Klinik Psikolog ve Yazar Beyhan Budak, Kepez Kitap Fuarı kapsamında düzenlenen söyleşide okurlarıyla bir araya geldi. Popüler psikoloji ve kişisel gelişim alanındaki çalışmalarıyla tanınan Budak, söyleşinin ardından kitaplarını imzalayarak katılımcılarla birebir sohbet etme fırsatı buldu.
Sosyal medya üzerinden geniş kitlelere ulaşan Budak, konuşmasında özellikle çocukluk döneminde maruz kalınan “koşullu sevgi”nin bireyin yetişkinlik hayatına etkilerine dikkat çekti. Çocukların yalnızca başarılı olduklarında sevgi görmesinin, ilerleyen yaşlarda sürekli bir eksiklik duygusuna yol açtığını belirtti. Bu durumun kişiyi bitmek bilmeyen bir başarı arayışına sürüklediğini ifade etti.
Budak, “İnsanlar dışarıdan bakıldığında başarılı ve mutlu görünebilir. Ancak aslında iç dünyalarında huzursuzlukla baş etmeye çalışan bireyler olabilirler” diyerek, görünür başarı ile içsel tatmin arasındaki farka vurgu yaptı.
Konuşmasında depresyonun toplumda sıklıkla hafife alındığını da dile getiren Budak, ağır depresyon vakalarında bireyin gündelik işlevlerini yerine getirmekte zorlandığını, hatta yataktan kalkmakta bile güçlük çekebileceğini belirtti. Depresyonun uzun süreli etkileriyle yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü söyledi.

Çocuklukta üstlenilen “kurtarıcı rolü”nün yetişkinlikte de devam edebileceğine dikkat çeken Budak, bireylerin kendilerini değerli hissedebilmek için sürekli başkalarına yardım etme ihtiyacı duyabileceğini ifade etti. Ayrıca duygusal kaçınma davranışlarına da değinen Budak, alkol, aşırı yeme veya farklı bağımlılıkların çoğu zaman gerçek problemlerle yüzleşmekten kaçınma biçimi olduğunu vurguladı
“Hayat adil değil” gerçeğinin kabul edilmesinin önemine değinen Budak, geçmişte yaşanan olumsuzluklara takılı kalmanın bireye zarar verdiğini söyledi. Kabullenmenin affetmek anlamına gelmediğini belirten Budak, bunun daha çok kişinin kendi hayatını yeniden inşa etmesi için bir başlangıç olduğunu ifade etti.
Terapi sürecine de değinen Budak, terapinin sonsuz bir süreç olmadığını, aksine bireyin ilerleme kaydederek kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmesi gerektiğini söyledi. Uzun yıllar süren 13-14 yıllık terapiler olduğunu ilerleme kaydedilmeyen terapilerin kişiler açısından sorgulanması gerektiğini dile getirdi.

Konuşmasının sonunda katılımcılara “hayır diyebilme” becerisinin önemini hatırlatan Budak, bireylerin kendi sınırlarını koruyabilmeleri için zaman zaman kararlarını erteleyerek daha sağlıklı değerlendirmeler yapabileceklerini belirtti.
Söyleşi, katılımcıların yoğun ilgisi ve soru-cevap bölümüyle sona erdi. Budak’ın kitap imza etkinliğinde ise uzun kuyruklar oluştu.





