Son dönemde yaşanan doğal afetler, iklim krizi ve çevre sorunları yalnızca doğayı değil, insan psikolojisini de etkiliyor. Özellikle geleceğe ilişkin belirsizlikler, çocuklarda kaygı ve çaresizlik duygusuna yol açabiliyor. Psikolog ve Akdeniz Çevre Platformu (AKÇEP) kurucu üyesi Gamze Pelin Demircan, çevresel sorunların çocuklar üzerindeki psikolojik etkilerine dikkat çekerek, bu konuların çocuklara yaşlarına uygun bir dille anlatılması ve umut duygusunun korunması gerektiğini söyledi.
KORKU YERİNE ÇÖZÜM YOLLARI GÖSTERİLMELİ
Çocuklarla çevre sorunları hakkında iletişim kurarken gerçeği gizlemeden umut duygusunu korumanın önemine değinen Demircan, her çocuğun gelişim döneminin ve belirsizlikle baş etme becerisinin farklı olduğunu ifade etti. Demircan, “Çocuklara çevre sorunlarını anlatırken en önemli ilkenin, gerçeği gizlemeden umut duygusunu korumak olduğunu düşünüyorum. İklim krizini, çevre kirliliğini ve afetleri anlatırken korku yaratmak yerine anlayabilecekleri bir dil kullanmalı ve duygularını ifade edebilecekleri güvenli alanlar oluşturmalıyız” dedi.
Çocuklara sürekli felaketlerden söz etmenin çaresizlik ve gelecek kaygısı yaratabileceğini belirten Demircan, sorunların yanında çözüm yollarının da gösterilmesi gerektiğini kaydetti. Çocukların değişime katkı sunabileceklerini hissetmelerinin önemini vurgulayan Demircan, çevre bilincinin uygulamalı çalışmalarla desteklenebileceğini dile getirdi.
ÇOCUKLAR ÇÖZÜMÜN PARÇASI OLMALI
Kızının okulunda gerçekleştirilen “Ben Bir Bilim İnsanı Olsam, Neyi İcat Ederdim?” projesini örnek gösteren Demircan, çocukların çevre sorunlarına yönelik fikirlerini somut projelere dönüştürmesinin önemine dikkat çekti. Kızı Mavi Deniz’in geri dönüştürülmüş malzemeler kullanarak bitkilerin daha az suyla sulanmasına yardımcı olmayı amaçlayan su dostu bir saksı tasarladığını belirten Demircan, bu tür çalışmaların çocukların sorumluluk duygusunu geliştirdiğini ifade etti.

Çocukların çevresel sorunlar karşısında yalnızca kaygı duymak yerine düşünmeyi, çözüm üretmeyi ve kendi yapabileceklerini keşfetmeyi öğrenebileceğini belirten Demircan, “Çocuklar yalnızca dinleyen değil, değişime katkı sunabilen bireyler olduklarını hissetmeliler. Bu deneyim, öz yeterlilik ve sorumluluk duygusunu destekler” diye konuştu.
ÇEVRE HAKKI, ÇOCUK HAKLARININ BİR PARÇASI
Temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının çocuk haklarından ayrı değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Demircan, çevre koşullarının çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimini doğrudan etkilediğini söyledi. Temiz hava, güvenli su, sağlıklı gıda ve doğayla temas edilebilecek alanların çocukların gelişimi açısından önem taşıdığını belirten Demircan, çevre kirliliği ve iklim krizinin çocukların geleceğe yönelik güven duygusunu da etkileyebileceğini kaydetti.
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin yaşama, gelişme ve sağlık haklarını güvence altına aldığını hatırlatan Demircan, sağlıklı çevrenin bu hakların kullanılabilmesinin temel koşullarından biri olduğunu ifade etti. Demircan, “Çocuklara doğayı korumalarını söylemek yeterli değil; onların sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almak, çevresel kararlarda görüşlerini dikkate almak ve geleceklerini etkileyecek politikaları oluştururken çocukların üstün yararını gözetmek zorundayız” dedi.
SORUMLULUK YALNIZCA ÇOCUKLARA BIRAKILAMAZ
Çevre bilincinin çocuklara kazandırılmasının önemli olduğunu ancak çevreyi koruma sorumluluğunun yalnızca çocuklara yüklenemeyeceğini belirten Demircan, asıl sorumluluğun yetişkinlere ve kurumlara düştüğünü vurguladı. Çocukların çevreye yönelik projeler geliştirmesinin katılım ve sorumluluk duygularını güçlendirdiğini ifade eden Demircan, çocukların sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının uygulamada da güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
Çocuklara yalnızca mevcut çevre sorunlarını anlatmanın yeterli olmadığını belirten Demircan, daha iyi bir dünyanın kurulabileceğine ilişkin inancın da desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Demircan, “Umut, her şeyin yolunda olduğunu söylemek değildir; sorunları anlayan ve çözümün bir parçası olabileceğine inanan çocuklar yetiştirmektir. Çevre hakkı, çocuklara bırakacağımız bir miras değil, bugün onlara teslim etmemiz gereken bir haktır” ifadelerini kullandı.





