Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2025 yılı sosyal yardımlar raporuna bakıyorum.

26 milyon hane içinde yaşamını sürdüren 86 milyon kişiden 5 milyon hanede yaşayan 18 milyon kişi sosyal yardım almış.

4 milyon kişiye elektrik, 4 milyon 262 bin kişiye de gıda yardımı yapılmış.

702 bin 253 haneye doğal gaz, 1 milyon 587 bin 728 haneye kömür yardımı gitmiş.

9 milyon 444 bin 458 çalışmayan kişinin SSK primleri ödenmiş.

252 bin 348 çocuğa ailesinin yanında bakımı sağlanamadığı için yardımda bulunulmuş.

Sonuç;

Türkiye’de her dört kişiden biri devlet yardımına muhtaç olmuş.

Sosyologlar sosyal yardımların devleti yönetenlerin elinde bir güç olarak tutulduğu görüşünde!

Onlara göre;

Muhtaçlık ayıp olmaktan çıkarılmalı.

Yoksulluk istismar edilmemeli.

Onlar, sosyal yardımların iktidarlardan bağımsız olarak belirli ekonomik kriterlere göre düzenlenmesini ve iktidar değişse dahi devam edeceğinin güvence altına alınmasını istiyorlar.

Yoksullukla mücadele politikalarının sadece yardım amaçlı değil, bireyleri iş ve üretime yönlendiren sürdürülebilir bir yapıya oturtulması sağlanması siyasi partilerin manifestosu içinde yer almasını istiyorlar.

Siyaset bilimcileri ise Türkiye’de yoksulluğun, yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda demokratik sürecin sağlıklı işlemesi açısından da önemli bir sorun olarak durduğunu ifade ediyorlar. Onlar da halkın gerçek iradesinin sandığa yansımasını sağlamak için ekonomik özgürlüğün artırılması ve sosyal yardımların siyasi manipülasyon aracı olmaktan çıkarılması gerektiğini savunuyorlar.

***

Hastanelerde ve otogarlarda yüksek fiyatlarla ihale edilen kantinlerin fahiş fiyatlarla yiyecek içecek sattıkları artık doğal olarak karşılansa da devlet okullarındaki kantinlerin öğrenciler için veresiye defterleri açması pes dedirtti yani!

CHP lideri Özgür Özel bir okul kantini defterini ele geçirmiş. Grup toplantısında çocukların okul kantinine ne kadar borçları var okuyor. Yarım tost için borç yapan çocuk. Okul kantinleri kar güden işletmeler olmamalıdır.

Devlet kantinleri kontrol etmeli, beceremiyorsa kendi işletmeli, onu da yapamıyorsa sübvanse etmeli.

***

Bu nasıl bir fırsatçılık?

Elmanın kilogram maliyeti haydi 50 lira olsun.

Mahalle manavında kilosu 150 lira elmaya o etiketi yapıştıran esnafa göre ‘Serbest piyasa ekonomisi vatandaşı kazıklama serbestisi’ olmuş.

Ne iman kalmış ne ahlak!

Ayıptır, yazıktır, günahtır!