Bir gurup sanatçı, yazar, şair, ülkenin gidişatına bakarak güzel bir bildiri hazırlayıp imzaya açmış. Herkesin yaşamak istediği bir ülkenin özlemi var o yazıda. Tabi ardından karalama kampanyaları. Hedefe konulan sanatçılar.

Biraz ünlü olana 'Sanatçı' diyoruz! Türkiye'de zengin olmak, sanatçı olmak, hele rezil olmak çok kolay! Popülerliğin yolu para ve güçten geçiyor. Sanatçı yaşamın içini dolduran, güzelleştiren kişidir. 'Türkiye'de sanatçı yok mu?' diyebilirsiniz. Aslında o kadar çok sanatçımız var ki. Ama hepsi ya sustu ya da susturuldu.

Dizilere bakın, gazino patronu, zenginliği tartışılan amcalar. Yakışıklı erkekler, güzel kadınlar, alavere, dalavereler. Hırs, intikam, kibir, birden zengin olma hayalleri.

Televizyonlara bakın. Çok güzel hareketler bunlar diye insanların zaaflarıyla, şiveleriyle alay etmeler, 'Lan'lı sözcükler, bayağı konular gırla. Ve bu kültür emperyalizmini sanat diye yutturan yandaş zihniyetin ülke gençliğini getirdiği durum.

Ne kadar zor şartlar altında yaşıyor olsa da;

'sanatçı ışığı ilk hisseden ve hep var edendir'

Bu yüzden üreterek dünyayı güzelleştirendir sanatçı.

Sanatçı öğreten değil sezdiren, hissettiren ve yol çizdirendir.

Sanatçı, herkesin duyduğunu, gördüğünü görendir.

Herkesin hissettiğini, düşündüğünü farklı duyandır.

Farklı gören, hisseden, düşünen ve yansıtandır.

Turgut Uyar ve diğerleri gibi.

Sanatçı, yüzyıllar öncesinden yüzyıllar sonrasına seslenebilendir.

Aşık Veysel, Yunus Emre gibi.

Sanatçı varoluşu yeniden üreten ve anlamlandıran kişidir.

Eserleriyle hayatın farklı okuma biçimlerini önerendir.

Sanat insanoğlunun hayatta kalma savaşındaki en önemli silahıdır.

Çünkü yaşamla başa çıkmak için soru sorandır.

Bu yüzden de vazgeçilmezdir.

Nazım Hikmet gibi.

Sanatçı, uğraştığı sanat dalıyla ilgili özgün eserler verir.

Kuralına, tekniğine uygun icrada bulunur.

Ahmet Arif, Neşet Ertaş mesela.

Bir de Türkiye'nin sanat fotoğrafın bakalım!

Türk halkının yüzde 85'i için sosyal hayat televizyon seyretmek demek.

Ne kitap okuma, ne konser, ne tiyatro, ne resim.

Nüfusunun yüzde 49'unun hiç sinemaya gitmediği bir toplum olabilir mi?

Güzel bir hafta dilerim.