Dondurulmuş veya konserve bir gıdanın sağlıklı olup olmadığını belirleyen tek unsur saklama yöntemi değil. Ürünün nasıl hazırlandığı, hangi bileşenleri içerdiği ve ne kadar doğru saklandığı da büyük önem taşıyor.

BESİN DEĞERİNİ KORUYOR

Sebze ve meyveler, hasattan sonra uygun koşullarda kısa sürede dondurulduğunda içerdikleri vitamin ve minerallerin önemli bir bölümünü koruyabiliyor. Bu nedenle dondurulmuş bezelye, ıspanak, brokoli, fasulye ve meyveler sağlıklı beslenmenin bir parçası olabiliyor.

Üstelik mevsiminde toplanıp hızla dondurulan bazı ürünler, uzun süre taşınan veya buzdolabında günlerce bekletilen taze ürünlere kıyasla besin değerini daha iyi koruyabiliyor.

Ancak bu durum bütün dondurulmuş ürünlerin aynı özellikte olduğu anlamına gelmiyor. İçerisine fazla tuz, yağ, krema veya sos eklenmiş hazır ürünlerin besin profili farklılaşıyor. Bu nedenle sade dondurulmuş sebzeler, hazır soslu karışımlara göre daha iyi bir tercih olabiliyor.

TUZ VE ŞEKER AYRINTISI

Konserve yöntemi, gıdaların uygun ısıl işlem ve hava geçirmez ambalajlama sayesinde uzun süre saklanmasını sağlıyor. Bununla birlikte üretim sırasında uygulanan yüksek sıcaklık, C vitamini ve bazı B grubu vitaminleri gibi ısıya duyarlı besin öğelerinde kayba neden olabiliyor.

Konserve ürünlerde dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise ilave tuz ve şeker. Özellikle konserve bakliyat ve sebzelerde yüksek sodyum bulunabilirken, şuruplu meyve konservelerinde şeker miktarı artabiliyor.

Bu nedenle alışveriş sırasında ürünün yalnızca fiyatına ve son tüketim tarihine değil, besin değerleri tablosuna ve içindekiler bölümüne de bakılması gerekiyor.

BU HATAYI YAPMAYIN

Konserve nohut, fasulye, bezelye ve mısır gibi ürünler pratik yemek hazırlamak isteyenler için kolaylık sağlıyor. Ancak bu ürünlerin süzülerek temiz suyla durulanması, yüzeydeki tuzun ve sodyumun bir bölümünün uzaklaştırılmasına yardımcı olabiliyor.

Meyve konservelerinde ise yoğun şekerli şurup yerine kendi suyunda veya ilave şekersiz hazırlanan seçeneklerin tercih edilmesi daha uygun bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.

AMBALAJIN GÖRÜNÜMÜ DE ÖNEMLİ

Gıda güvenliği açısından konserve kutularının fiziksel durumu mutlaka kontrol edilmeli. Şişmiş, sızıntı yapan, dikiş yerleri hasar görmüş veya belirgin şekilde zarar görmüş kutular tüketilmemeli. Açıldığında olağan dışı koku, köpürme ya da başka bozulma belirtileri görülen ürünler de kullanılmamalı.

Özellikle botulizm gibi ciddi zehirlenmelere yol açabilen tehlikeler nedeniyle şüpheli konservelerin tadına bakarak kontrol edilmesi doğru değil.

Dondurulmuş ürünlerde ise soğuk zincirin korunması gerekiyor. Çözülüp yeniden donmuş olabileceğini düşündüren, ambalajı hasarlı veya saklama koşulları uygun olmayan ürünlerden kaçınılmalı.

HANGİSİNİ TERCİH ETMEK GEREKİYOR?

Taze, dondurulmuş ve konserve gıdalar arasında her koşulda geçerli tek bir üstünlük sıralaması yapmak doğru değil. Mevsiminde tüketilen taze ürünler iyi bir seçenek olsa da uygun koşullarda dondurulmuş sebze ve meyveler de besleyici bir alternatif sunuyor. Konserve ürünler ise doğru seçildiğinde özellikle bakliyat tüketimini kolaylaştırabiliyor.

Önemli olan, alışverişte ürünün içeriğini incelemek, gereksiz tuz ve ilave şekerden kaçınmak ve saklama koşullarına dikkat etmek.

Kısacası, dondurulmuş veya konserve gıdaları tamamen sağlıksız kabul etmek doğru değil. Sağlıklı bir tercih yapmanın yolu, ambalajın üzerindeki bilgileri doğru okumaktan ve ürünün niteliğine dikkat etmekten geçiyor.

Muhabir: MÜRÜVET ÇETİN