Gazeteci İdris Özyol’un sorularını yanıtlayan Koçak; Avrupa’da yükselen aşırı sağdan Filistin mücadelesine, geçmişteki Doğu Almanya deneyiminden göçmen mahallelerindeki dayanışma ağlarına kadar pek çok konuda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

NEUKÖLLN’DE TARİHİ BAŞARI: YÜZDE 10’DAN YÜZDE 30’A
Batı Berlin’de Kürt ve Alevi kökenli bir ailede doğup büyüyen Ferat Koçak, göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı ve "Küçük İstanbul" olarak bilinen Neukölln (Noyköln) bölgesinden seçim yarışına girdi. Geçmiş seçimlerde partisi Die Linke’nin bu bölgede yaklaşık %9-10 civarında oy aldığını belirten Koçak, bu seçimde oranı %30’a çıkararak tarihi bir başarı elde ettiklerini vurguladı.

Koçak, bu başarının arkasındaki stratejiyi şu sözlerle özetledi: "Erken seçim sürecinde yaklaşık 2 bin gönüllüyle sokağa döküldük ve tam 139 bin kapıyı çaldık. İnsanlara, 'Gücünüz olsa ilk neyi değiştirirdiniz?' diye sorduk. Öncelikli sorunların yükselen kiralar, hayat pahalılığı ve mahalledeki çöp problemi olduğunu gördük. Kampanyamızın merkezine tamamen bu somut sorunları koyduk."

‘POLİS VE ASKERİYENİN İÇİNDE TEHLİKELİ NAZİ ÖRGÜTLENMELERİ VAR’
Avrupa genelinde ve Almanya’da sağın, ırkçılığın hızla yükseldiğini ifade eden Ferat Koçak, kapitalizmin kriz dönemlerinde ırkçılığın kitlelere "basit bir çözüm" gibi sunulduğunu söyledi. Almanya'da geçmişte yaşanan NSU cinayetlerine ve 2020’deki Hanau katliamına dikkat çeken milletvekili, devlet kademelerindeki tehlikeye karşı uyardı: "Almanya’da 1945’ten sonra Naziler bir anda kaybolmadı. Şu an özellikle polisin ve askeriyenin içinde çok tehlikeli Nazi örgütlenmeleri var. Askeriyede sürekli silahlar kayboluyor ve bunlar yine Nazilerin elinde çıkıyor. Benim semtim Neukölln’de Burak Bektaş isimli genç bir arkadaşımız sokak ortasında bir Nazi tarafından öldürüldü. Parlamentodaki aşırı sağın ırkçı söylemlerini, sokaktaki Naziler eyleme döküyor."

‘BEN ALEVİYİM, KÜRDÜM; NASIL HAMAS YANDAŞI OLURUM?’
Filistin halkının haklarını savunduğu için Alman medyası ve siyasi rakipleri tarafından hedef gösterildiğini belirten Koçak, kendisine yönelik asılsız ithamlara sert tepki gösterdi. Seçimi kazandıktan sonra "Hamas yandaşı kazandı" şeklinde karalama kampanyaları yürütüldüğünü ifade eden Koçak, şöyle konuştu: "Ben Alevi kökenliyim, bizi Sivas’ta katlettiler; nasıl Hamas yandaşı olurum? Ben Kürt kökenliyim, biz IŞİD’e karşı mücadele ettik. Almanya’da Filistin’de insan haklarını savunan herkesi 'Hamasçı' ya da 'anti-semitist' diyerek bir köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar. Biz Hamas’ı değil, Filistin halkını ve insan haklarını savunuyoruz. Alman toplumunun yüzde 80’i de zaten İsrail’e silah satılmasına karşı. Sol Parti’nin oylarının kısa sürede yükselmesinin bir sebebi de Filistin konusunda tek güvenilir parti olmasıdır."

‘DOĞU ALMANYA DENEYİMİ SOSYALİZM DEĞİL, DEVLET KAPİTALİZMİYDİ’
Siyaset yaparken "Demokratik Sosyalizm" kavramını özellikle vurguladıklarını belirten Ferat Koçak, geçmişteki Doğu Almanya (DDR) deneyimine yönelik eleştirilerini de paylaştı. Doğu Almanya'da insanların kontrol altında tutulduğunu ve haklarının kısıtlandığını belirten Koçak, "Biz o döneme sosyalizm değil, 'devlet kapitalizmi' diyoruz. İnsanların Sol Parti’ye baktığında o baskıcı dönemi görmemesi için nasıl bir sosyalizm hedeflediğimizi 'demokratik sosyalizm' olarak tanımlıyoruz" dedi.

‘MİLLETVEKİLİ MAAŞIMI KISITLIYORUM, KALANI HALKA GİDİYOR’
Kariyerist siyasetçi modeline karşı olduğunu ve toplumsal mücadelenin içinden geldiğini hatırlatan Koçak, milletvekili maaşının sadece ortalama bir işçi maaşı kadar olan kısmını kendisine ayırdığını, geri kalanını ise halkın hak arama mücadelesi için kurdukları fona aktardığını açıkladı.

Bu fonun sadece maddi yardım amaçlı olmadığını, insanları aktifleştirmek için bir araç olduğunu söyleyen Koçak, mahalleden bir örnek verdi: "Geçenlerde iki çocuklu başörtülü bir kadın geldi. Devletin kendisine vermesi gereken bebek arabasını alamamıştı. Bizde para olduğunu bilerek gelmişti. Ancak amacımız hemen parayı verip arabayı almak değil; onunla birlikte bürokrasiye karşı mücadele edip o hakkı kazanmasını sağlamaktı. Bu şekilde insanları kendi hakları için mücadele eden aktif bireyler haline getiriyoruz."

Muhabir: ZAFER GÜVENÇ