TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Antalya Şube Başkanı Şaban Tat, kentin elektrik altyapısının mevcut durumu ve gelecekteki riskleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Antalya’nın ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi’ni bir dönüm noktası olarak nitelendiren Tat, enerji planlaması ile kent planlamasının eşgüdümlü yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.
‘ELEKTRİK ALTYAPISI BİR KENT GÜVENLİĞİ MESELESİDİR’
Şaban Tat, iklim krizinin etkisiyle artan sıcaklıklar ve değişen tüketim alışkanlıklarının altyapı üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti. Elektrik altyapısının teknik bir konu olmaktan çıkıp doğrudan bir yaşam kalitesi meselesine dönüştüğünü ifade eden Tat, “Antalya’nın ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi, yalnızca küresel iklim politikalarının tartışılacağı bir platform değil; aynı zamanda kentlerin altyapı dayanıklılığının da sorgulanacağı kritik bir dönüm noktasıdır. Bu süreçte elektrik altyapısı artık teknik bir başlık değil, doğrudan yaşam kalitesi, ekonomik sürdürülebilirlik ve kent güvenliği meselesidir” ifadelerini kullandı.

KURUMLAR ARASI KOORDİNASYON
Antalya'daki nüfus hareketliliği ve turizm potansiyelinin enerji talebinde ciddi artışlara neden olduğunu kaydeden Tat, sistemin sağlıklı işlemesi için paydaşlar arasında tam bir eşgüdüm sağlanması gerektiğini savundu. Tat, sistem yönetimi konusunda şunları söyledi: “Bugün gelinen noktada elektrik altyapısı; üretimden iletime, dağıtımdan son kullanıcıya kadar bütüncül bir sistem olarak ele alınmak zorundadır. Bu sistemin sağlıklı işlemesi; TEİAŞ, TEDAŞ, AEDAŞ, belediyeler ve ilgili tüm paydaşların eşgüdüm içinde hareket etmesini gerektirmektedir. Bu nedenle mesele, herhangi bir kurumun tek başına sorumluluğu değil; planlama, yatırım ve koordinasyon süreçlerinin birlikte ele alınması gereken bir sistem yönetimi konusudur.”

‘HER İMAR KARARI BİR ENERJİ KARARIDIR’
Enerji planlaması ile kent planlamasının hâlâ birbirinden kopuk yürütülmesini eleştiren Şube Başkanı Tat, yeni yerleşim alanları ve emsal artışlarının yaratacağı enerji yükünün önceden hesaplanması gerektiğini söylerken "Ancak burada altı çizilmesi gereken kritik bir gerçek vardır, enerji planlaması ile kent planlaması hâlâ aynı masada yapılmamaktadır. Nüfus artış projeksiyonları, yeni yerleşim alanları, emsal artışları ve yapı yoğunlukları belirlenirken bu kararların oluşturacağı elektrik yükü ve altyapı ihtiyacı çoğu zaman eş zamanlı olarak değerlendirilmemektedir. Oysa gerçek şudur; bir şehirde yapılan her imar kararı, aynı zamanda bir enerji kararıdır” dedi.

GELECEĞİN RİSKLERİNE KARŞI DÖNÜŞÜM ÇAĞRISI
Tat, elektrik mühendisliğinin sadece mevcut sistemi korumakla yükümlü olmadığını, aynı zamanda dijital ve akıllı sistemlerle dönüşümü yönetmesi gerektiğini belirtti. İmar planları hazırlanırken teknik koordinasyonun zorunlu olduğunu ifade eden Tat, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Elektrik Mühendisleri Odası Antalya Şubesi olarak çağrımız nettir: Enerji altyapısı planlaması ile kent planlaması aynı çatı altında ele alınmalı, ilgili tüm kurumlar arasında güçlü ve sürekli bir koordinasyon sağlanmalı ve Antalya’nın büyümesi mühendislik biliminin rehberliğinde yönetilmelidir. Aksi takdirde bugün öngördüğümüz riskler, yarın günlük yaşamın olağan sorunları haline gelecektir.”






