Türkiye Liman, Dok ve Gemi Sanayi İşçileri Sendikası’nın öncülüğünde Antalya Serbest Bölge’de bulunan bir fabrikada çalışan işçiler, haklarını alamadıkları gerekçesiyle eylem yaptılar. Eyleme fabrika işçilerinin yanı sıra Türk-İş Antalya Şube Başkanı Cemil Ünal ve Türkiye Liman, Dok ve Gemi İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Emre Ahmet Nalbantoğlu da katıldı.

Eylemde, 2025 yılının Ağustos ayından bu yana işveren ile çözüm için diyalog yoluna gittiklerini belirten işçiler, yabancı işveren tarafından diyalog kapılarının kapandığını ve sendikal örgütlenmenin engellenmeye çalışıldığını savundular. İşçiler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sunduğu ekonomik avantajlardan yararlanan yabancı sermayeli şirketin, Türk işçisinin anayasal haklarına saygı göstermesi gerektiğinin altını çizdiler.

TALEPLER GÖRMEZDEN GELİNDİ
Serbest Bölge’de düzenlenen eylemde konuşan Türkiye Liman, Dok ve Gemi Sanayi İşçileri Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Emre Ahmet Nalbantoğlu, “Antalya Serbest Bölge’de faaliyet gösteren yabancı bir firma bünyesinde çalışan emekçiler olarak bu sürece kolay gelmedik. Bu süreç Ağustos 2025 tarihinde başladı. Sürecimiz o tarihten bu yana bizler tarafından sabırla, diyalog çağrılarıyla, iyi niyetle ve çözüm arayışıyla yürütüldü. Ancak ne yazık ki işveren tarafı, işçilerin temsilcileriyle bir araya gelmeyi dahi tercih etmemiş, sorunları çözmek yerine çalışanlar üzerinde baskı kurmayı seçmiştir. Aylar boyunca çalışan arkadaşlarımızın talepleri görmezden gelinmiştir. İş yerinde emeğiyle geçinen insanlar; baskıyla, korkuyla, işten çıkarma imalarıyla, sendikal tercihlerinden dolayı yalnızlaştırılmaya çalışılmıştır. İşçiler üzerinde oluşturulan bu olumsuz atmosfer yalnızca çalışma barışını bozmakla kalmamış, aynı zamanda anayasal bir hak olan sendikal örgütlenme hakkını da hedef almıştır” dedi.

HAKLAR ENGELLENDİ
Nalbantoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda güvence altına alınmış sendikal haklar, hiç kimsenin keyfine göre engellenebilecek haklar değildir. İşçiler sendikaya üye olduğu için baskı göremez. İşçiler temsilcileriyle görüştüğü için suçlu ilan edilemez. İşçiler insanca çalışma koşulları istediği için hedef gösterilemez. Defalarca söyledik: Gelin masada çözelim. Gelin konuşalım. Gelin iş barışını birlikte koruyalım. Ama maalesef işveren tarafı diyalog kapısını açmak yerine sessiz kalmayı tercih etti. Görüşme taleplerimize karşılık verilmedi. Çalışanların demokratik tercihleri baskıyla bastırılmaya çalışıldı. İşçiler arasında korku oluşturulmak istendi. Buradan açıkça ifade ediyoruz: Hiçbir baskı emekçilerin birlik iradesinden daha güçlü değildir” diye konuştu.

HUKUKA SAYGI GÖSTERMEK ZORUNDALAR
Nalbantoğlu, “Burada özellikle altını çizmek istediğimiz bir başka konu daha var. Antalya Serbest Bölgesi’nin sağladığı imkânlar, devletimizin yatırımcıya sunduğu avantajlar ve bu ülkenin emekçisinin alın teri sayesinde büyüyen bir işletmeden bahsediyoruz. Firmanın sahibi olan Rus iş insanı, bu ülkede üretim yapmanın, ihracat gerçekleştirmenin ve serbest bölgenin sunduğu kolaylıklardan yararlanmanın bütün imkânlarına sahiptir. Ancak aynı işverenin, bu üretimi mümkün kılan Türk işçisinin sesine kulak vermemesi kabul edilemez bir durumdur. Bu ülkenin sağladığı ekonomik avantajlardan yararlanırken, bu ülkenin işçisinin anayasal haklarına saygı göstermek de bir sorumluluktur. Bizler yabancı yatırım düşmanı değiliz. Tam tersine, üretimin, yatırımın ve istihdamın artmasını destekliyoruz. Ancak hangi ülkenin yatırımcısı olursa olsun, Türkiye’de faaliyet gösteren herkes bu ülkenin hukukuna, emeğine ve çalışanına saygı göstermek zorundadır” ifadelerini kullandı.

‘İŞÇİLERE KULAK VERİN’
Nalbantoğlu, “Burada bulunan her arkadaşımız şunu çok iyi bilmektedir; bizler bu mücadeleyi yalnızca kendimiz için değil, bizden sonra bu sektörde çalışacak işçiler için de veriyoruz. Eğer bugün haksızlığa sessiz kalırsak, yarın çok daha ağır koşulların önü açılır. Biz üretimin içinden gelen insanlarız. Bu yatları yapan eller buradadır. Bu emeği ortaya koyan insanlar buradadır. Gecesini gündüzüne katan kaynakçılar, montaj işçileri, boya işçileri, teknik çalışanlar buradadır. Buradan tüm emek dostlarına, tüm kamuoyuna ve vicdan sahibi herkese sesleniyoruz: İşçinin sesine kulak verin. Emekçinin yanında olun. Çünkü alın terinin değersizleştiği bir yerde adalet de zayıflar” dedi.

‘MUTLAKA KAZANACAĞIZ’
“Bizler tersanelerde, depolarda, limanlarda yıllardır alın teriyle mücadele eden bir sendikanın mensuplarıyız” diyen Nalbantoğlu, sözlerini, “Bu sendika 80 yıllık geçmişiyle emeğin yanında durmuş, işçinin ekmeğini ve onurunu savunmuştur. Bugün burada verdiğimiz mücadele de sadece ücret mücadelesi değildir. Bu mücadele; saygı mücadelesidir, insan onuru mücadelesidir, emeğin değer görmesi mücadelesidir. Bu mücadelede; bizler korkmuyoruz, çünkü haklıyız. Bizler yalnız değiliz, çünkü birlikteyiz. Ve bizler biliyoruz ki; örgütlü emek mutlaka ama mutlaka kazanacaktır” ifadeleri ile sonlandırdı.

Muhabir: ZAFER GÜVENÇ