Röportaj hazırlığı yaptığım konuğuma ‘Size hayvan hakları aktivisti mi diyeyim?’ diye sorduğumda aldığım yanıt ‘Hayır’ oldu. ‘Peki nasıl hitap edeyim?’ dediğimde ise ‘Kendimi aktivist olarak görmüyorum. Ben insanım, insan olduğum için de vicdan ve adalet duygularımın yüksek olduğuma inanıyorum. Bana hayvansever diyebilirsiniz’
Ona ‘Sessiz canların sesi’ dedim.
Hayvan hakları aktivistleri, hayvanseverler ve evinde bu canları besleyen, koruyan, bakımını üstlenen insanlar için keyifli bir röportaj hazırladığımı düşünüyorum. Önümüzdeki günlerde o röportajı sizlerle paylaşacağım.
Konuğum bu arada bazı dijital dergilere yazılar gönderiyor. İnsana, yaşama dair yanlış gördüklerini okurlarıyla paylaşıyor.
Sessiz Canların Sesi’ni sosyal medya vasıtası ile tanıdım. Söyleşi öncesi Antalya Ekspres gazetesi okurlarına şöyle seslendi.
“Evini, arabasını, sahip olduğu marka eşyaları paylaşan insanlar bana hep biraz garip gelmiştir. Hele o güzel vücut hatlarını paylaşan hanımlar ya da ‘Bana bakın, ne kadar kaslı ve bakımlı bir erkeğim’ diyen beyler.
Ama sonra düşünüyorum; insan neyi başarı olarak görüyor, neyle gurur duyuyorsa onunla var olmaya, ‘Ben buradayım’ demeye çalışıyor.
Para ya da doğuştan gelen güzellikle övünmek de herkesin özgür seçimi.
Ne güzel.
Ben ise hayatı bir şekilde güzelleştirmeye çalışan insanlarla ilgileniyor, onlara saygı duyuyorum. Yaptıkları güzelliklerle bana örnek olan, paylaşmayı seven, paylaşan insanlara hayranım.
‘Biz bunların hiçbirini yapamıyoruz ama kurduğun bu güzel dünyaya destek olmak isteriz’ diyen insanları istiyorum hayatımda. Ben bir barınak değilim. Ama tek başıma oldukça iyi bir rehabilitasyon merkezi olduğuma inanıyorum”
Röportajda konuğumun;
-Bahçesine gelen kör bir alakargaya da baktığını,
-Barınaktan kurtardığı 4 köpeğin ameliyat ve bakımlarını üstlendiğini,
-Pakize adını verdiği bir kedi yavrusunun ameliyat ve ilaç masraflarını hayvansever dostlarının desteği ile nasıl karşıladığını okuyacaksınız.
Saygılarımla.
Sessiz canların sesi
Fahrettin Hepkeskin
Yorumlar