Yaz sezonu öncesi artan turizm hareketliliğiyle birlikte Antalya kıyılarında deniz kirliliğinin yeniden yükselişe geçmesi beklenirken, Başkan Ceren Şahin, arıtma altyapısından plastik kullanımına kadar birçok alanda acil ve kalıcı önlemler alınmaması halinde hem ekosistemin hem de turizm gelirlerinin ciddi risk altına gireceği uyarısında bulundu.

‘KIYI KULLANIMI BASKIYI ARTIRIYOR’
Antalya’nın Türkiye’nin en uzun ve en yoğun kullanılan kıyı şeritlerinden birine sahip olduğunu vurgulayan Şahin, “Yaz aylarında nüfusun katlanarak artması, turizm faaliyetlerinin yoğunlaşması, otellerdeki doluluk oranlarının zirveye ulaşması ve günübirlik kıyı kullanımının ciddi ölçüde artması deniz ekosistemleri üzerinde çok yönlü ve yoğun bir baskı oluşturuyor. Bu baskı sadece su kalitesini değil, aynı zamanda kıyıların doğal yapısını ve ekolojik dengesini de olumsuz etkiliyor” dedi.

Ceren Şahin (1)

‘KİRLİLİK BİRÇOK KAYNAKTAN BESLENİYOR’
Deniz kirliliğinin farklı kaynaklardan beslendiğine dikkat çeken Şahin, “Arıtılmadan ya da yetersiz arıtılmış atıksuların denize deşarj edilmesi, marina ve tekne faaliyetlerinden kaynaklanan atıklar, sahillerde bırakılan plastik ve ambalaj atıkları, akarsular aracılığıyla taşınan kentsel ve tarımsal kirlilik ile kıyı kullanımı sırasında oluşan katı atıklar deniz kirliliğinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Bu kaynakların bir araya gelmesiyle kirlilik çok daha karmaşık ve kontrol edilmesi zor bir hal alıyor” diye konuştu.

Özellikle plastik atıklara dikkat çeken Şahin, “Tek kullanımlık plastikler, sigara izmaritleri ve gözle görülmesi zor olan mikroplastikler, hem kıyı şeridinde hem de deniz ekosisteminde uzun yıllar boyunca varlığını sürdüren kalıcı bir kirlilik oluşturuyor. Bu atıklar yalnızca çevreyi kirletmekle kalmıyor, aynı zamanda deniz canlılarının yaşamını doğrudan tehdit ediyor” ifadelerini kullandı.

‘SADECE GÖRSEL DEĞİL, EKOLOJİK BİR SORUN’
Antalya kıyılarının ekolojik açıdan büyük önem taşıdığını belirten Şahin, “Antalya kıyıları deniz çayırları, balık üreme alanları ve son derece hassas kıyı ekosistemleri açısından oldukça değerli bir yapıya sahip. Bu nedenle deniz kirliliği yalnızca sahilde görülen bir görüntü kirliliği olarak değerlendirilmemeli. Aynı zamanda biyoçeşitliliğin azalmasına, karbon yutak alanlarının zarar görmesine, balıkçılık faaliyetlerinin olumsuz etkilenmesine ve turizm ekonomisinin uzun vadede zarar görmesine neden olan çok boyutlu bir çevre sorunudur” dedi.

Deniz-10

‘SOMUT ÖNLEMLER ŞART’
Çözüm önerilerine de değinen Şahin, “Tüm atıksu arıtma sistemlerinin kesintisiz ve etkin bir şekilde çalışması sağlanmalı, olası arızalara karşı yedekli sistemler mutlaka devrede olmalıdır. Marina ve tekneler için atıksu alım tesisleri düzenli olarak denetlenmeli ve bu konuda herhangi bir ihmalin önüne geçilmelidir. Tek kullanımlık plastiklerin özellikle kıyı alanlarında kullanımının kısıtlanması, doğa dostu ve geri dönüştürülebilir alternatiflerin yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor. Bununla birlikte akarsuların denize taşıdığı kirliliğin azaltılması için havza bazlı yönetim anlayışı benimsenmeli ve bu süreç bütüncül bir şekilde ele alınmalıdır” diye konuştu.

‘HERKES SORUMLULUK ALMALI’
Toplumsal farkındalığın önemine dikkat çeken Şahin, “Kıyılarda sadece belediyelerin değil, tüm toplumun katılımıyla düzenli temizlik ve izleme programları oluşturulmalıdır. Çevre bilincinin artırılması, vatandaşların kıyı kullanımında daha dikkatli ve sorumlu davranması, uzun vadede denizlerin korunması açısından belirleyici olacaktır. Bu mücadele ancak herkesin katkı sunmasıyla başarıya ulaşabilir” dedi.

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA/ÖZEL HABER