Artan hayat pahalılığı ve ekonomik belirsizliklerin bireylerde stres düzeyini her geçen gün artırdığı, uzun süreli stresin yalnızca ruh sağlığını değil fiziksel sağlığı da ciddi şekilde tehdit ettiği belirtilirken, bu sürecin beyin ve vücut üzerinde zincirleme etkiler yarattığına dikkat çekildi.
‘STRES SADECE PSİKOLOJİK DEĞİL’
Modern yaşamın hızının stresi kaçınılmaz hale getirdiğini belirten Yıldız, “Modern yaşamın hızıyla birlikte artık adeta bir gölge gibi bizi takip eden stres, yalnızca zihnimizde gelip geçen huzursuz düşünceler ya da geçici bir can sıkıntısı değildir. Stres, vücudumuzun her hücresinde hissedilen, biyolojik ve kimyasal bir fırtınadır. Klinik gözlemlerime dayanarak şunu açıkça söyleyebilirim ki, insanların en büyük yanılgılarından biri stresi hafife alarak sadece ruh haliyle ilgili bir durum olarak değerlendirmeleridir. Oysa stres, beynimizden başlayarak bağışıklık sistemimize, sindirim sistemimize ve hatta kas yapımıza kadar uzanan çok katmanlı bir zincirleme reaksiyondur ve etkileri düşündüğümüzden çok daha derindir” dedi.
‘BEYİN TEHLİKEYİ YANLIŞ YORUMLUYOR’
Stresin beynin derinliklerindeki amigdala bölgesinin alarm vermesiyle başladığını ifade eden Yıldız, “İlkel atalarımız için bu alarm sistemi, ormanda karşılaşılan gerçek bir tehlikeye karşı hayat kurtarıcı bir mekanizmaydı. Ancak günümüzde beynimiz, bitmeyen iş toplantılarını, yoğun trafik stresini, ekonomik kaygıları ya da ödenmemiş faturaları da aynı şekilde hayati bir tehdit gibi algılıyor. Bu algı devreye girdiği anda vücudumuz otomatik olarak savaş ya da kaç moduna geçiyor. Böbrek üstü bezlerinden kortizol ve adrenalin hormonları hızla salgılanıyor, kalp atışlarımız artıyor, kaslarımız geriliyor ve nefes alışverişimiz yüzeyselleşiyor. Yani aslında ortada fiziksel bir tehlike olmasa bile bedenimiz sürekli bir alarm halinde yaşamaya başlıyor” diye konuştu.
‘KRONİK STRES SAĞLIĞI BOZUYOR’
Stresin kronik hale gelmesiyle birlikte beynin karar verme merkezi olan prefrontal korteksin işlev kaybı yaşadığını belirten Yıldız, “Stres kısa süreli olduğunda yönetilebilir bir durumdur ancak kronik hale geldiğinde beynin en önemli işlevlerinden sorumlu olan prefrontal korteks ciddi şekilde etkilenir. Bu durum bireylerde odaklanma güçlüğü, unutkanlık, sağlıklı karar verememe ve zihinsel yorgunluk gibi belirtilerle kendini gösterir. Uzun süre yüksek düzeyde kortizole maruz kalan beyin adeta bir kısa devre yapar. Bu da kişiyi depresyon, kronik anksiyete ve tükenmişlik sendromu gibi ciddi psikolojik sorunlara daha açık hale getirir. Aynı zamanda vücut da bu duruma tepkisiz kalmaz; sindirim sistemi problemleri, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve geçmeyen kas ağrıları gibi fiziksel şikayetler ortaya çıkar” ifadelerini kullandı.
ÇÖZÜM İÇSEL DENGEYİ SAĞLAMAKTA
Stresle başa çıkmanın dış dünyayı değiştirmekten çok içsel dengeyi sağlamakla mümkün olduğunu vurgulayan Yıldız, “Stresle mücadele etmek çoğu zaman dış koşulları tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Asıl önemli olan, kendi içimizde yaşadığımız bu kimyasal ve biyolojik süreci yönetebilmeyi öğrenmektir. Zihnimiz sürekli bir tehlike algısı üretirken, ona güvende olduğumuzu hatırlatacak küçük ama etkili adımlar atmak büyük önem taşır. Gün içinde verilen kısa molalar, bilinçli nefes egzersizleri ve kişinin kendisine karşı daha anlayışlı ve şefkatli olması, beynin yeniden dengelenmesini sağlayan güçlü araçlardır. Unutmamak gerekir ki bedenimiz, zihnimizin aynasıdır; zihnimizi sakinleştirdiğimizde bedenimiz de bu sakinliğe uyum sağlayarak bize olumlu geri dönüşler sunar” dedi.