Manisa’nın Turgutlu ilçesinde 22 Eylül sabahı İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında meydana gelen silahlı saldırı, okul güvenliğini yeniden gündeme getirdi. Saldırıda öğrencilerin yaralanmasının ardından Millî Eğitim Bakanlığı tarafından üç müfettiş görevlendirilirken, bölgede psikososyal destek ekiplerinin de çalışma başlattığı açıklandı.

Yaşanan olayın ardından açıklamalarda bulunan Çocuk ve Kadın Hakları Savunucusu Gamze Pelin Demircan, olay sonrasında alınan tedbirlerin yeterli olmadığını savunarak önleyici politikaların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Demircan, “Elbette yaralı çocuklarımızın yanında olunmalıdır. Elbette soruşturma yürütülmelidir. Elbette sorumlular tespit edilmelidir. Ama çocuklar vurulduktan sonra harekete geçmek, çocuk koruma politikası değildir” ifadelerini kullandı.

“BU TEDBİRLERİN HANGİSİ HAYATA GEÇİRİLDİ?”

Nisan ayında Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan silahlı saldırıların ardından Millî Eğitim Bakanlığı tarafından “Güvenli Okul İklimi” kapsamında çeşitli tedbirlerin açıklandığını hatırlatan Demircan, aradan geçen sürede bu tedbirlerin ne ölçüde uygulandığının kamuoyuna açıklanmasını istedi. Demircan, okul çevreleri, giriş-çıkışlar, kamera sistemleri ve risk alanlarının yeniden değerlendirilmesinin yanı sıra kurumlar arası veri paylaşımı ve erken müdahale mekanizmalarının güçlendirilmesinin gündeme getirildiğini belirterek, “Bugün, aylar sonra, Manisa’da yeniden bir okulun önünde silah konuşuyorsa bize düşen yalnızca geçmiş olsun demek değildir. Bize düşen sormaktır: Bu tedbirlerin hangisi hayata geçirildi?” dedi.

“GERÇEK BİR ÇOCUK KORUMA SİSTEMİ VAR MI?”

Çocukların okul çevresindeki güvenliğinin yalnızca fiziksel önlemlerle sağlanamayacağını belirten Demircan, erken uyarı ve müdahale mekanizmalarının önemine dikkat çekti. Demircan, okul-aile-kamu kurumları arasındaki iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Silaha erişim riski taşıyan çocuklar için okul-aile-kamu kurumları arasında çalışan bir erken uyarı sistemi var mı?” diye sordu. Okullardaki psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin de güçlendirilmesi gerektiğini belirten Demircan, akran zorbalığı, tehdit, dışlanma ve şiddet eğilimi gibi risklerin sistematik biçimde takip edilmesi gerektiğini söyledi.

Demircan, “Bir çocuğun zarar görmesini beklemeden müdahale edebilen gerçek bir çocuk koruma sistemi var mı?” ifadelerini kullandı.

“ÇOCUĞU SİLAHIN BULUNDUĞU NOKTAYA GELMEDEN KORUMALIYIZ”

Çocuk güvenliğinin yalnızca okul girişlerindeki güvenlik önlemleriyle sınırlı olmadığını vurgulayan Demircan, çocukların riskli durumlara gelmeden önce korunması gerektiğini söyledi. Demircan, “Mesele yalnızca okul kapısındaki güvenlik değildir. Mesele, çocuğu o silahın bulunduğu noktaya gelmeden önce koruyabilmektir” dedi. Çocukların davranışlarındaki değişikliklerin fark edilmesi, zorbalığın zamanında tespit edilmesi, tehditlerin ciddiye alınması ve psikolojik desteğin ulaşılabilir hale getirilmesinin eğitim sisteminin sorumlulukları arasında olduğunu ifade eden Demircan, kurumlar arasındaki bilgi paylaşımının da hızlı ve etkin şekilde yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

“ÇOCUK GÜVENLİĞİ BİR BÜTÜNDÜR”

Çocuk güvenliğinin kamera sayısıyla ölçülemeyeceğini belirten Demircan, “Çocuk güvenliği; erken fark etme, erken müdahale, güçlü rehberlik, güvenli okul iklimi, etkin denetim ve hesap verebilirlik bütünüdür” ifadelerini kullandı. Nisan ayında Bakanlık tarafından “hiçbir risk unsurunun göz ardı edilmeyeceği” yönünde açıklamalar yapıldığını hatırlatan Demircan, Turgutlu’daki saldırının ardından kamuoyunun alınan tedbirlerin sonuçlarını bilmek istediğini söyledi. Demircan, “Hangi riskler görüldü ve hangi riskler gözden kaçtı?” sorusunu yöneltti.

“ÇOCUKLAR OKULDA GÜVENDE OLMAK ZORUNDA”

Çocukların zarar görmesini beklemeden harekete geçilmesi gerektiğini vurgulayan Demircan, Millî Eğitim Bakanlığı’na güvenli okul politikalarının uygulanma sonuçlarını kamuoyuyla paylaşma çağrısında bulundu. Demircan, “Alınan tedbirlerin uygulanma durumunu açıklayın. Okullardaki riskleri tespit etmek için hangi mekanizmaların çalıştığını ortaya koyun. Çocukların psikososyal güvenliği için hangi kapasiteyle çalışıldığını açıklayın. Ve en önemlisi; çocuklarımızın zarar görmesini beklemeden onları koruyacak sistemi kurun” dedi. Çocuk hakları savunucularının görevinin yalnızca çocuklar zarar gördüğünde onların yanında olmak olmadığını belirten Demircan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Bizim görevimiz, çocukların zarar görmemesi için ses çıkarmaktır. Bugün o sesi daha yüksek çıkarıyoruz. Çocuklar okulda güvende olmak zorunda. Bu bir ayrıcalık değil, haktır.”

Kaynak: ANTALYA EKSPRES GAZETESİ