Veli-Der Antalya Şubesi Başkanı Tülin Koç, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kamuoyuna başarı olarak sunulan PISA 2025 sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Koç, PISA sıralamasındaki yükselişin eğitim sistemindeki niteliğin artışından kaynaklanmadığını savunarak, eğitimde eşitsizlik ve nitelik kaybının derinleştiğini öne sürdü.
PISA 2025 sonuçlarının eğitim sisteminde ‘başarı ve sıçrama’ olarak sunulmasına Veli-Der Antalya Şubesi’nden sert tepki geldi. Şube Başkanı Tülin Koç, Türkiye’nin sıralamadaki göreli yükselişinin eğitim kalitesindeki artıştan kaynaklanmadığını savunarak, “Ortada genel bir eğitim devrimi değil, sınav sistemine özel olarak çalıştırılmış okulların ürettiği yanıltıcı bir tablo bulunmaktadır” dedi. Koç, PISA verilerinin yanı sıra ulusal sınav sonuçlarının da Türkiye’de eğitimde fırsat eşitsizliği ve nitelik kaybının sürdüğünü gösterdiğini ileri sürdü.
‘EĞİTİM SİSTEMİMİZDE DERİNLEŞEN EŞİTSİZLİK VAR’
Öğrenci Velileri Derneği olarak PISA 2025 sonuçlarını ve eğitim sisteminin mevcut durumunu yakından takip ettiklerini belirten Koç, “Siyasi iktidarın pembe tablolarla yönetmeye çalıştığı algının aksine, gerek PISA raporunun arka planında yer alan veriler gerekse ulusal sınavlarımızın sonuçları çocuklarımızın eğitimde derinleşen devasa bir eşitsizlik ve nitelik kaybıyla karşı karşıya olduğunu açıkça göstermektedir” dedi.

PISA sıralamasındaki göreli yükselişe de değinen Koç, bu durumun eğitim sisteminin niteliğinin arttığı anlamına gelmediğini savundu. Koç, “PISA sıralamasındaki göreli yükseliş, eğitim sistemimizin niteliğinin artmasından değil, diğer ülkelerin puanlarındaki sert düşüşlerden ve sınav formatına sağlanan uyumdan kaynaklanmaktadır” ifadelerini kullandı.
‘GENEL BİR EĞİTİM DEVRİMİ DEĞİL’
OECD tarafından sınava girecek okulların önceden Milli Eğitim Bakanlığına bildirilmesinin ardından bu okullara özel öğretmenler atandığını ve öğrencilerin özel hazırlık kurslarına tabi tutulduğunu ileri süren Koç, PISA sonuçlarının genel eğitim sistemini yansıtmadığını savundu. Koç, “Dolayısıyla ortada genel bir eğitim devrimi değil, sınav sistemine özel olarak çalıştırılmış okulların ürettiği yanıltıcı bir tablo bulunmaktadır” diye konuştu.
‘ULUSAL SINAVLAR BU TABLOYU DOĞRULUYOR’
Ulusal sınav sonuçlarına da dikkat çeken Koç, 2026 YKS sonuçlarını örnek göstererek, “2026 YKS sonuçlarına göre lise son sınıf öğrencilerinin yalnızca yüzde 15,9’unun dört yıllık bir lisans programına yerleşebilmiş olması, ortada kutlanacak bir başarı olmadığını kanıtlamaktadır” dedi.
‘SINIFSAL UÇURUM DERİNLEŞİYOR’
PISA raporunda ortaya konulan sosyoekonomik farklılıklara da değinen Koç, “Sosyoekonomik açıdan en avantajlı yüzde 25’lik dilim ile en dezavantajlı yüzde 25’lik dilim arasındaki 81 puanlık performans farkı varlığını korurken, en alt ve en üst dilim arasındaki 248 puanlık devasa uçurum çocuklarımız arasında yıllara dayanan bir öğrenme kaybına işaret etmektedir” ifadelerini kullandı.

ÖZEL OKULLARIN SONUÇLARINI ELEŞTİRDİ
Özel okullara yönelik kamu teşviklerini de eleştiren Koç, PISA 2025 sonuçlarında özel okulların fen, matematik ve okuma becerilerinin tamamında kamu okullarının gerisinde kaldığını ileri sürerek şu ifadelere yer verdi; “Yıllardır kamu kaynaklarıyla teşvik edilen özel okullar ise PISA 2025’te fen, matematik ve okuma becerilerinin tamamında kamu okullarının gerisinde kalarak sınıfta kalmıştır. Başarıyı göğüsleyenler, kaynakları kısıtlanan kamu okulları ve öğretmenlerin üstün çabası olmuştur.”
DEVAMSIZLIK VE OKUL GÜVENLİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ
Öğrenci devamsızlığı, yardımcı personel eksikliği ve okul güvenliği konularına da değinen Koç, “OECD genelinde tam gün devamsızlık oranı yüzde 22, Türkiye’de ise bu oran yüzde 53’e ulaştı. Öğrencilerin yüzde 43’ü yardımcı personel eksikliği yaşayan okullarda bulunuyor ve okulda güvenlik indeksi OECD ortalamasının altında kalıyor. Bu veriler kaygı verici. MESEM’ler aracılığıyla çocuk yaşta işçileştirilen ve okuldan uzaklaştırılan binlerce öğrencinin bu değerlendirmelerin dışında tutulması hakikatin üzerini örtmektedir” dedi.
‘HER ÇOCUĞA EŞİT EĞİTİM HAKKI SUNULMALI’
Eğitimde başarı değerlendirmesinin yalnızca uluslararası sıralamalar üzerinden yapılmaması gerektiğini belirten Koç, açıklamasını şöyle tamamladı: “Çocuklarımızın geleceği algı yönetimine kurban edilemez. Eğitimde asıl başarı, sıralama oyunlarıyla zafer ilan etmek değil; okullar arasındaki nitelik farklarını ve sınıfsal eşitsizlikleri ortadan kaldırarak her çocuğa eşit, parasız, kamusal, laik ve bilimsel bir eğitim hakkı sunmaktır.”




