Konyaaltı Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (KONYSİAD) mayıs ayı olağan toplantısı yapıldı. Toplantının konuğu olan Antalya’nın ilk Büyükşehir Belediye Başkanı ve son İl Belediye Başkanı Hasan Subaşı, görev yaptığı dönemde yaşanan sorunları, belediyecilik anlayışını, Antalya’nın gelişim sürecini ve geleceğe yönelik görüşlerini anlattı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan KONYSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Kavazoğlu, Antalya’nın son 40 yılda çok hızlı büyüdüğünü belirterek, bu büyümenin beraberinde ciddi sorunlar getirdiğini söyledi.

Kavazoğlu, “1980 yılında Antalya’nın nüfusu yaklaşık 748 bin civarındaydı. Bugün ise 2 milyon 800 bine ulaştı. O dönem nüfusun önemli bölümü kırsalda yaşıyordu. Turizmde de benzer bir değişim yaşandı. 1990’lı yıllarda yaklaşık 5 milyon olan turist sayısı bugün 50 milyonun üzerine çıktı. Antalya artık küçük bir Akdeniz kentinden dünya çapında tanınan bir turizm ve yaşam merkezine dönüştü. Bugün burada yalnızca eski bir belediye başkanını değil, bu dönüşüme birebir tanıklık etmiş çok önemli bir ismi ağırlıyoruz” dedi. Antalya’da en çok tartışılan konuların trafik, ulaşım ve turizm gelirlerinin kente yansıması olduğunu vurgulayan Kavazoğlu, özellikle şehir planlaması konusunda Hasan Subaşı’nın değerlendirmelerini önemsediklerini ifade etti.

“PLANLAMA KÜLTÜRÜ TÜRKİYE’DE GEÇ GELİŞTİ”
Türkiye’de şehir planlama kültürünün geç geliştiğini söyleyen Hasan Subaşı, Batı ülkelerinde şehir planlamasının Orta Çağ’dan itibaren sistemli şekilde uygulandığını belirtti. Subaşı, “Biz şehir plancılarını ancak son 30-40 yılda yetiştirmeye başladık. Belediye başkanlığım döneminde Antalya’da yetişen yaklaşık 15 şehir plancısının tamamını belediyede görevlendirdim. Çevre mühendisleriyle birlikte çok güçlü bir ekip oluşturduk. O gün yetişen isimlerin önemli bölümü bugün hâlâ belediyelerde görev yapıyor. Daha önce bu çalışmalar çoğunlukla mimarlar eliyle yürütülmeye çalışılıyordu” diye konuştu.

“İMAR YASASINDAKİ DEĞİŞİKLİK BÜYÜK REFORMDU”
1980’li yıllarda imar planlarını onaylama ve değiştirme yetkisinin belediyelere verilmesinin önemli bir reform olduğunu söyleyen Subaşı, rahmetli Turgut Özal döneminde yapılan düzenlemelerin belediyelere ciddi yetkiler kazandırdığını ifade etti. Subaşı, “Eskiden şehir planlarını İller Bankası ve Bayındırlık Bakanlığı hazırlardı. Belediyelerin şehir planı yapma yetkisi yoktu. Ancak 1983-1984 yıllarında yapılan değişikliklerle belediyelere plan yapma ve onaylama yetkisi verildi. Bu çok önemli bir reformdu” dedi.

“KOOPERATİFLEŞME PLANSIZ BÜYÜMEYİ TETİKLEDİ”
1984-1985 yıllarında toplu konut kooperatiflerinin yoğun şekilde teşvik edildiğini belirten Subaşı, bu süreçte Antalya’da kontrolsüz yapılaşmanın başladığını söyledi. Meltem başta olmak üzere birçok bölgede kooperatifleşmenin hızla yayıldığını anlatan Subaşı, “Tarım alanları satın alındı, belediyeler üzerinde baskılar oluştu ve bu alanlar imara açıldı. Sonuç olarak planlı şehir dokusunun dışında gelişen çok katlı yapılaşmalar ortaya çıktı. Bu durum şehircilik açısından büyük bir hataydı, hatta bir faciaydı. Göç ve gecekondu devam ettiği için çok katlı yapılaşma başladı. 15 katlı binalarda yangın çıkması halinde oraya müdahale edecek bir itfaiye aracının olmadığını ve bir yangın çıkıp felaket yaşanması halinde istifa edeceğimi düşündüm. Türkiye’nin imkanları çok kısıtlıydı, Ankara’ya gidip durumu anlattığımda bana gülerler ve “Antalya’da yoksa kimde var” derlerdi. İller Bankası geliri çok düşüktü, turizm firmalarının merkezleri Ankara ve İstanbul’da olduğu için Antalya’ya yansımazdı. Türkiye’ye bu durumu anlatamadım ancak Avrupa ve Dünya Bankası projeleri üreterek fonlardan kaynaklar aldık. Türkiye’de bu fonlardan en çok yararlanan kurumlardan biri olduk” ifadelerini kullandı.

“PLANSIZ YAPILAŞMANIN BEDELİNİ HÂLÂ ÖDÜYORUZ”
Plansız büyümenin belediyeler üzerinde ciddi yük oluşturduğunu belirten Subaşı, “Bu bölgelerde insanlar yaşamaya başlayınca belediyeler de mecburen su, elektrik, kanalizasyon ve altyapı hizmetlerini götürmek zorunda kaldı. Vatandaşın ev sahibi olması elbette önemliydi ancak plansız büyüme şehir bütünlüğünü bozdu. Bugün Antalya’nın birçok bölgesinde bunun izlerini hâlâ görüyoruz” dedi. Bu süreci durdurabilmek için özellikle dağlık ve yamaç bölgelerde planlama çalışmaları başlattıklarını anlatan Subaşı, kooperatifleri kontrollü alanlara yönlendirmeye çalıştıklarını söyledi.

“ASIL SORUN BELEDİYELERİN TEKNİK YETERSİZLİĞİYDİ”
Dönemin kararlarının çoğunun belediye meclislerinden oy birliğiyle geçtiğini belirten Subaşı, “Bu kararların kötü niyetle alındığını söylemek doğru olmaz. Herkes dönemin ihtiyaçlarını çözmeye çalışıyordu. Asıl sorun belediyelerin teknik kapasitesinin yetersiz olmasıydı” dedi. Bu nedenle üniversitelerden ve akademisyenlerden destek aldıklarını anlatan Subaşı, özellikle Mimar Sinan Üniversitesi’nden gelen uzmanların önemli uyarılar yaptığını söyledi. Subaşı, “Bize, ‘Gecekondu alanlarından korkmayın, onlar dönüşebilir alanlardır. Asıl tehlike plansız şekilde yapılan çok katlı toplu konutlardır’ dediler. Bugün bu tespitin ne kadar doğru olduğu açıkça görülüyor” diye konuştu.

“TURİZM GELİRLERİ ANTALYA’YA DÖNMÜYOR”
Turizm firmalarının merkezlerinin İstanbul ve Ankara’da bulunduğunu söyleyen Subaşı, elde edilen vergi gelirlerinin Antalya’ya yeterince dönmediğini belirtti. Subaşı, “Turizm Antalya’nın kaynaklarını tüketiyor ama gelirler başka şehirlere gidiyor. Belediyeler bu yükün altında eziliyor. O dönem bunu anlatmakta çok zorlanıyorduk” dedi. Bu süreçte Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası ve çeşitli kalkınma fonlarından yararlandıklarını belirten Subaşı, “Sürekli proje ürettik. Türkiye’de uluslararası fonlardan en fazla yararlanan belediyelerden biri olduk” ifadelerini kullandı.

“ŞEFFAFLIK YÖNETİCİLİĞİN TEMELİDİR”
Görev yaptığı dönemde şeffaf yönetim anlayışına önem verdiğini söyleyen Subaşı, seçim sürecinde mal varlığını, projelerini ve düşüncelerini açık şekilde kamuoyuyla paylaştığını belirtti. Subaşı, “Yönetime talip olan bir insanın halka karşı açık olması gerekir. Şeffaflık güven oluşturur. Belediyecilikte başarı; güven, katılımcılık ve şeffaflıkla mümkündür.

“ANTALYA İÇİN YOKTAN VAR ETTİK”
Antalya’da birçok büyük projeyi yokluk içinde gerçekleştirdiklerini anlatan Subaşı, o dönemde en büyük sorunun finansman olduğunu söyledi. Subaşı, “Caddeleri açmak kolay olmadı. En büyük sorun para bulmaktı. Ama biz Antalya’da mezbahayı, otogarı, toptancı halini, yeni mezarlığı, altyapıyı, kanalizasyonu, kültür ve spor alanlarını yaptık. O gün verdiğimiz her sözü tuttuk. Şimdi dönüp baktığımda bazen ben bile nasıl başardığımıza şaşırıyorum” diye konuştu.

“ANTALYA KUZEYE DOĞRU BÜYÜMELİ”
Antalya’nın artık kuzeye doğru büyümesi gerektiğini savunan Subaşı, kentin geleceğinin Döşemealtı ve Kuzeykent hattında olduğunu söyledi. Subaşı, “Biz aslında bütünsel bir plan yapabilseydik Antalya bugün çok farklı bir noktada olurdu. Şehrin yükünü kuzeye taşımamız gerekiyordu. Çünkü merkezde su, kanalizasyon ve altyapı yatırımlarını tamamlamıştık ancak göç sürekli merkeze gelmeye devam etti. Bu yoğunluk şehir merkezini zorladı” dedi. Toplu ulaşım sistemlerinin de kuzey-güney hattında geliştirilmesi gerektiğini belirten Subaşı, Antalya’nın kontrollü büyümesinin önemine dikkat çekti.

Muhabir: Zafer Güvenç