Trafik Kazalarını Önleme Derneği Antalya Şube Başkanı Abdullah Gökmen, maddi hasarlı trafik kazalarının ardından sigorta süreçlerinin doğru ilerlemesi ve sürücülerin herhangi bir hak kaybı yaşamaması için olay yerinin eksiksiz şekilde belgelenmesinin önemine dikkat çekti. Gökmen, özellikle kaza sonrası çekilen fotoğrafların kusur oranının belirlenmesi ve sigorta işlemlerinin yürütülmesi açısından önemli bir kanıt niteliğinde olduğunu belirtti.
Gelişen teknolojiyle birlikte kazaların ardından tutanak tutulmasının ve olay yerinin belgelenmesinin kolaylaştığını ifade eden Gökmen, sürücülerin kaza sonrasında yaşanan ilk şoku atlattıktan sonra yapılması gereken en önemli işlemlerden birinin olay yerini doğru şekilde kayıt altına almak olduğunu söyledi.
Yanlış açıdan çekilen, eksik bırakılan veya kazanın genel durumunu göstermeyen fotoğrafların ilerleyen süreçte sorun oluşturabileceğini belirten Gökmen, “Trafik kazası geçiren sürücülerin ilk şoku atlattıktan sonra en önemli adımlardan biri, olay yerindeki mevcut durumu mümkün olduğunca eksiksiz ve doğru şekilde kayıt altına almaktır. Kaza anında yaşanan panik nedeniyle sürücüler bazen yalnızca araçlardaki hasara odaklanabiliyor. Ancak sadece hasarlı bölgenin fotoğrafını çekmek yeterli değil. Araçların yoldaki konumu, çevredeki trafik işaretleri, yol çizgileri, fren izleri ve kazanın gerçekleştiği alanın genel görünümü de mutlaka belgelenmeli. Çünkü kaza sonrasında hazırlanacak tutanak ve yürütülecek sigorta işlemlerinde bu fotoğraflar olayın nasıl gerçekleştiğinin anlaşılmasına yardımcı olan önemli belgeler arasında yer alıyor” dedi.

7 NOKTAYA DİKKAT EDİLMELİ
Kaza sonrası fotoğraf çekilirken belirli noktaların mutlaka görüntülenmesi gerektiğini belirten Gökmen, “Yetkili kurumların verilerine dayanarak hazırlanan listede, olay yerinde mutlaka belgelenmesi gereken yedi temel unsur bulunuyor. Sürücülerimizin kaza sonrasında yalnızca araçlardaki hasarı görüntülemekle yetinmemesi gerekiyor. Kazanın gerçekleştiği ortamın tamamı, araçların birbirlerine göre konumu ve çevredeki trafik düzeni de fotoğraflanmalı. Bu şekilde olayın bütününü gösteren daha kapsamlı bir görsel kayıt oluşturulabilir ve sonrasında ortaya çıkabilecek değerlendirmelerde önemli bir belge sunulmuş olur” ifadelerini kullandı.
Araçların genel görünümünün geniş açıyla fotoğraflanması gerektiğini dile getiren Gökmen, “Öncelikle kazaya karışan araçların genel görünümü mutlaka çekilmeli. Araçların birbirlerine, yola ve çevrede bulunan diğer unsurlara göre hangi konumda olduğu geniş açıyla net bir şekilde görülmeli. Çünkü yalnızca aracın hasarlı kısmını gösteren bir fotoğraf, kazanın nasıl meydana geldiği konusunda yeterli bilgi vermeyebilir. Bu nedenle birkaç farklı açıdan, olay yerinin genel durumunu ortaya koyacak fotoğraflar çekilmesi büyük önem taşıyor” diye konuştu.
Araçlardaki hasarların da detaylı şekilde belgelenmesi gerektiğini belirten Gökmen, “Hasarlı bölgelerin fotoğrafları da mümkün olduğunca net ve anlaşılır şekilde çekilmeli. Kaporta, tampon, far, çamurluk, kapı veya boya üzerinde meydana gelen hasarlar ayrı ayrı ve detaylı biçimde görüntülenebilir. Bu fotoğrafların, aracın kazadan sonraki gerçek durumunu ortaya koyması açısından bulanık veya çok uzaktan çekilmemesi gerekiyor. Özellikle darbenin meydana geldiği noktaların yakından görüntülenmesi, hasarın değerlendirilmesi açısından faydalı olacaktır” dedi.
Plakaların da mutlaka görüntülenmesi gerektiğini söyleyen Gökmen, “Kazaya karışan araçların plakalarının net bir şekilde fotoğraflanması da ihmal edilmemeli. Plakalar, kazaya hangi araçların karıştığının açık şekilde tespit edilmesi açısından önemli. Bu nedenle fotoğraf çekilirken plakanın okunabilir olduğundan emin olunmalı. Özellikle birden fazla aracın karıştığı kazalarda tüm araçların plakalarının ayrı ayrı görüntülenmesi, ilerleyen süreçte herhangi bir karışıklık yaşanmaması açısından önem taşıyor” ifadelerini kullandı.
‘FREN İZLERİ DE GÖZDEN KAÇIRILMAMALI’
Kaza yerindeki yol ve trafik işaretlerinin de fotoğraflanması gerektiğine dikkat çeken Gökmen, “Kaza meydana geldiği sırada sürücülerin karşılaştığı trafik düzenini de mutlaka kayıt altına almak gerekiyor. Yol üzerindeki trafik levhaları, trafik ışıkları, yol çizgileri, şeritler ve varsa diğer yönlendirmeler fotoğraflanmalı. Bu unsurlar kazanın meydana geldiği noktadaki trafik düzeninin anlaşılmasına yardımcı olur. Özellikle kusur değerlendirmesi yapılırken yolun ve trafik işaretlerinin mevcut durumunun bilinmesi önemli olabilir” diye konuştu.
Zemindeki fren izlerinin de kazanın oluş şeklinin anlaşılması açısından önemli olduğunu belirten Gökmen, “Kaza sonrasında zeminde görülen fren izleri kesinlikle göz ardı edilmemeli. Bu izlerin hangi yönde ilerlediği, ne kadar mesafeye yayıldığı ve araçların hareket yönüyle ilişkisi mümkün olduğunca açık şekilde görüntülenmeli. Fren izleri, kazanın meydana gelmeden önce araçların nasıl hareket ettiğine ilişkin önemli ipuçları verebilir. Bu nedenle zemindeki izlerin yalnızca yakından değil, mümkünse çevresiyle birlikte görülebilecek şekilde fotoğraflanması gerekiyor” dedi.
Özellikle kavşaklarda meydana gelen kazalarda çevrenin genel görünümünün de kayda alınması gerektiğini söyleyen Gökmen, “Kaza bir kavşakta meydana geldiyse sadece araçların fotoğrafını çekmek yeterli olmaz. Kavşağın genel yapısı, araçların geliş yönleri, trafik ışıkları, levhalar, yol çizgileri ve mümkünse çevredeki trafik akışını gösteren alan da fotoğraflanmalı. Çünkü kavşak kazalarında araçların hangi yönden geldiği ve yolun o andaki trafik düzeni kazanın değerlendirilmesinde önemli bir ayrıntı olabilir. Bu nedenle olay yerinin tamamını gösteren geniş açılı fotoğrafların alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Yakın plan hasar fotoğraflarının da dosyaya eklenmesi gerektiğini belirten Gökmen, “Araçlarda darbe alan ve hasar oluşan noktaların yakından çekilmiş detaylı fotoğrafları mutlaka alınmalı. Genel görünümü gösteren fotoğrafların yanında, hasarın boyutunu ve darbenin gerçekleştiği noktayı açıkça ortaya koyan yakın plan görüntüler de bulunmalı. Böylece hem aracın genel durumu hem de hasarın ayrıntıları birlikte belgelenmiş olur. Sürücülerin mümkün olduğunca fazla ve farklı açıdan fotoğraf çekmesi, daha sonra ihtiyaç duyulabilecek görsel kayıtların eksik kalmasının önüne geçecektir” dedi.
Emniyet Genel Müdürlüğü ile Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından paylaşılan bilgilerin dikkate alınmasının önemine vurgu yapan Gökmen, “Kaza sonrasında doğru ve eksiksiz belge oluşturmak, sürücünün ilerleyen süreçte yaşayabileceği birçok sorunun önüne geçebilir. Fotoğrafların doğru açıdan, net ve olayın bütününü gösterecek şekilde çekilmesi sigorta şirketlerinin değerlendirme sürecini kolaylaştırır. Sürücülerimiz, 'nasıl olsa tutanak tutuldu' diyerek fotoğraf çekmeyi ihmal etmemeli. Olay yerinde alınan her doğru görüntü, kaza sonrasında oluşabilecek bir uyuşmazlıkta önemli bir belge olabilir. Bu nedenle kaza sonrasında sakin kalınmalı, güvenlik önlemleri alındıktan sonra olay yeri mümkün olduğunca kapsamlı şekilde belgelenmelidir” sözleriyle sürücülere uyarıda bulundu.





