TÜRK Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Başar, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’nin yapı stoku ve afet hazırlığı konusundaki eksikliklerine dikkat çekti. Başar, risklerin bilinmesine rağmen somut önlemlerin yetersiz kaldığını söyledi.

‘DEPREM ÖNGÖRÜLEBİLİR BİR GERÇEKTİR’
Neslihan Başar, depremin yıkıcı etkilerinin doğrudan mühendislik ve denetim süreçleriyle ilgili olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Türkiye’de deprem 'beklenmedik' bir doğa olayı değil; tam olarak ne zaman, nerede ve ne büyüklükte olacağı tespit edilemese de öngörülebilir ve etkileri büyük ölçüde azaltılabilir bir gerçektir. Denilebilir ki yıkımın büyüklüğü, depremin ölçüsünden çok; yapı üretiminin kalitesi, denetimin niteliği ve risk azaltma politikalarıyla doğrudan ilişkilidir."

Whatsapp Image 2026 02 06 At 10.58.47

YAPI STOKU VE İMAR AFFI ELEŞTİRİSİ
Konuşmasında Türkiye genelindeki yapı güvenliğine dair verileri paylaşan Başar, imar aflarının yarattığı risklere değindi. Başar, mevcut durumun vahametini şu sözlerle aktardı: "Mevcut binaların birçoğunun son 25 yılda çıkarılan 6 imar affı yasasıyla mevzuata aykırı eklenti veya değişiklikler, gerekli tedbirler alınmadan kâğıt üstünde yasal hale getirilerek, mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların yasallaşması sağlanmıştır." Başar, resmi raporlara dayanarak İstanbul’da 1,5 milyon, ülke genelinde ise 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğini ifade ederken bütüncül bir yapı envanterinin hala oluşturulmamasını eleştirdi.

KENTSEL DÖNÜŞÜM VE TOPLANMA ALANLARI
Kentsel dönüşüm uygulamalarının amacından saptığını iddia eden Başar, planlama hatalarına ilişkin şunları söyledi: "Yaklaşık on üç yıldır yürürlükte olan kentsel dönüşüm politikaları ise, deprem riskini azaltmaktan çok, çoğu zaman arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgenmiştir. Oysa dönüşüm, yalnızca eski binaların yıkılıp yenilerinin yapılması değildir. Zemin özelliklerinden nüfus yoğunluğuna, ulaşım altyapısından toplanma alanlarına kadar pek çok unsurun birlikte ele alınmasını gerektiren kamusal bir planlama meselesidir." Toplanma alanlarının sadece boş araziler olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Başar, bu alanların altyapı yetersizliğine ve yapılaşmaya açılmasına yönelik tepkisini dile getirdi.

Whatsapp Image 2026 02 06 At 10.58.48

‘AFETLER KADER DEĞİLDİR’
6 Şubat depremlerinin ardından bölgedeki iyileşme sürecinin ve konut teslimatlarının vaat edilenin gerisinde kaldığını belirten Başar, çözüm önerilerini sıralayarak açıklamasını noktaladı: "TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası olarak bir kez daha vurguluyoruz: afetler kader değildir, bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan politikalarda ısrarın acı sonuçlarıdır. İvedi olarak yapılması gerekenler bellidir: Ülke çapında güncel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı, mevcut yapıların ilgili uzmanlık alanında mühendislik hizmeti alarak periyodik kontrolü yasal zemine oturtulmalı, kentsel dönüşüm rant odaklı değil risk temelli bir kamu politikası olarak uygulanmalı."

Muhabir: ZAFER GÜVENÇ