kişilerin isimlerine ya da soyisimlerine göre değil, delil ve belgelere göre yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Savcılığın, Gökhan Böcek’in belediyedeki kamu gücünü iş insanlarına karşı kullandığı yönündeki değerlendirmesine de değinen avukat, “Tanık ifadelerinde Gökhan Böcek’in yaptıkları işlerde zarar ettikleri bile ortadadır” dedi.
Ekrem İmamoğlu ailesine verildiği iddia edilen 300 bin TL’lik yardıma ilişkin suçlamaların da zayıf delillere dayandığını öne süren avukat, “Bu durum, ‘çarpıcı ifade verirsem tahliye edilir ya da cezadan kurtulurum’ mantığından başka bir şey değildir” dedi.





