Son yıllarda akran zorbalığının yaygınlaşması, uzmanların ve velilerin endişelerini artırıyor. Yapılan araştırmalar, Türkiye’de her 3 çocuktan 1’inin akran zorbalığına maruz kaldığını ortaya koyuyor. Zorbalık; fiziksel şiddet, dışlama, alay etme, küçük düşürme, tehdit, sosyal medyada ifşa ve dijital taciz gibi farklı biçimlerde kendini gösterebiliyor.
HANGİ YAŞLARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR?
Akran zorbalığının en çok ilkokulun son yılları ile ortaokul döneminde, yani 9–14 yaş aralığında ortaya çıktığını belirten Uzman Psikolog Anıl Yıldız, “Bu yaşlarda çocuklar, kendi kimliklerini keşfetmeye ve sosyal çevrelerinde kendilerini kabul ettirmeye çalışırlar. Arkadaş gruplarına ait olma ihtiyacı ön plana çıkar ve popülerlik, sosyal statü gibi kavramlar çocukların gündeminde daha çok yer edinir. Bu dönemde duygularını kontrol etme ve öfke yönetimi becerileri henüz tam olarak gelişmediği için çocuklar, güç gösterisi yapmak, başkalarını dışlamak veya alay etmek gibi davranışlara daha yatkın olabilir. Bu durum, hem zorbalığa maruz kalan çocuk hem de zorbalık yapan çocuk açısından ciddi sosyal ve duygusal sorunlar doğurabilir” dedi.
Ergenlik döneminde fiziksel zorbalığın azalabileceğini söyleyen Yıldız, “Sözlü zorbalık ve sosyal dışlama devam edebilir. Günümüzde siber zorbalığın da eklenmesiyle, zorbalığın yaş aralığı daha da genişledi” diye konuştu.

ZORBALIĞIN ÇOCUK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ CİDDİ
Zorbalığa maruz kalan çocuklarda özgüven kaybının yaşandığını vurgulayan Yıldız, “Zorbalığa uğrayan çocuk, kendisini değersiz, yetersiz ve kabul edilmeyen biri olarak görmeye başlayabilir. ‘Ben yetersizim, bende bir sorun var’ gibi düşünceler zamanla içselleşir ve çocuğun kendine güvenini ciddi şekilde sarsar. Bu düşünceler, çocuğun hem sosyal ilişkilerini hem de okul başarısını doğrudan etkiler” dedi.
Kaygı ve korkunun da sık görülen etkiler arasında olduğunu ifade eden Yıldız, “Zorbalık nedeniyle çocuk, okula gitmek istemeyebilir, karın ağrısı veya baş ağrısı gibi psikosomatik belirtiler gösterebilir. Bazı çocuklar kendilerini içine kapanarak sessiz bir şekilde tepki verirken, bazıları ise öfke ve saldırganlık gibi davranışlarla duygularını dışa vurabilir. Bu, çocuğun ruh sağlığı üzerinde uzun vadeli olumsuz etkiler yaratabilir. Uzun vadede depresyon belirtileri, sosyal ilişkilerden kaçınma, güven problemleri ve akademik başarının düşmesi gibi riskler bulunuyor” şeklinde konuştu.
‘ERKEN FARK EDİLMESİ ÇOK ÖNEMLİ’
Yıldız, “Zorbalığa maruz kalan çocuklar çoğu zaman yaşadıkları durumu kimseyle paylaşmakta zorlanır. Utanabilir, kendini suçlayabilir veya durumu daha da kötüleştirir korkusuyla sessiz kalabilirler. Bu nedenle yetişkinlerin, özellikle ebeveynlerin ve öğretmenlerin çocukların davranışlarındaki değişiklikleri yakından gözlemlemesi, küçük sinyalleri fark etmesi ve çocuğa destek olabilmesi çok önemlidir. Erken müdahale, çocuğun hem duygusal hem de akademik gelişimi için büyük fark yaratır” dedi.




