Kurban Bayramı öncesi milyonlarca vatandaşın memleketlerine ve tatil bölgelerine gitmek için yollara çıkmaya hazırlandığı Antalya’da, trafik yoğunluğunun artmasıyla birlikte uzmanlardan uyarılar gelmeye başladı. Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Antalya Şube Başkanı Abdullah Gökmen, özellikle bayram dönemlerinde yaşanan trafik kazalarının büyük bölümünün sürücü hataları ve ihmallerden kaynaklandığını belirterek, alınacak basit ama hayati önlemlerle çok sayıda kazanın önlenebileceğini söyledi.

Bayram trafiğinde sürücülerin aceleci davranmaması gerektiğini vurgulayan Gökmen, uzun yolculuklarda sürücünün fiziksel ve mental olarak kendisini hazırlamasının en az araç bakımı kadar önemli olduğuna dikkat çekti. Özellikle uykusuz şekilde direksiyon başına geçmenin büyük tehlike oluşturduğunu belirten Gökmen, trafik kazalarının önemli bir kısmının yorgunluk ve dikkat kaybı nedeniyle meydana geldiğini ifade etti.

Gökmen211

‘UYKUSUZ SÜRÜŞ KAZAYI KAÇINILMAZ HALE GETİRİYOR’
Bayram tatillerinde artan trafik yoğunluğunun sürücüler üzerindeki stresi artırdığını kaydeden Abdullah Gökmen, “Sürücülerin mutlaka dinlenmiş şekilde yola çıkması gerekiyor. Özellikle gece boyunca uyumadan ya da birkaç saatlik kısa bir uykuyla direksiyon başına geçmek son derece tehlikeli ve ciddi sonuçlar doğurabilecek bir durumdur. İnsan bedeni uzun süre uykusuz kaldığında refleksler belirgin şekilde yavaşlıyor, dikkat seviyesi düşüyor ve sürücünün çevresindeki riskleri algılama süresi uzuyor. Sürücü çoğu zaman kendisini iyi hissettiğini düşünse bile beynin verdiği reaksiyonlar aynı performansta olmuyor. Bu durum özellikle uzun ve monoton yollarda daha büyük risk oluşturuyor. Direksiyon başında birkaç saniyelik dalgınlık bile aracın onlarca metre kontrolsüz şekilde ilerlemesine neden oluyor. Özellikle yüksek hızlarda yapılan sürüşlerde bu durum ölümcül kazalara yol açabiliyor. Bayram dönemlerinde yaşanan ağır kazaların önemli bir kısmının temelinde yorgunluk ve uykusuzluk bulunuyor. Sürücülerin ‘bir an önce gideceğim yere ulaşayım’ düşüncesiyle kendilerini zorlamaması gerekiyor. Yolculuk birkaç saat geç bitebilir ancak önemli olan herkesin sağ salim sevdiklerine kavuşmasıdır” dedi.

‘YOLCULUK ÖNCESİ PLANLAMA HAYAT KURTARIYOR’
Yola çıkmadan önce detaylı bir planlama yapılmasının büyük önem taşıdığını belirten Gökmen, “Sürücülerin sadece navigasyon uygulamalarına güvenerek yola çıkması yeterli değil. Yol çalışmaları, kapanan yollar, yoğunluk yaşanan bölgeler ve hava koşulları önceden incelenmeli. Özellikle yağışlı hava, sis, kuvvetli rüzgâr ya da ani sıcaklık değişimleri sürüş güvenliğini doğrudan etkileyebiliyor. Yolculuk süresi planlanırken bu ihtimaller mutlaka göz önünde bulundurulmalı. Ayrıca araç içerisinde bulunması gereken ekipmanların eksiksiz olması gerekiyor. Yedek lastik, kriko, bijon anahtarı, reflektör, yangın söndürme tüpü gibi ekipmanlar hayati önem taşıyor. Basit görünen bir eksiklik bile yol ortasında sürücüyü ve yolcuları zor durumda bırakabiliyor. Bunun yanında sürücülerin hava şartlarına uygun kıyafet seçmesi de önemli. Gece serinliği, yağmur ya da uzun süre araç içerisinde kalmak sürüş konforunu ve sürücünün dikkatini olumsuz etkileyebiliyor” ifadelerini kullandı.

‘KARANLIKTA YAPILAN SÜRÜŞ RİSKLERİ ARTIRIYOR’
Sürüşlerin mümkün olduğunca gündüz saatlerinde yapılmasını öneren Gökmen, “Karanlıkta sürüşler büyük oranda araç farlarının aydınlatmasıyla gerçekleştiriliyor. Ancak farların aydınlatma kapasitesi her tehlikeyi zamanında fark etmek için yeterli olmayabiliyor. Özellikle yoldaki çukurlar, silinmiş yol çizgileri, aniden yola çıkan hayvanlar, kontrolsüz şekilde duran araçlar ya da diğer araçların mesafesini doğru değerlendirememek ciddi risk oluşturuyor. Gece saatlerinde sürücünün biyolojik ritmi de uykuya daha yatkın hale geliyor. Bu nedenle gece sürüşlerinde dikkat kaybı çok daha sık yaşanıyor. Sürücü kendisini iyi hissetse bile vücut belirli saatlerden sonra dinlenmek istiyor. Bu biyolojik bir durumdur ve kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Özellikle sabaha karşı yapılan sürüşler trafik kazası riskinin en yüksek olduğu zaman dilimleri arasında yer alıyor” diye konuştu.

‘HER 2 SAATTE BİR MOLA VERİLMESİ GEREKİYOR’
Uzun yolculuklarda sürücünün sürekli direksiyon başında kalmasının dikkat kaybına neden olduğunu belirten Gökmen, “Tek seferde 2 saat 15 dakikayı aşan sürüşler uzun mesafe sürüşü olarak değerlendirilir. Bu nedenle sürücüler en geç 2-2,5 saatte bir mola vermeli. Sürekli direksiyon başında kalmak hem fiziksel hem de zihinsel yorgunluğu artırıyor. Bir süre sonra sürücü farkında olmadan aynı noktaya odaklanıyor ve çevresel tehlikeleri geç algılamaya başlıyor. Molalarda araçtan inilmesi, kısa yürüyüş yapılması, temiz hava alınması ve basit egzersizlerle kan dolaşımının desteklenmesi gerekiyor. Sürücünün birkaç dakika bile olsa zihinsel olarak dinlenmesi dikkat seviyesini yeniden yükseltebilir. Yolculuğu daha hızlı bitirmek için mola vermemek büyük hata olur. Kazaların önemli bir kısmı sürücünün kendisini gereğinden fazla zorlaması nedeniyle meydana geliyor” dedi.

‘TELEFON KULLANIMI BÜYÜK RİSK OLUŞTURUYOR’
Sürüş sırasında cep telefonu kullanımının kazaların en önemli nedenlerinden biri olduğunu belirten Gökmen, “Araç kullanırken telefonla konuşmak, mesaj yazmak, sosyal medya kontrol etmek ya da navigasyon dışında telefona odaklanmak ciddi risk oluşturuyor. Sürücünün gözü birkaç saniyeliğine telefona kaydığında bile araç onlarca metre boyunca kontrolsüz şekilde ilerliyor. Bu birkaç saniyelik dikkat kaybı özellikle yoğun trafikte zincirleme kazalara neden olabiliyor. Sürücüler çoğu zaman ‘kısa bir mesajdan bir şey olmaz’ diye düşünüyor ancak trafik kazalarının önemli bir kısmı tam da bu ihmaller nedeniyle yaşanıyor. Ayrıca araç içerisindeki tartışmalar, yüksek sesli konuşmalar ya da sürücünün moralini bozacak konular da dikkat kaybına yol açabiliyor. Bayram yolculuklarında aile içi stres ya da acele duygusu sürücünün psikolojisini olumsuz etkileyebiliyor. Sürücünün zihni yalnızca yolda olmalı. Acil durumlarda mutlaka güvenli bir noktada durularak iletişim kurulmalı” dedi.

‘EMNİYET KEMERİ ARKA KOLTUKTA DA ZORUNLU’
Emniyet kemeri kullanımının yalnızca ön koltukta değil arka koltukta oturan yolcular için de hayati önem taşıdığını vurgulayan Gökmen, “Kaza anında emniyet kemeri takmayan arka koltuk yolcuları hem kendi hayatlarını hem de araç içerisindeki diğer kişilerin hayatını riske atıyor. Çarpışma anında araç içindeki savrulma çok ciddi yaralanmalara neden olabiliyor. Emniyet kemeri yalnızca yasal zorunluluk değil, hayat kurtaran bir güvenlik önlemidir. Ne kadar kısa mesafe olursa olsun araç hareket ettiği anda herkes kemerini takmalı. Ayrıca sürücüler diğer sürücülerin nasıl davranacağını önceden bilemez. Karşıdaki sürücü yorgun olabilir, dikkati dağılmış olabilir ya da trafik kurallarını yeterince bilmiyor olabilir. Bu nedenle herkes kendi güvenli sürüşüne odaklanmalı ve risk oluşturabilecek davranışlardan kaçınmalıdır” diye konuştu.

‘ARAÇ BAKIMI İHMAL EDİLMEMELİ’
Bayram yolculuğu öncesinde araçların teknik kontrollerinin mutlaka yapılması gerektiğini belirten Gökmen, “Fren sistemi, aydınlatmalar, akü, motor bakımı, silecekler ve lastikler mutlaka kontrol edilmeli. Özellikle yaz aylarında uzun yol yapan araçlarda lastik sorunları ciddi kazalara neden olabiliyor. Lastiklerde yırtık, çatlak ya da aşırı aşınma olmamalı. Lastik hava basınçları ise mutlaka fabrikanın önerdiği değerlerde olmalı. Yanlış hava basıncı hem yakıt tüketimini artırıyor hem de aracın yol tutuşunu olumsuz etkiliyor. Ayrıca sürücüler ön camdaki çatlakları da önemsemeli. Küçük gibi görünen bir çatlak bile gece sürüşlerinde görüşü ciddi şekilde bozabiliyor ve sürüş güvenliğini tehlikeye atabiliyor” dedi.

‘PANİK EN BÜYÜK RİSKTİR’
Araç arızası ya da zorunlu duruş durumlarında sürücülerin sakin davranması gerektiğini belirten Gökmen, “Araç mümkün olan en kısa sürede güvenli bir alana çekilmeli. Viraj içleri, tepe üstleri ve görüşün kısıtlı olduğu alanlarda kesinlikle durulmamalı. Dörtlü ikaz lambaları hemen yakılmalı ve reflektörler uygun mesafeye yerleştirilmeli. Özellikle otoyollarda yolcuların bilinçsiz şekilde araçtan çıkması büyük risk oluşturuyor. Böyle durumlarda yolcular mutlaka bariyer arkası gibi güvenli alanlarda beklemeli. Gece koşullarında reflektif yelek kullanılması görünürlük açısından büyük önem taşıyor. Bu tür olaylarda sürücünün sakin ve yönlendirici olması gerekiyor. Panik yapılması mevcut riski daha da büyütüyor. Kontrolsüz hareket etmek yerine planlı ve dikkatli davranmak hayat kurtarır. Unutulmamalıdır ki trafikte en önemli unsur sakin kalabilmek ve doğru karar verebilmektir” dedi.

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA/ÖZEL HABER