Turizmdeki daralma sahil kesiminde bulunan eczaneleri de etkiledi. Kaliteli turist oranındaki düşüş turizmciler kadar eczacılarıda düşündürür oldu.Tülin KORKUTELMALIOĞLU/RÖPORTAJTürk Eczacılar Birliği 40. Olağan Kongresinde 40. Dönem Merkez heyetine seçildiği için Antalya Eczacılar Odası Başkanlığını bırakan ve eczacıların sorunlarına Ankara’da çözüm arayacak olan Ecz. Kerem Zabun ile sahildeki turizm eczanelerinin durumunu, eczacılar üzerindeki baskıları, dövize endeksli ilaç fiyatlarını konuştuk.

Turizmdeki daralma kıyı kesimlerindeki eczaneleri ne ölçüde etkiledi? Turizmdeki olay hepimizi çok etkiledi. Bizim ülkemizde ilaç fiyatları dış ülkelere göre çok ucuz. Turistler ülkemize geldiklerinde ciddi anlamda ilaç götürmek istiyorlar. Doktora reçete ettirmekte zorlandıkları ilaçları Türkiye’den alıp, ülkelerine götürüyorlar. Turistler hangi ilaçları tercih ediyorlar?
Turistler yıl boyunca kullanabilecekleri özellikle doğum kontrol hapları, cinsel gücü arttırıcı ilaçlar, vitaminler, ağrı kesiciler, dermatolojide kullanılan kozmetik ürünleri tatile geldikleri Türkiye’den almayı tercih ediyorlar. Örneğin, dış ülkede 10 Euro olan bir ilaç, Türkiye’de 2 Euro’ya satılıyor. İlaç bizim ülkemizde gerçekten çok ucuz. Kalite düştüğü vakit bu ilaçların alım oranları da düşecek ve buda eczanelerdeki ciroları etkileyecektir. Turizm eczaneleri de etkiledi diyebilir miyiz?Hem kaliteli turist anlamında, hem de sayı anlamında eczanelerin etkilendiğini söyleyebilirim. Sahil kesimindeki eczaneler, her yıl 15 Haziran itibari ile sezona başlardı. Bu yıl 1.5 ay gecikmiş olarak başladık. Gelen turist oranına baktığımızda diğer yıllara oranla kalitede geri gelme görüyoruz.
Son bir yılda döviz kurlarında yaşanan değişikliklerin, ilaç fiyatlarına ne gibi etkisi oldu?
Türkiye’de ilaç fiyatları döviz kuruna bağlı olarak artar veya azalır. Döviz kuruda 3 ay boyunca % 5’in üzerinde ise Referans fiyat uygulamasına göre hareket edilir. Bu uygulama 2004 yılında yürürlüğe girmiştir. Komisyon toplanır, fiyat arttırılır veya azaltılır.
Döviz kuruna bağlı olarak ilaç fiyatlarının değişiyor olması, bazı ilaçlarında ülkeye girmesini zorlaştırır mı? Bugün yeni molekül ilaçlar ülkeye girmiyor diyebilirim. Yeni tedavilerden yararlanamıyoruz diyebilirim. Şimdi siz eczaneye geliyorsunuz ve biz size ilaç veriyoruz. Bunların tüm Türkiye’deki eczane açısından pazarı 3.5 milyar Türk Lirası civarında.. Toplam ilaç pazarındaki yeri.. Türk eczacılar birliğinin yurt dışından getirdiği ilaçlarda var. SSK’nın ödemediği, sağlık bakanlığının ruhsatını vermediği, yada ruhsatını verip firmanın ‘Ben Bu Fiyata Getirmem’ dediği ilaçlar var.Bu şartlar altında ilaç pazarı ne oldu?Pazar ne oldu biliyormusunuz ? 1 milyar Türk Lirası…Yani Türkiye’deki bir yılda satılan bütün ilacın 3’te 1’i oranında.Düşüne biliyor musunuz orandaki yüksekliği … Ülkeye girmeyen ilaçları Türk Eczacılar Birliği olarak biz vatandaşlara ulaştırıyoruz. Bu ne acı bir konudur.. Artık yeni molekül ilaçlar bu zincirler üzerinden ülkeye girmeye çalışıyor. Yani vatandaşın hizmetine sunulmuyor demek daha doğru olur.. Bu doktorlarımız yeni tedavi modellerini, yeni ilaçları kullanmıyor demek.
SGK’nın ödeyebileceği kalemler dışındaki ilaçlar ülkeye girmiyor mu?
Yetkililer açarlar, bakarlar bütün tablo önlerinde. Bu rakamlar niye bu kadar yüksek diye sormaları lazım. İlaç fiyatları üzerindeki ve Euro kurundaki diğer baskılar sürdüğü sürece bu İlaç firmaları,SGK’nın ödeyebileceği kalemler dışındaki ilaçları ülkeye sokmuyorlar. Yurt dışından gelsin, Türk Eczacılar Birliği tarafından ödensin diyorlar. Çünkü para kazanamıyorlar.
Hastalara ilaç tedariki konusunda eczacılar olarak zorlanıyor musunuz?
İlaç tedariki konusunda eczacılar olarak biz zorlanmıyoruz. Vatandaş zorlanıyor. Eczacılar Birliği üzerinden Türkiye’de bulunan 25 bin eczane bunu hayata geçirebiliyoruz. EURO kuru bu rakamlarda olmazsa SGK’da listesine bütün ilaçları alabilecek ve hasta ilacını Türk Eczacılar Birliği aracılığı ile getirtmek zorunda kalmayacak. Ne gerek var bunlara… ?
Yeni tedavi modelleri ülkeye gelmiyor mu?Bütün bunlar yeni tedavi modellerinin ülkeye gelmediğini gösteriyor. Siz SGK olarak ilaç fiyatlarını aşağıya çekmek durumunda kalabilirsiniz. Ama işin içine sağlık girdiği zaman durum farklı bir hal alıyor. Yemek yemeye bilirsiniz. Meyveyiyarım porsiyon yiyebilirsiniz. Ancak ilaçta tasarruf dendiği zaman orada frene basılmalı.Konu sağlık olunca bambaşka düşünülmeli…
Bütün bu anlattıklarınızdan yola çıkarak sormak istiyorum. Sizce sağlıkta ticari bir amaç güdülüyormu?
Eczacılar olarak sağlığın ticarileşmesine karşıyız. Sağlık bir anayasal haktır. Bu anayasal hak, her ne sebeple olursa olsun baskı altında tutulmamalıdır. Daha akılcı, daha ortak aklın bir araya geldiği çözümler üretilmelidir.Baskı politikaları burada yürütülmemelidir. ‘Neden ben ülkemdeki vatandaşlarımı dünyadaki diğer tedavi molekülleri ile buluşturamıyorum’ diye sormak gerekir. Eski SSK hastanelerine baktığımızda‘Ne güzel hale geldik’ diyoruz. Ama bunu sürdürebilmek gereklidir. Asıl mesele budur.
SSK vs. gibi sağlık hizmetleri varken, sizce tamamlayıcı sağlık sigortalarına ne derece ihtiyaç var?
Son günlerde televizyonlarda görüyoruz. Tamamlayıcı sağlık poliçeleri diye reklamlar çıkıyor. Aklımıza şu geliyor. Kasko poliçeleri gibi yavaş yavaş sağlıktan da çıkıp, bir değişime mi gidiliyor? SGK’nın karşılamadığı ilaçlar..SKG’nın karşılamadığı tedavi paketlerini diğer özel sigorta şirketleri ile bu şekilde bir poliçe yapmak suretiylemi elde edecekler? Evet. Artık durum oraya doğru gidiyor. Gerek ilaçlardaki meblalar, gerekse hastane faturalarına bakıldığında önce iyi bir denetleme mekanizması kurmalı..
Denetleme mekanizması kurulmazsa sektörü ne bekliyor?Ödediğiniz paranın denetlemesini iyi yapacaksınız. Eğer bu denetlemeleri iyi yapmazsanız, bu tedavi paketlerinde yeni ilaçlara ulaşımda o kadar güçleşecek. Denetleme mekanizmasının son derece iyi yapılması lazım. Özel sağlık sigortaları ciddi denetim altına alınmalı. Eczacılar olarak biz her şeyin, günü gününe hesabını verebiliriz. Hastaneler acaba bunu n hesabını kuruşu kuruşuna verebilirlermi?
Türkiye’de kişi başına düşen ilaç fiyatı ne kadardır? Bugün batık ülke dediğiniz Yunanistan bile Avrupa’nın en az para harcayan ülkesidir. Kişi başına düşen ilaç fiyatı 450-460 Dolar’dır. Türkiye’de ise bu 105 Dolar’dır. Buna da iyi bakmak lazım. Siz Avrupa’nın en kötüülkesinden bile 4/1 oranında ilaç parası ödüyorken, ‘Biz zaten çok iyi hizmet veriyoruz’ diyemezsiniz.Türkiye’de eczanelere ödenen paranın zaten yüzde 30 -40’ını Türk Eczacılar Birliğine ilaç getirtmesi için ödüyorsunuz. Bence burada ciddi bir problem var.Bu konuya iyi bakmak lazım.
İlaç fiyatlarında eczacı olarak üzerinizde bir baskı hissediyor musunuz?
Bizde bir baskı söz konusu değil. İlacın sahibi firmayla ilgili bir konu.. Sağlık Bakanlığı fiyatı belirler. Biz ilacı ne bir kuruş aşağı, nede bir kuruş yukarı satamayız. Referans fiyat uygulanır. Burada bizim tasarruf sahibi olmamız mümkün değildir. Bizilacın ucuz olmasını isteriz. Ulaşılabilir olmasını isteriz. Kaliteli olmasını isteriz. Fiyat ucuzladıdiye kalitesinden ve bulunulabilirliğinden ödün veriliyorsa o zaman bir dakika deriz…Buna örnek geçen kış yaşanan depo penisilinini verebiliriz değilmi?

Geçen kış depo penisilini için insanlar kamu hastanelerinde kuyruklarda beklemek zorunda kaldılar. 2 liralık depo penisilini için. Geçen yıl bulunamadı… Kalitesinden şüphe edildi. Çok ciddi sıkı politika uygulandı diye… O rakamlara düştü… Firmalar para kazanamadığı sürece o ürünleri de getirmekte itina edeceklerdir. Üretmekten de itina edeceklerdir.
İlaç fiyatları neye göre değerlendirilmelidir?

Sağlıktaki olumsuzluğun telafisi yoktur. Telafisi olmayan işler yapmamak gereklidir. Onun için iyi düşünülmeli. İlaçfiyatları değerlendirilirken, ilacın piyasada bulunulabilirliği göz ardı edilmemelidir. İlaç fiyatlarının sadece firmaları tatmin edecek düzeye çekilmesi vatandaşın rahatlaması anlamına gelir. Eczacılar olarak biz ilacın kaliteli ve sudan ucuz olmasını isteriz.
Son yıllarda ilaç fiyatlarında görülen düşüşler devam ediyor mu?
2004 yılından itibaren 350’nin üzerinde ilaç fiyatlarında düşüş oldu. Bu rakamlar abartılı rakamlar değildi. Sebebi de şudur. ‘Referans fiyat uygulaması nedeniyle fiyatını düşürdüm’ der.
İlaç fiyatlarındaki düşüşler vatandaşın lehine mi ?

Evet vatandaşın lehine olmuştur. Ancak ulaşılamayan ilaçlar açısından ‘Hayır’… Bu düşüşlerle firmalar gerek ithalat ve üretim anlamında, ruhsatlarını askıya almışlardır. Bazı ilaçların ruhsatlarını da iptal etmişlerdir. İnsanlar çok fayda gördükleri ilaçlara ulaşamamaktadırlar. Alternatif tedavi modelleri ile alternatif ilaçlarla tedavi görmektedirler.
.
Dışarıdan bakıldığında ilaç kesintilerinin kaynağı eczacılar gibi görünüyor. Bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?




Yok böyle bir şey… Vatandaş bu uygulamayı sanki eczacının cebine giren bir para gibi görüyor. Devlet bizi veznedar gibi görüyor.Muayene ücretinde olduğu gibi.. Acile gidiyorsunuz , ‘Hastaneye Para Ödemeden Çıktım’ diyorsunuz. Yok böyle bir şey… Her tedavi için para ödüyorsunuz. Vatandaş bize gelip, ‘Acile Gitmiştim Ben Neden Para Ödüyorum’ diyor. Çoğu zaman acilden gelen hastalar doktorun yazdığı reçeteyi SSK üzeriden almak istemiyor. Reçetede çıkacak katkı paylarından dolayı ilacını para ödeyerek alıyor.
Eczacılık mesleğinin dününü ve bugününü kıyaslamanızı istersek ne söylersiniz?
Eskiden eczacılık mesleğinden çok haz alırdık. Yapma ilaçlarımız daha fazlaydı. Biz eczacılar olarak ilaç yapardık.İşte eczacılık mesleği budur. İnsanlara yardımcı olmaktan keyif alırdık. Artık kutu alıp, vermekten çok sıkıldık.




Antibiyotiklerin satışı konusunda neler söylemek istersiniz?




İnsanlar sosyal medya aracılığı ile ilaç görünümlü, ama ilaç olmayan birçok ürüne ulaşabiliyorlar. Asıl mücadele edilmesi gereken konu bunlarken, eczanede satılan antibiyotiğe bakmak ne kadar doğru… Açıkçası sorunun dağ tarafı burada duruyorken, toprak kırıntılarına bakmanın bir anlamı yok. Hep beraber göreceğiz. Buradan hiçbir şekilde yol alamazlar.