Yoksulluktan zenginliğe, hastalıktan sağlıklı yaşama dönülebildiği gibi, zenginken yoksul, sağlıklı iken hastalıklı hale de düşebiliyor insan.
Fakat yoksulluk, bağımlılık ve alışkanlık yaptığı zaman bunun adı kader olmuyor.
Bir adım ötesi ise dram; acı ve hüzün.
Her 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nde (Ben o güne kutlama diyemiyorum) üçüncü şahsın anlattığı bir roman kızın hikayesine gidiyorum.
‘50 yıl önce o küçük Roman kızı tanımıştım. Sahipsiz, sokaklarda yatıp kalkan küçük bir kız çocuğu. Kış aylarında sokaklarda donmaya yüz tutmuş o minicik elleri ile ayakkabı boyacılığı yapıyordu. Bir gün, yaşlıca bir adam onu aldı bir lokantaya götürdü. Sıcak bir çorba içsin, yemek yesin diye. O kız, öğle yemeğini artık her gün o lokantada yiyecekti. Yaşlı adam Küçük Roman kızı daha sonraları kendisi gibi yaşlı kız kardeşinin ellerine teslim etti. Kadın da yalnızdı. O’na dikiş öğretti, olmayan kızı gibi baktı. Kız da ev işlerine yardım etti.
Roman kızı 16 yaşına kadar o evin bir bireyi olarak yaşadı. 17 yaşında kendisi gibi Roman Ali’ye vuruldu. Evlendiler ve biri kız biri erkek iki çocuğu oldu. Kendi yaşamlarını kurdular. Yoksuldular ama mutluydular. Evlere temizliğe gittiler, fal baktılar, çiçek sattılar.
Onca yoksulluğa karşın hep gülen, hep şarkı söyleyen, parmaklarını şaklatarak dans eden ve çok da güzel sesi olan bir roman kızıydı. Çok da güzel fal bakardı.’
İşte O Roman kızını buldum. Büyümüş tabi. Bana hayat hikayesini anlattı. Yaşlı kadın ölünce evden ayrılmak zorunda kalmış. Kendisi semt karakolunda polislere çay kahve yaparak eşi Ali ile birlikte çalışarak kızlarını büyütmüşler. O Roman kızın çocuğu okumuş, güzel sanatlar fakültesini bitirmiş ve önemli bir vitray sanatçısı olmuş.
Ayakkabı boyacılığı yaparken kendisini çorbacıya götüren, sonra da kız kardeşinin ellerine teslim eden adama ne olduğunu sordum.
Onu evden ayrıldıktan sonra bir daha hiç görmediğini söyledi.
‘Beni sokaklardan kurtaran o adama sarılmak isterdim’ derken ıslanan gözlerini benden kaçırdığını fark ettim.
***
Dün 8 Nisan Dünya Romanlar Günüydü.
1971 yılında Londra’da yapılan Dünya Romanlar Kongresi’nde İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler’in ‘ari ırk’ sevdası nedeniyle soykırıma uğrattığı yüzbinlerce romanın anısını yaşatmak adına 8 Nisan’ın Dünya Romanlar Günü olarak kutlanılması kararlaştırıldı.
8 Nisan, 1990 yılından itibaren tüm dünyada çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.
Türkiye’de ise kutlamalar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla 2021 yılından bu yana kutlanıyor.
Tüm Romanların günü kutlu olsun.