Gençlerin geleceğe dair umutsuzluğunun bireysel nedenlerden değil, toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerden kaynaklandığını belirten Uzman Sosyolog Funda Alpaslan Talay, fırsat eşitsizliğinin gençlerin hayata bakışını ve gelecek planlarını doğrudan etkilediğini söyledi. Talay, gençlerin emeklerinin karşılığını alamayacaklarına dair inançlarının her geçen gün güçlendiğini, bunun ise umut duygusunu zayıflatarak toplumsal sorunları derinleştirdiğini ifade etti.
‘GELECEK KAYGISI BÜYÜYOR’
Günümüzde gençlerin yalnızca ekonomik zorluklarla değil, aynı zamanda geleceğe yönelik belirsizliklerle de mücadele ettiğini belirten Talay, “Gençlerin geleceğe dair yaşadığı umutsuzluk ile toplumsal eşitsizlikler arasında doğrudan ve güçlü bir ilişki bulunuyor. Bugün birçok genç, ne kadar çalışırsa çalışsın, ne kadar eğitim alırsa alsın hak ettiği yaşam standardına ulaşamayacağını düşünüyor. Üniversite diplomasına sahip olmanın artık tek başına iyi bir iş ya da güvenli bir gelecek anlamına gelmediğine inanıyorlar. Eğitimlerini tamamlasalar bile iş bulamayacaklarını, iş bulsalar dahi düşük ücretli, güvencesiz ve geleceği garanti etmeyen çalışma koşullarıyla karşı karşıya kalacaklarını düşünüyorlar. Toplumda fırsatların adil şekilde dağıtılmadığına yönelik güçlü bir algının oluşması, gençlerin hayal kurmasını ve uzun vadeli gelecek planları yapmasını zorlaştırıyor. İnsanlar emeklerinin karşılığını alacaklarına inanmadıklarında motivasyonlarını kaybediyor, geleceğe umutla bakmakta zorlanıyor” dedi.

YAPISAL SORUNLARA DİKKAT ÇEKTİ
Gençlerde görülen umut kaybının yalnızca psikolojik nedenlerle açıklanamayacağını ifade eden Talay, “Umut kaybını sadece bireysel bir ruh hâli ya da psikolojik bir sorun olarak değerlendirmek doğru değildir. Bu durum, uzun yıllardır biriken yapısal eşitsizliklerin, ekonomik adaletsizliklerin ve sosyal dışlanmanın doğal bir sonucudur. İnsanlar emeklerinin değer görmediğine, hak ettikleri fırsatlara ulaşamayacaklarına inandıklarında yalnızca umutlarını değil, hedef belirleme ve gelecek inşa etme güçlerini de kaybediyorlar. Özellikle gençler, emeklerinin karşılığını alamayacaklarını düşündüklerinde eğitim, kariyer ve yaşam planlarını ertelemeye ya da tamamen vazgeçmeye başlayabiliyor. Bu da yalnızca bireyleri değil, toplumun geleceğini de olumsuz etkileyen önemli bir sorun hâline geliyor” diye konuştu.
‘KALICI ÇÖZÜM ADİL VE KAPSAYICI SİSTEMDEN GEÇİYOR’
Gençlerin umutlarını yeniden kazanabilmesi için yalnızca bireysel gelişim önerilerinin yeterli olmayacağını belirten Talay, “Gençlere sürekli 'daha çok çalış', 'kendini geliştir', 'daha fazla çaba göster' demek tek başına çözüm üretmez. Elbette bireysel gelişim önemlidir ancak insanlar ne kadar çaba gösterirse göstersin emeklerinin karşılığını alamayacaklarına inanıyorsa bu tavsiyelerin etkisi sınırlı kalacaktır. Asıl ihtiyaç duyulan şey, emeğin değer gördüğü, fırsatların adil biçimde dağıtıldığı, herkesin kendisini eşit ve güvende hissedebildiği kapsayıcı bir toplumsal düzenin oluşturulmasıdır. Psikolojik ve sosyal destek mekanizmaları gençlerin yaşadığı sorunlarla baş etmelerinde önemli katkılar sağlayabilir ancak yapısal eşitsizlikler ortadan kaldırılmadan kalıcı bir iyileşme beklemek gerçekçi değildir. Gençler kendilerini güvende, değerli ve toplumun eşit bir parçası olarak hissettiklerinde geleceğe dair umutları da yeniden güçlenecektir. Umudu yeniden inşa etmenin yolu, eşitsizliklerle kararlı ve sürdürülebilir bir mücadele yürütmekten geçmektedir” ifadelerini kullandı.





