Antalya’da sıcaklarının artmasıyla birlikte ısınan hava nedeniyle sokakta satılan ambalajlı sulara olan talep de yükseldi. Ancak uzmanlar, bu tür suların taşıdığı risklere dikkat çekerek vatandaşları daha bilinçli tüketim konusunda uyarıyor. Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, özellikle kaynağı ve saklama koşulları belirsiz olan suların ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.
Günlük yaşamda pratikliği ve düşük maliyeti nedeniyle yaygın olarak tercih edilen plastik su şişeleri, üretim süreçlerinden kullanım şekillerine kadar birçok tartışmayı da beraberinde getiriyor. Plastikler, petrol veya doğal gazdan elde edilen hidrokarbonların yüksek sıcaklıklarda işlenmesiyle oluşturulurken, farklı monomerlerin birleşmesiyle çeşitli plastik türleri ortaya çıkıyor. Su şişeleri ise genellikle geri dönüştürülebilir özellikte olan termoplastik malzemelerden üretiliyor.
‘PLASTİK ŞİŞELERDE GÖRÜNMEYEN TEHLİKE’
Plastik şişelerin bilinçsiz kullanımı hem kimyasal hem de mikrobiyolojik riskleri beraberinde getirdiğini belirten Ali Manavoğlu, “Özellikle uzun süre kullanılan, güneş altında bekletilen ya da tekrar tekrar doldurulan şişelerde zararlı maddeler suya geçebiliyor. Antimon, BPA ve ftalat gibi kimyasalların yüksek sıcaklıkla birlikte çözünerek suya karışabilir. Bu maddeler uzun vadede insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. En büyük risk çoğu zaman kimyasal değil, bakteriyeldir. Şişeden doğrudan içmenin ağız yoluyla bakterilerin suya taşınmasına neden olur. Oda sıcaklığında bekleyen sularda ise mikroorganizmaların hızla çoğalabilir” dedi.

‘ETİKETSİZ SULAR DENETİM DIŞIDIR’
Sokakta satılan suların denetim süreçlerinden geçip geçmediğinin çoğu zaman bilinmediğine dikkat çeken Ali Manavoğlu, “Vatandaşlarımızın özellikle yaz aylarında serinlemek amacıyla sokaktan su temin etme eğilimi artıyor. Ancak burada en önemli konu, o suyun gerçekten güvenilir bir kaynaktan gelip gelmediğidir. Bir suyun güvenli kabul edilebilmesi için üzerinde mutlaka Sağlık Bakanlığı onayı, üretim yeri, dolum tarihi ve son kullanma tarihi gibi bilgilerin yer alması gerekir. Bu bilgilerin eksik olduğu ya da hiç bulunmadığı ürünler, tamamen denetim dışı kabul edilmelidir. Denetim dışı bir ürünün hangi koşullarda üretildiğini, nasıl depolandığını ya da ne tür işlemlerden geçtiğini bilme şansınız yoktur. Bu da doğrudan sağlığınızı riske atmak anlamına gelir” dedi.
‘MİKROBİYOLOJİK RİSKLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ’
Suyun yalnızca kimyasal değil, aynı zamanda mikrobiyolojik açıdan da risk taşıyan bir ürün olduğuna dikkat çeken Manavoğlu, “Su, doğru koşullarda muhafaza edilmediğinde çok hızlı şekilde mikroorganizmaların üreyebileceği bir ortam haline gelir. Özellikle sokakta satılan ürünlerde, şişelerin defalarca kullanılması, dolum sırasında hijyen kurallarına uyulmaması ya da uygun olmayan ortamlarda saklanması gibi durumlar ciddi risk oluşturur. Bu tür ihlaller, bakterilerin ve zararlı mikroorganizmaların su içerisinde çoğalmasına neden olabilir. Tüketici bu durumu çıplak gözle fark edemez, ancak sağlık üzerindeki etkileri oldukça ciddi olabilir” ifadelerini kullandı.
AĞIR METAL VE TARIM İLACI UYARISI
Kaynağı belirsiz sularda yalnızca mikrobiyolojik değil, kimyasal risklerin de bulunduğunu belirten Manavoğlu, “Eğer bir suyun kaynağı net değilse, o suyun içeriği hakkında da güvenilir bir bilgiye sahip olamazsınız. Bu tür sularda ağır metaller, özellikle kurşun gibi insan sağlığı açısından son derece zararlı elementler bulunabilir. Bunun yanı sıra tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu bölgelerde yer altı sularına karışan pestisit kalıntıları da söz konusu olabilir. Bu maddeler kısa vadede fark edilmese bile uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına, organ hasarlarına ve kronik hastalıklara yol açabilir. Bu nedenle kaynağı belli olmayan hiçbir suyun tüketilmemesi gerekir” diye konuştu.
‘GÜNEŞ ALTINDA BEKLEYEN ŞİŞELER BÜYÜK RİSK TAŞIYOR’
Sokakta satılan suların çoğunlukla güneş altında bekletildiğine dikkat çeken Manavoğlu, “Plastik şişeler yüksek sıcaklık ve güneş ışığına maruz kaldığında yapısal olarak bozulmaya başlar. Bu bozulma sonucunda şişe içerisindeki bazı kimyasallar suya geçebilir. Özellikle BPA gibi maddeler, hormon sistemini etkileyebilen ve uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bileşiklerdir. Bunun yanında sıcaklık, suyun içerisinde mikroorganizmaların çoğalmasını da hızlandırır. Yani hem kimyasal hem de mikrobiyolojik risk aynı anda artar. Bu iki riskin birleşmesi ise suyu tamamen güvensiz hale getirir” dedi.
Güneş altında uzun süre bekleyen şişelerin yüzeyinde biyofilm tabakası oluşabileceğini belirten Manavoğlu, “Bu tabaka bakterilerin tutunması ve çoğalması için uygun bir ortam sağlar. Tüketici bunu fark etmese de bu tür suların tüketilmesi ciddi enfeksiyon riskleri doğurabilir” ifadelerini kullandı.
‘KAYNAĞINI BİLMEDİĞİNİZ SUYA ASLA İTİBAR ETMEYİN’
Vatandaşlara net bir çağrıda bulunan Manavoğlu, “Ne kadar ucuz olursa olsun ya da ne kadar kolay ulaşılabilir olursa olsun, kaynağını bilmediğiniz hiçbir suyu tüketmeyin. Özellikle kapak kısmı açılmış, yeniden doldurulmuş ya da orijinal ambalajı şüpheli görünen ürünlerden kesinlikle uzak durulmalıdır. Sağlık, kısa vadeli tasarruflardan çok daha değerlidir” dedi.
GÜVENLİ TÜKETİM İÇİN ÖNERİLER
Güvenli su tüketimi için Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Manavoğlu, “Denetimden geçmiş, güvenilir markalara ait, etiketi eksiksiz ve uygun koşullarda saklanmış ürünler tercih edilmelidir. Bu ürünler üretimden tüketime kadar belirli standartlara göre kontrol edilir. Bu da tüketici açısından önemli bir güvence sağlar” diye konuştu.





