Antalyaspor en azından 1 puanla dönmesi gereken kritik Kayserispor maçından son dakikada yediği gole engel olamadı ve haftayı puansız kapattı.
Futbol gerçekten sahada oynanan bir oyun olmuş olsa mağlubiyetleri çok fazla kafaya takmazsınız.
Çünkü her mağlubiyetin bir telafisi vardır.
Ancak Türkiye’de özellikle ligin bitimine son 10 hafta kala futbol sahada değil önce masada kazanıldığı için insan ister istemez tedirgin oluyor.
Ne yazık ki bu bir Türk futbolu gerçeğidir. Ligde son 10 haftaya girilince ne kadar sıkıntılı takım varsa topuyla, tüfeğiyle kısacası her şeyiyle saldırıya geçiyor.
Aynı Kayseri’de olduğu gibi.
Bir milletvekili çıkıyor, sosyal medyadan yaptığı paylaşımlarda rakip takımı yada takımları ‘şikecilik’le suçluyor, şehirleri, camiaları töhmet altında bırakıyor, algı yaratıyor. Bu da yetmiyor maç öncesi yasak olmasına karşın soyunma odası koridorlarına girip teknik direktörle birlikte maçın hakemine birşeyler söylüyor.
Hakem bundan etkilenir yada etkilenmez bu farklı bir konu. Önemli olan hakemin üzerinde siyasiler tarafından yaratılan yada yaratılmaya çalışılan baskı.
Yasak olmasına karşın, akreditasyonu olmayan bu kişi bu noktaya nasıl girebiliyor, hakemle bu teması nasıl kurabiliyor anlamak mümkün değil. Daha ligin bitimine 10 hafta var. Bu iş böyle devam ederse son maçı varın siz düşünün…
Türkiye Futbol Federasyonu bu konuda nasıl bir yaptırım uygulayacak açıkçası çok merak ediyorum.
*****
Bu madalyonun bir yüzü. Şimdi gelelim diğer yüzüne.
Açıkçası bu duruma bir taraftan kızdım diğer taraftan da kıskandım.
Şehrin milletvekili şehrinin takımına sahip çıkıyor çünkü o kulübü memleket meselesi yapmış.
Peki Antalya’da durum de?
Bunun tam tersi…
Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş kente geldiği zaman bu isimler atkılarını takar, protokolde yerlerini alırlar. Yanlarında getirdikleri fotoğrafçılarına en güzel pozu vermeye çalışırlar. Sonra da sosyal medyadan ‘Şehrimizin takımı Antalyaspor’a her zaman ki gibi destek olmaya geldik’ paylaşımında bulunurlar. Destek var mı? Yok… ‘Her zaman ki’ denilen de sadece Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş maçlardır.
Ne yazık ki lafla peynir gemisi yürümüyor.
Artık bu şehirde milletvekillerinin, il başkanlarının, siyasilerin, belediye başkanlarının, STK’ların, odaların, SİAD’ların ayağa kalkması ve ses yükseltmesi gerekiyor. Bu iş; başkan, yönetim ve taraftarla olabilecek bir şey değil. Antalyaspor; Rıza Perçin ve yönetimin meselesi değildir. Antalyaspor artık bu şehirde memleket meselesidir.
Artık kafaları kumdan çıkarma zamanı geldi.
Kayseri milletvekili, maçın hakemi ile soyunma odası koridorunda yasak olmasına karşın iletişim kurabiliyorsa ben de soruyorum peki, Antalyaspor’un kaderi kimin elinde?