ÖZEL HABER

Ekonomi psikolojiyi de etkiliyor

Türkiye’de milyonlarca kişinin geçim sıkıntısı, yalnızca ekonomik değil psikolojik etkiler de yaratıyor. Uzmanlar hayat pahalılığı ve asgari ücret yetersizliğinin ruh sağlığını doğrudan etkilediğine dikkat çekiyor

Türkiye’de 11 milyondan fazla kişi asgari ücretle geçinirken, hayat pahalılığı bireylerde kaygı, stres ve umutsuzluk gibi psikolojik sorunları tetikliyor. Uzman Psikolog Anıl Yıldız, ekonomik baskının sadece maddi değil, ruh sağlığı açısından da ciddi bir yük oluşturduğunu, kronik stresin aile ilişkilerini, sosyal hayatı ve bedensel sağlığı olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.

Türkiye’de en az 11,2 milyon kişi asgari ücretle çalışıyor. Ancak asgari ücretli ve emeklilerin geçim için yetersiz kalması, bireylerde ciddi psikolojik sorunlara yol açıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Yaşam Memnuniyeti Araştırması 2025 sonuçlarına göre, vatandaşların yüzde 31,3’ü hayat pahalılığını ülkenin en önemli sorunu olarak görüyor. Bunu yüzde 16,5 ile yoksulluk ve yüzde 16,1 ile eğitim takip ediyor.

EKONOMİK ZORLUKLAR RUH SAĞLIĞINI OLUMSUZ ETKİLİYOR
Ekonomik sorunların yalnızca maddi değil, aynı zamanda psikolojik bir yük oluşturduğunu belirten Uzman Psikolog Anıl Yıldız, “Milyonlarca insanın asgari ücretle çalışması ve bu gelirin temel ihtiyaçları karşılamada yetersiz kalması, ruh sağlığını doğrudan etkileyen bir durumdur” dedi.

Geçim sıkıntısının beyinde sürekli tehdit algısı yarattığını vurgulayan Yıldız, “İnsan psikolojisinde en temel ihtiyaç güvenliktir. Barınma, beslenme, faturaları ödeme gibi temel gereksinimler karşılanamadığında beyinde sürekli bir tehdit algısı oluşur. Kişi hayatta kalma moduna geçer. Bu durum uzun süre devam ettiğinde kronik stres ortaya çıkar. Kronik stres ise kaygı bozuklukları, uyku problemleri, dikkat dağınıklığı ve tahammülsüzlük gibi sorunlara yol açabilir” diye konuştu.

GEÇİM SIKINTISI ÖZGÜVENİ VE UMUDU ETKİLİYOR
Maddi sıkıntı yaşayan bireylerde yetersizlik, değersizlik ve umutsuzluk duygularının öne çıktığını ifade eden Yıldız şu ifadelere yer verdi; “Özellikle çalışan ama yine de geçinemeyen kişi, ‘Ben çalışıyorum ama karşılığını alamıyorum’ düşüncesine kapılır. Bu durum zamanla özgüveni zedeler. Kişi kendini başarısız gibi hissetmeye başlayabilir, oysa sorun bireysel değil yapısaldır.”

Hayat pahalılığının sürekli gündemde olmasının toplumsal kaygıyı artırdığını belirten Yıldız, “İnsanlar geleceği planlamakta zorlanır. Ev almak, çocuk sahibi olmak, tatil yapmak gibi hedefler ulaşılmaz görünmeye başlar. Gelecek umudunun zayıflaması ise depresif belirtileri artırır. Çünkü umut, ruh sağlığının en önemli koruyucu faktörlerinden biridir” diye konuştu.

AİLE VE SOSYAL HAYAT DA ETKİLENİYOR
Maddi stresin aile ilişkilerini de etkilediğini belirten Yıldız, “Maddi sıkıntı çiftler arasında tartışmaları artırabilir. Ebeveynler çocuklarına istediklerini alamadıklarında suçluluk yaşayabilir. Bu da aile içinde gergin bir atmosfer oluşturur. Uzun vadede sosyal geri çekilme de görülebilir. Kişi arkadaş ortamlarından uzaklaşabilir çünkü harcama yapması gereken ortamlardan kaçınmak isteyebilir. Bu da yalnızlık hissini artırır” dedi.

Ekonomik kaygı yaşayan bireylerde bedensel belirtilerin de sık görüldüğünü söyleyen Yıldız şunları söyledi: “Mide sorunları, baş ağrıları, kas gerginliği gibi psikosomatik yani tıbbi nedeni olmayan, stres sonrasında oluşan şikayetler artabilir. Zihin rahat olmadığında beden de rahat olmaz.”

EKONOMİ VE PSİKOLOJİ BİRLİKTE ELE ALINMALI
Geçim sıkıntısının çok boyutlu bir sorun olduğunu vurgulayan Yıldız, “Geçim sıkıntısı yalnızca bir gelir meselesi değil, güvenlik duygusunu, özsaygıyı, umut hissini ve sosyal ilişkileri etkileyen çok boyutlu bir psikolojik sorundur. Bu nedenle ekonomik sorunları yalnızca finansal değil, ruh sağlığı perspektifinden de ele almak gerekir. İnsan sadece karnı doyduğunda değil, kendini güvende ve değerli hissettiğinde gerçekten iyi olur” dedi.