Ne yazık ki dün sabaha yine bir futbol terörü ile uyandık.

Türkiye'nin en güzel şehirlerinden birisinin iki köklü kulübünün karşılaşmasında yaşanan olaylar hepimizin tüylerini ürpertti.

Neresinden bakarsanız bakın bunun adı terördür…

Bir futbol maçı diyerek geçiştirilecek bir nokta değildir.

Takımını desteklemek, kazansa da kaybetse de sahadaki futbolcuları alkışlayabilmek, rakip takımı tebrik etmek bu kadar zor olmamalıdır.

Tribünlerin yarı yarıya ayrıldığı, karışık oturduğumuz, birlikte maç izlediğimiz günlerden bugünlere hangi ara geldik anlayabilmek mümkün değil.

Bir insan, hayatında hiç tanımadığı başka birisini sırf karşı takımı destekliyor diye öldürmeye teşebbüs edebilir mi?

Bu ruh halini nasıl açıklayabiliriz?

Gerçekten izahı zor bir durum.

Ama Türkiye'de yıllarca bu ve buna benzer durumlar yaşanmış ve cezasız kalmışsa ne yazık ki benzer ve daha vahim olayları bir kez daha yaşamak durumunda kalıyoruz.

Trabzon'da geçtiğimiz yıl yaşananları kimse unutmadı.

Şampiyonluk maçı denildi, sümenaltı edildi.

Sonrasında Trabzon'da yapılanlar cezasız bile kaldı.

Hatta sonrasında özür dilenmesi gerekirken yapılan açıklamalar ile Antalyaspor Kulübü bile suçlandı.

Böyle bir ortamda yanlışların düzeleceğini umut etmek zaten safdillik olur.

Kulüplerin kayrıldığı, taraftarın ceza almaması için uğraşıldığı, sonrasında yapanların kahraman ilan edildiği ülkemizde ne yazık ki olan yine mağdura oluyor.

Devamlı olarak sümenaltı edilen olaylar, bir yere kadar kapanabiliyor, başka yerlerden çok daha büyük olarak karşımıza çıkıyor.

Yazık, gerçekten yazık…

Ne yazık ki yasa çıkarmakla bu işler çözülmez.

En ağır cezalar uygulanmadıkça, yasalar da çare olmayacak.

Ve benzer olayları yaşamaya devam edeceğiz.