Antalya Ticaret Borsası (ATB) Temmuz Ayı Meclis Toplantısı'nda konuşan Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve ATB Meclis Üyesi Nuri Büyükselçuk, bu yıl Türkiye'de buğday ve arpa üretiminde rekor seviyelere ulaşılmasının beklendiğini söyledi. Rekor üretimin tarım sektörü açısından sevindirici bir gelişme olduğunu belirten Büyükselçuk, buna karşın yüksek faiz oranları, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar, artan girdi maliyetleri ve Rusya-Ukrayna savaşının küresel piyasalara etkisi nedeniyle üretici ve sanayicinin ağır ekonomik koşullar altında ayakta kalma mücadelesi verdiğini ifade etti.
‘BU YIL HEM BUĞDAYDA HEM ARPADA REKOR BEKLENİYOR’
Bu yıl Türkiye'de tahıl üretiminin oldukça yüksek gerçekleşeceğini belirten Büyükselçuk, “Maşallah bu sene hem buğday hem arpada rekor bekliyoruz. Yaklaşık 23-24 milyon ton buğday, 10 milyon ton arpa üretimi öngörülüyor. Bunun sonucu olarak da bugün itibarıyla buğday ihracatı yeniden serbest bırakıldı. Geçen yıl 33-34 milyon ton olan toplam tahıl üretimimizin bu yıl yaklaşık 43 milyon tona ulaşmasını bekliyoruz. Bu da yüzde 30 civarında bir artış anlamına geliyor. Ülkemiz açısından sevindirici bir tablo” dedi.

‘TMO ALIMLARI YÜZDE 50 ARTTI’
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin planlanandan çok daha fazla alım yapmak zorunda kaldığını ifade eden Büyükselçuk, “Sezon başında TMO 9-10 milyon ton alım planlamıştı. Ancak finansman sıkıntıları nedeniyle sanayici ve tüccar piyasada yeterince aktif olamayınca TMO alımlarını yüzde 40-50 oranında artırmak zorunda kaldı. Şimdiden 9 milyon tonun üzerine çıkıldı ve sezon sonunda 14-15 milyon tonluk alım bekleniyor” ifadelerini kullandı.
‘SAVAŞ FİYATLARI BİR HAFTADA YÜZDE 50 ARTIRDI’
Rusya-Ukrayna savaşının yeniden şiddetlenmesinin küresel tahıl piyasasını olumsuz etkilediğini belirten Büyükselçuk, “Son bir haftadır savaş ciddi şekilde kızıştı. Rusya'nın limanları ve sivil gemileri hedef alması nedeniyle armatörler bölgeye gitmek istemiyor. Bunun sonucunda hububat ve yağlı tohum fiyatları döviz bazında sadece bir hafta içinde yüzde 20 ile yüzde 50 arasında arttı. Türkiye yem sektöründe ham madde açısından yüzde 56 oranında dışa bağımlı. Buğdayın yüzde 98'i, ayçiçeğinin yüzde 97'si, mısırın yüzde 86'sı ve kepeğin yüzde 84'ü bu iki ülkeden geliyor. Yaşanan gelişmeler hem dünya fiyatlarını hem de Türkiye'deki ham madde fiyatlarını çok ciddi şekilde etkiledi. İnsanlar bugün ham madde bulamıyor, yarın kaça bulacağını da bilmiyor” diye konuştu.
‘SANAYİCİNİN ELİNDE ARTIK STOK KALMADI’
Yüksek faiz nedeniyle işletmelerin stok yapamaz hale geldiğini söyleyen Büyükselçuk, “Eskiden hepimizin elinde iki-üç aylık stok olurdu. Bir haftalık fiyat artışlarını stoklarımızla karşılayabilirdik. Şimdi ise herkesin eli boş. Bu nedenle fiyat artışları anında piyasaya zam olarak yansıyor” dedi.
‘ÜRETEREK, ÇALIŞARAK BATIYORUZ’
Ekonomik koşulların artık sürdürülemez hale geldiğini vurgulayan Büyükselçuk, “Piyasada üreticiler konkordato ve iflas kıskacı altında. Yüzde 40-50-60 faizlerle insanlar ticaretini sürdürebilmek için kredi kullanmak zorunda kalıyor. Bu yük her geçen gün daha da ağırlaşıyor. İnsanlar artık sadece önümüzdeki altı ayı nasıl atlatacağını düşünüyor. Bu yüksek faiz politikası üç-dört yıldır devam ediyor ve artık sürdürülemez noktaya geldi. Bir süre sonra piyasada üreten firma kalmayacak. Maalesef üreterek batıyoruz, çalışarak batıyoruz ve çok ciddi bir kriz dalgası geliyor” dedi.

Yaklaşık 40 yıldır ticaretin içinde olduğunu belirten Büyükselçuk, “1994, 2001, 2008 ve 2018 krizlerini yaşadık. O dönemlerde kriz olur, piyasa bir süre sonra toparlanırdı. Ancak bugün yaşadığımız süreç klasik bir kriz değil. Üç-dört yıldır aynı ağır koşullar devam ediyor ve sanayicinin artık takati kalmadı” ifadelerini kullandı.
‘ARTIK KAR DEĞİL ZARAR KONUŞULUYOR’
İhracat desteklerinin artırılması gerektiğini dile getiren Büyükselçuk, “İhracattaki desteklerin artırılması yönündeki taleplerimizi ilettik. Önümüzdeki günlerde Hazine ve Maliye Bakanı ile yapılacak görüşmelerde de bunun altını çizeceğiz. Eskiden insanlar 'Ne kadar ciro yapıyorsun, ne kadar kar ediyorsun?' diye sorardı. Şimdi ise tek konuşulan konu 'Cirodan ne kadar zarar ediyorsun?' oldu. Son üç yıldır gerçekten dramatik bir süreç yaşıyoruz” dedi.
‘TARIMSAL GİRDİLER DE KONTROL EDİLMELİ’
Gıda fiyatlarının denetlendiğini ancak tarımsal üretim maliyetlerinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Büyükselçuk, “Geçtiğimiz ay açıkladığımız verilere göre gübre fiyatları yüzde 64,4 arttı. Üretici her mal alışında iki katına yakın maliyetle karşılaşıyor. Ekonomiyi tek taraflı önlemlerle düzeltme şansımız yok. Tarımsal girdiler de mutlaka kontrol altına alınmalı. Ayrıca ihracattaki yüzde 33'lük artışın daha da yukarı taşınması için desteklerin güçlendirilmesini talep ettik” diye konuştu.





