Milyonlarca adayın üniversite hayallerini gerçekleştirmek için gün saydığı 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için takvim daralıyor. ÖSYM tarafından açıklanan verilere göre, büyük maraton 20 Haziran 2026 Cumartesi günü yapılacak olan Temel Yeterlilik Testi (TYT) ile başlayacak. Sınavın devamında ise 21 Haziran 2026 Pazar günü Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ve Yabancı Dil Testi (YDT) oturumları gerçekleştirilecek. Sınava yalnızca 40 gün kala, uzmanlar adayların sadece ders notlarına değil, ruh sağlıklarına da odaklanmaları gerektiği konusunda önemli uyarılarda bulunuyor.
2026 YKS için geri sayım sürerken, sınavın yaklaşmasıyla birlikte adaylar üzerindeki baskı da zirve noktasına ulaştı. ÖSYM’nin takvimine göre 20-21 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek sınav öncesinde Uzman Psikolog Anıl Yıldız, sürecin psikolojik boyutuna dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Sınava 40 gün kala öğrencilerin ve ailelerin izlemesi gereken stratejileri değerlendiren Yıldız, başarının sadece ders çalışmaktan geçmediğini vurguladı.
‘BEKLENTİLER ZİHİNSEL BİR GERGİNLİĞE DÖNÜŞÜYOR’
Sınav kaygısının temelinde çevresel faktörlerin yattığını belirten Anıl Yıldız, öğrencilerin hissettiği baskıyı şu sözlerle ifade etti: “Birçok çocuk sadece kendi hedefleriyle değil, ailesinin ve çevresinin beklentileriyle de baş etmeye çalışıyor. ‘Ya başaramazsam, ya istediğim okula gidemezsem, herkesin beklentisini karşılayamazsam’ gibi düşünceler zamanla yoğun bir baskıya dönüşebiliyor. Bu durum sadece zihinsel bir gerginlik yaratmıyor; aynı zamanda uyku düzensizlikleri, mide sorunları ve baş ağrıları gibi fiziksel tepkiler de ortaya çıkabiliyor.”
‘ÖZGÜVEN KAYBI MOTİVASYONU ZAYIFLATIYOR’
Sürecin sonuna yaklaştıkça öğrencilerin tutumlarında değişimler gözlendiğini kaydeden Yıldız, “Çocuklar ‘Bu sınav bana göre değil’ ya da ‘Ne yaparsam yapayım yetişmeyecek’ gibi düşünceler geliştirdikçe özgüven kaybı yaşayabiliyor ve ders çalışma motivasyonları ciddi şekilde zayıflıyor. Bazı öğrenciler son dönemde tempoyu artırırken, bazıları ise bu yoğunluk karşısında yorulup geri çekilebiliyor. Oysa bu süreçte öğrencilerin tamamen izole olmaması, kendilerini iyi hissettikleri küçük sosyal alanları koruyabilmesi oldukça önemli” dedi.
‘SOSYAL İZOLASYON PSİKOLOJİK DENGEYİ SARSIYOR’
Öğrencilerin sosyal hayattan koparılmasının risklerine dikkat çeken Yıldız, “Arkadaşlarıyla görüşememek, sosyal aktivitelerden uzak kalmak çocukların psikolojik dengesini olumsuz etkileyebiliyor. Bu durum zamanla içe kapanma, sinirlilik ve ani duygu değişimleri şeklinde kendini gösterebiliyor. Sürekli ders odaklı konuşmalar yapmak ve ‘Daha fazla çalışmalısın’ şeklinde baskı kurmak, çocukların üzerinde ekstra yük oluşturur. Bunun yerine ‘Gayretinin farkındayız, elinden geleni yapman bizim için yeterli’ gibi cümleler, çocukların kendini daha güvende hissetmesini sağlar” diye konuştu.
‘KIYASLAMA YAPMAK YETERSİZLİK HİSSİNİ DERİNLEŞTİRİR’
Ailelerin tutumuna dair bireysel farklılıkların önemini hatırlatan Uzman Psikolog Anıl Yıldız, “Başka çocuklarla yapılan kıyaslamalar, öğrencide yetersizlik hissini artırır ve kaygıyı derinleştirir. Her öğrencinin öğrenme süreci farklıdır ve bu farklılık göz ardı edilmemelidir. Sınava kalan bu 40 günlük kritik süreçte, akademik eksiklerin giderilmesi kadar ruhsal sağlığın korunması da sınav günü gerçek potansiyelin ortaya çıkması için en temel şarttır” dedi.




