ANTALYA Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek ile oğlu Gökhan Böcek'in de yargılandığı davanın 5'inci duruşmasının öğleden sonraki oturumu devam ediyor. Savcının iki tutuklu sanığın tutukluluk hallerinin devamını talep ettiği duruşmada Muhittin Böcek söz alarak tahliye talebinde bulundu.

'HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE VE ADALETİN TARAFSIZLIĞINA İNANIYORUM'

Savunmasına hukukun üstünlüğü ve adaletin tarafsızlığına duyduğu inancı dile getirerek başlayan Böcek, “Bugün yalnızca hakkımdaki iddialara cevap vermek için değil, hukukun üstünlüğüne ve adaletin tarafsızlığına duyduğum inancı ifade etmek için buradayım. Soruşturmanın ilk gününden itibaren adli makamların yönelttiği sorulara açık ve net cevaplar verdim. Hiçbir sorumluluktan kaçınmadım, açıklanması gereken hiçbir hususu cevapsız bırakmadım. Buna rağmen özgürlüğümden yoksun bulunuyorum” dedi.

Tutukluluğun aile ve özel hayatı üzerindeki etkilerine de değinen Böcek, “Özgürlük, insan için sadece bir hak değil, onuruyla ve ailesiyle sürdürdüğü yaşamın en önemli parçasıdır. Tutukluluk, ailemle ve yıllar içinde emek verdiğim hayatımı yaşamama mani oluyor. Bu süreçte hakkımdaki olumsuz ve gerçek dışı ithamlara karşı da savunma yapmak zorunda kalıyorum” ifadelerini kullandı.

'YARGILAMA HER TÜRLÜ DIŞ ETKİDEN AYRI YÜRÜTÜLMELİ'

Bir kişinin haklılığının kamuoyundaki algıya göre değerlendirilemeyeceğini söyleyen Böcek, “Suçluluk, bağımsız bir mahkemenin kararı ve hukuka uygun delillerle ortaya konulur. Adaletin gücü, tarafsızlığını koruyabilmesindedir. Bu nedenle yargılama sürecinin her türlü dış etkiden, siyasi hesaplaşmadan ayrı yürütülmesi sadece benim değil, herkesin beklentisidir” dedi.

Devletin adaletine güvendiğini belirten Böcek, hukuk devletinde kişilerin kimliğinden ziyade somut delillerin ve hukukun evrensel ilkelerinin esas alınması gerektiğini ifade etti.

'BİR AYRICALIK İSTEMİYORUM'

Tutukluluğun istisnai bir tedbir olduğunu vurgulayan Böcek, “Bugüne kadar adli sürecin aydınlatılması için gösterdiğim tutumun, özgürlüğümden yoksun kaldığım sürenin ve içinde bulunduğum koşulların birlikte değerlendirilmesini istiyorum. Bir ayrıcalık istemiyorum. Herkese uygulanan hukuki şartların kendime de uygulanmasını istiyorum” diye konuştu.

Sağlık durumunun da göz önünde bulundurulmasını isteyen Böcek, “Mevcut sağlık durumunun oluşturduğu etkilerin de göz ardı edilmeyeceği unutulmamalıdır. Adaletin geç kalması her zaman telafi edilemez” dedi.

'149 KİŞİ TAHLİYE OLDU, SADECE OĞLUM VE BEN KALDIK'

Soruşturmanın başlangıcındaki kişi sayısına dikkat çeken Böcek, “Soruşturma başlangıcında 151 kişiydik. 149 kişi tahliye oldu. Sadece oğlum ve ben kaldık. Her defasında delil karartma, kaçma şüphesi gibi kelimeler beni ve sevenlerimi çok üzmüştür” ifadelerini kullandı.

Oğlu Gökhan Böcek'in soruşturmanın başlangıcında yurt dışında olduğunu ancak Türkiye'ye gelerek teslim olduğunu hatırlatan Böcek, “Ben Yörük çadırlarında büyüdüm ve hiçbir yere kaçmayacağım bilinir. Yolda arkadaşlarımın başını öne eğdirecek, hesabını veremeyeceğim hiçbir şey yapmadım. Türkiye'de altı dönem belediye başkanlığı yapan başka kimse yoktur” dedi.

'TEK KURUŞ KAMU ZARARINA UĞRATMADIM'

Belediye başkanlığı dönemine ilişkin de konuşan Böcek, “Çalmadan, çaldırmadan bugünlere geldim. Kendi yerlerime de istesem emsal artırırdım. Ancak hiçbir şey yapmadım. Bu şartlarda dairelerim oldu sadece. Bununla birlikte okul yerinin değeri 500 milyon liradır. Hayatım boyunca tek kuruş kamu zararına uğratmadım” ifadelerini kullandı.

ALDAŞ ve ANSET dosyalarına da değinen Böcek, “ALDAŞ'ta da mahkeme oldu, ANSET'te de olacak. 16 şirketin hiçbirinde oğlumla yemek yiyeceğim diye masa kurdurtmadım” dedi.

TAHLİYE TALEBİNDE BULUNDU

Mahkemenin yargılama sürecindeki tutumuna ilişkin de konuşan Böcek, “Mahkemede son derece objektif bir yargılama olduğunu düşünüyorum. Bunun için de teşekkür ediyorum. Hukukun bağımsızlığına ve yargının güvenilirliğine hala çok güveniyorum. Kararın hukuka olan bağlılığından dışarı çıkmayacağına inancım tamdır” ifadelerini kullandı.

Böcek, savunmasının sonunda, “Önceki savunmalarımı aynen tekrar ediyorum. Yargılama boyunca sergilediğim tutum, yaptığım açıklamalar ve verdiğim beyanlar doğrultusunda tahliyemi, mahkemenin aksi yönde takdirde bulunması hâlinde ise adli kontrolle serbest bırakılmamı talep ediyorum” dedi.

'BİR GÜN DAHİ TUTUKLU KALMASINI GEREKTİRECEK BİR SEBEP YOK'

Muhittin Böcek'in avukatı da müvekkilinin tahliyesini talep ederek soruşturma ve tutukluluk sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Böcek'in avukatı, “Her oturumda aynı şeyleri dile getiriyoruz. Soruşturmayla alakalı ısrarla vurgulamak isterim ki soruşturma başladığı andan itibaren özel soruşturma usullerine göre başlamıştır. Delilden faile gidilmesi gerekirken failden delile gidilmeye çalışılan ilginç bir hal almıştır” dedi.

Soruşturmanın başlangıcındaki görev değişikliklerine de değinen avukat, “Soruşturmanın başlangıcında başsavcı ve başsavcı vekili görevden alınır, yerine başka biri atanır. Aradan uzun süre geçmesine rağmen adli makamlar çağırmamasına rağmen kişiler giderek ifade vermeye başlarlar. Bunların neticesinde elde edilen delillerin hiçbirinin hukuka uygun elde edilmiş delil olmadığını biliyoruz. Bu tespiti yapmak önemlidir” ifadelerini kullandı.

Tutukluluğun devamını gerektirecek bir durum bulunmadığını savunan avukat, “Sanıklar üzerinde baskı kurmaktan bahsediliyor. Demir Demir'e mahkeme ulaşamadı. Biz nasıl ulaşıp baskı kuracağız? Dosya karar aşamasına gelmek üzere. Biz hala hangi delili karartacağız? Kaçma şüphesine neye göre kanaat getiriliyor?” diye konuştu.

Avukat, “Şu an bir gün dahi tutuklu kalmasını gerektirecek bir saniye bile yoktur. Bu sebeplerle Muhittin Böcek'in tahliyesini talep ediyoruz” dedi.

Muhabir: ESRA YAĞCI