DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Forum X’in konuğu olarak Antalya’da düzenlenen toplantıya katıldı. Toplantıda DEVA Partisi Antalya İl Başkanı Özlem Arlıer, Forum X Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu, Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Ali Gönen, Denizcileşme Platformu Başkanı İzzet Ünlü ve Forum X üyeleri de yer aldı. Toplantıda konuşan Babacan, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumdan tarım ve turizm sektörlerinin yaşadığı sorunlara, yolsuzluk iddialarından nüfus artış hızındaki düşüşe kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

Toplantının açılışında kürsüye gelen, Forum X’in kuruluş amacının kentin bilgi birikimini ortak bir gelecek için harekete geçirmek olduğunu belirten Forum X Başkanı Mehmet Hacıarifoğlu, Antalya’nın potansiyelinin doğru kararlar ve süreklilikle değerlendirilebileceğini söyledi. Hacıarifoğlu, “Bir masanın değeri, etrafında kimlerin olduğu kadar o masaya neyle katkı sunduğuyla ölçülür. Forum X’i 5 ay önce kurarken kendimize, bu şehirde edinilmiş bilgi birikimini ortak geleceğimiz için nasıl harekete geçirebiliriz, diye sorduk. Aramızda kamuda da önemli görevler üstlenmiş insanlar var. Forum X’in pusulası, söylediğinin sonucunu ölçen, veriye dayalı, yaptığını takip eden bir anlayış. Antalya’nın güçlü potansiyelinin değere dönüşmesi için doğru kararlar ve süreklilik gerekiyor. Biz de bilgi birikimimizle bu sürece katkıda bulunmak istiyoruz” dedi.

Whatsapp Image 2026 11 06 At 11.14.48 (1)

ANTALYA’NIN POTANSİYELİ UMUTSUZLUĞA KURBAN EDİLMEMELİ

Antalya’nın yalnızca turizm ve belediyecilikle sınırlı olmayan büyük bir şehir olduğuna dikkat çeken Babacan, kentin kötü yönetim nedeniyle umutsuzluğa sürüklenmesini kabul edemeyeceklerini ifade etti. Babacan, “Antalya’da olduğumuzu duyunca birçok sivil toplum kuruluşu ve oda bizi davet etti. Dolayısıyla yoğun bir gündemle Antalya’da olacağız. Antalya sadece belediye anlamında büyükşehir değil, her şeyiyle büyük bir şehir. Turizmiyle, tarımıyla, sanayisiyle büyük bir şehir. Bu boyuttaki bir şehri Avrupa'ya oturtsanız 10 yılda Avrupa’nın en zengin lokasyonlarından, hatta en büyük ülkelerinden biri olur. Kötü yönetim var diye Antalya’nın umutsuzluğa kapılmasını kabul edemeyiz” diye konuştu.

COP31 ANTALYA İÇİN BÜYÜK FIRSAT

Antalya’nın COP31 sayesinde dünyanın ilgi odağı olacağını belirten Babacan, geçmişte Antalya’da düzenlenen G20 Zirvesi’ni hatırlattı. O dönemde başbakan yardımcısı olarak görev yaptığını belirten Babacan, “COP31 sayesinde bütün dünyanın ilgi odağı olacak bir şehir olacak Antalya. Bundan önceki bu tarz büyük toplantı G20’ydi. Antalya’da yapılan G20 Zirvesi’nde başbakan yardımcısıydım. O dönem G7 olduğu için G20’ye sadece bakanlar katılıyordu. Biz, gelişmekte olan ülkeler olmadan, sadece 7 ülkenin kararıyla dünyayla alakalı kararlar alınamayacağını söyledik. Bu anlayışla Antalya G20 Zirvesi yapıldı. Hâlâ insanların aklındadır o zirve” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2026 11 06 At 11.14.49

YÜKSEK FAİZ VE BASKILANAN KUR TURİZMCİYİ VURDU

Türkiye’de uygulanan ekonomi politikalarının turizm ve sanayi sektörlerini olumsuz etkilediğini savunan Babacan, yüksek faiz ve döviz kurunun baskılanmasının işletmeler üzerinde ciddi yük oluşturduğunu söyledi. Babacan, “Faiz ve dövizdeki sorunlar en çok turizmcileri etkiledi. Kredilerin üzerindeki yüksek faiz pek çok turizm kuruluşumuzu oldukça olumsuz etkiledi. Döviz kurunun baskılanmasıyla turizmcinin mağduriyeti iyiden iyiye arttı. Sanayide de aynı şey geçerli. Döviz kurunun etkisiyle Türkiye’nin dört bir yanında devasa fabrikalar kapanıyor. Bu yüksek faiz ve baskılanmış kur politikası devam ederse açık kalan devasa fabrikalar da kapanmaya devam edecek. Geçen hafta sadece Bursa’da on binlerce kişi işten çıkarıldı. Gerçekten sanayi kan ağlıyor” dedi.

“TÜRKİYE’NİN BİR TARIM POLİTİKASI YOK”

Tarım sektöründe planlama ve üretim politikalarının yetersiz olduğunu ileri süren Babacan, tarıma ayrılan bütçenin önemli bölümünün maliyetleri düşürmeye yönelik kullanılmadığını savundu. Babacan, “Türkiye’nin bir tarım politikası da yok. Politikasızlıktan meydana gelen sorunlar var. Üretimle ilgili tahminler, hangi ürünlerde fazlalık, hangi ürünlerde açık olduğu, ithalat ve ihracat kalemleri yönetilmiyor, programlanmıyor. Tarıma ayrılan bütçenin katbekat fazlası faize ödeniyor” diye konuştu.
Gıda enflasyonunun faiz artırılarak düşürülemeyeceğini belirten Babacan, sorunun temelinde üretim maliyetlerinin bulunduğunu söyledi. Babacan, “Sorun gıda enflasyonu. Gıda enflasyonu faizi yükselterek düşürülemez. Bunu nasıl hâlâ anlamadılar bilmiyorum. Domates üreten birine anlatsınlar, faizi yükseltip enflasyonun düşmesini. Çünkü Türkiye’de enflasyon talep kaynaklı değil, maliyet kaynaklı. Talep kaynaklı olsa belki faizle dizginlenebilir. Ancak bunu anlamadılar” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2026 11 06 At 11.14.47

“TARIMDA TALEP AZALIYOR”

Türkiye’de taze sebze ve meyve tüketim oranlarının düştüğünü belirten Babacan, bu durumun tarım sektöründeki sorunları daha da derinleştirdiğini ifade etti. Babacan, “Taze sebze tüketen vatandaşların oranı 2010’da yüzde 62 iken bugün yüzde 32’ye düşmüş. Zaten talep yok. Meyvede durum daha kötü. Günlük taze meyve tüketen kişi oranı 2010’da yüzde 57’den yüzde 27’ye düşmüş. Dolayısıyla tarımda talep zaten azalıyor. Enflasyonu düşürmenin yolu desteklerdir, maliyetleri düşürmektir. Maliyetlerin birçoğunu devletin karşılaması gerekiyor. Antalya bu tarz kötü yönetimin acısını çekiyor” dedi.

“MEMLEKETİN EKONOMİSİNİ VURDU ÇALINTILAR”

Konuşmasında yolsuzluk iddialarına geniş yer ayıran Babacan, son dönemde kamuoyunda yeniden gündeme gelen fon tartışmalarının ardından yolsuzluk konusunun daha rahat konuşulmaya başlandığını söyledi. Yolsuzlukların kamuoyunda bilindiğini savunan Babacan, “Son zamanlarda yolsuzluk kelimesi çok ağızlara alınmıyordu. Ancak fon meselesinden sonra yolsuzluk konusu tekrar dillendirilmeye başladı. İnsanlar daha rahat konuşmaya başladı. Çünkü zaten herkes ne olup bittiğini biliyor. Belediyelerde veya bakanlıklarda ne olup bittiğini, o şehirlerin iş adamları ve bakanlıklarla çalışanlar başta olmak üzere herkes biliyor” diye konuştu.

Hazine ve Maliye Bakanı’nın geçmişte fon piyasasındaki manipülasyondan haberdar olduklarına ilişkin açıklamasını hatırlatan Babacan, neden zamanında müdahale edilmediğini sorguladı. Yolsuzlukla mücadelede taviz verilmemesi gerektiğini vurgulayan Babacan, “Hazine Bakanı, ‘fonda manipülasyonun farkındayız’ dedi yıllar önce. Neden müdahale etmediniz? Neden insanların sırtına yüklemeyi beklediniz? Artık yolsuzluğu konuşmak zorundayız. Eskiden ‘Ufak tefek o çalıyor, bu çalıyor ama çalışıyor’ diyorlardı. Çalmasın arkadaşlar, çalmasın. Memleketin ekonomisini vurdu çalıntılar. Artık çalmasınlar” ifadelerini kullandı.

“170 MİLYAR DOLARDAN FAZLA KAYIP VAR”

Yolsuzluk iddialarının ekonomik sonuçlarına dikkat çeken Babacan, halka açık şirketlerdeki kayıpların 170 milyar doları aştığını öne sürdü. Halka açık olmayan şirketler de hesaba katıldığında ortaya çıkacak tablonun daha büyük olacağını savunan Babacan, “Sadece halka açık şirketlerde 170 milyar dolardan fazla kayıp var. Halka açık olmayan şirketlerle ortaya çıkacak rakamı siz düşünün. Üç beş kişi cebini dolduracak diye memleket ne hâle geldi. İktidarın yolsuzlukla olan bağını ve tavrını net olarak ortaya koyması lazım. Bunun için kanun çıkarılması gerekiyor. Belediyeler kanun çıkaramaz, merkezi hükümetin bunu yapması lazım” dedi.

GRECO’NUN 54 ÖNERİSİNDEN SADECE 10’U UYGULANDI

Türkiye’nin Avrupa Konseyi bünyesindeki Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO) kapsamında verdiği taahhütleri de gündeme getiren Babacan, yolsuzlukla mücadele için hazırlanan 54 maddelik önerinin yalnızca 10’unda adım atıldığını ileri sürdü. Milletvekilleri, bürokratlar, belediye başkanları ve kamu görevlileriyle ilgili düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Babacan, “Yolsuzlukla mücadele kapsamında Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olarak bize önerdiği GRECO sözleşmesi var. Bizim de altında imzamız var. GRECO, 54 maddede adım atmamızı istemiş. Milletvekilleri, belediye başkanları ve kamu görevlileriyle alakalı adımlar atılmasını istediler. Sadece 10 konuda adım atıldı. Yıllardır neden kalan 44 maddeyle alakalı adım atılmadı? Göstermelik bir iki yargı operasyonuyla insanların gözünü boyayamazsınız. Avrupa’nın yolsuzluk konusundaki mevzuatlarını uygulayalım. Bunlar birkaç ayda Meclis’ten geçer, zor değil” diye konuştu.

“KOL KIRILIR YEN İÇİNDE KALIR ANLAYIŞI YANLIŞ”

Yolsuzlukla mücadelede caydırıcı yaptırımların önemine işaret eden Babacan, siyasette ve kamuda hesap verebilirliğin esas alınması gerektiğini söyledi. Babacan, “54 maddeyi uygulayarak siyasi ahlak yasasını da çıkardığımız zaman yolsuzluklar sıfıra iner demiyorum ama çok azalır. Ben yakalanırsam yıllarca hapisten çıkamam korkusu herkeste olmalı. Yoksa bu iş çözülmez. Yolsuzluk dünyanın hiçbir yerinde sıfıra inmez ancak çok çok azalır. Artık insanların konuşması lazım. ‘Kol kırılır yen içinde kalır’ anlayışı yanlış. ‘Bu kişi bizim partinin başkanı, seslenmeyelim’ anlayışı da yanlış” dedi.

“EKONOMİ ARTIK BİR BEKA SORUNU”

Konuşmasının son bölümünde boşanma oranları ve doğurganlık hızındaki düşüşe değinen Babacan, ekonomik sorunların toplumsal yapıyı da etkilediğini savundu. Türkiye’de her 100 evliliğe karşılık 35 boşanma gerçekleştiğini, nüfusun sabit kalabilmesi için doğurganlık hızının 2,1 olması gerekirken bu oranın 1,42’ye gerilediğini belirten Babacan, “Bu da ekonomik sıkıntıların, büyüyen yolsuzlukların vurduğu ekonominin bir sonucu. Ekonomi artık çok net olarak bir beka sorunu olarak görülmeli. Yolsuzluk, metastaz yapmış kanser gibi tüm hücrelere yayılmıştır. Bunun kemoterapisi bahsettiğimiz yasaları çıkarmaktır. Benim dediğim ilaç kanseri temizler, bu ülke tekrardan sağlığına kavuşur” ifadelerini kullandı.

Muhabir: ZAFER GÜVENÇ