Bir işletme sahibine bu soruyu sorduğunuzda cevap genellikle hazırdır: ‘Ajansımız yönetiyor’, ‘Bir arkadaşımız ilgileniyor’ ya da ‘Ben kendim yapıyorum.’

Oysa hesabın şifresini bilen kişiyle, hesabın hangi yöne gideceğine karar veren kişi her zaman aynı olmayabilir. Bazen bütün kararları rakibin son paylaşımı, bazen popüler bir müzik, bazen de geçen hafta az gelen beğeniler belirler.

Bir süre sonra işletme kendi hikâyesini anlatmayı bırakır. Başkalarının yaptıklarına yetişmeye çalışır.
Sosyal medyada bunun örneklerini görmek mümkün. Bir işletmenin videosu ilgi görür, ardından benzerleri paylaşılmaya başlar. Aynı cümleler, aynı espriler, aynı görüntüler… Herkes dikkat çekmeye çalışırken birbirine benzer. Müşterinin aklında ise basit bir soru kalır: ‘Ben neden sizi tercih edeyim?’
Bu soruya cevap vermeyen bir hesabın, düzenli paylaşım yapması tek başına yeterli değildir.

İşletmelerin bu noktada kendilerine sorması gereken başka sorular da var: Kime ulaşmak istiyoruz? İnsanların bizi hangi özelliğimizle hatırlamasını bekliyoruz? Paylaşımı gören kişinin sonrasında ne yapmasını istiyoruz?

Bu soruların cevabı belli olmadığında, başarıyı yalnızca ekrandaki sayılarla değerlendirmek kolaylaşır. Çok izlenen içerik başarılı, az beğenilen paylaşım başarısız kabul edilir. Oysa bulunduğunuz şehirde hizmet almak isteyen bir kişinin sorusu, işletmeniz açısından binlerce ilgisiz izlenmeden daha değerli olabilir.

Örneğin bir güzellik merkezini düşünelim. Eğlenceli bir video geniş bir kitleye ulaşabilir. Ancak randevu almayı düşünen kişi; uygulamanın nasıl yapıldığını, kendisini kimin karşılayacağını ve ortamın nasıl olduğunu merak edebilir. İçerik planında bu sorulara da yer açmak gerekir. Görünürlük kazanmakla müşterinin karar vermesine yardımcı olmak, birbirini tamamlayan iki ayrı iştir.

Elbette akımlara katılabilirsiniz. Yeni içerik biçimlerini deneyebilir, insanların hangi paylaşımlara ilgi gösterdiğini takip edebilirsiniz. Ancak her popüler fikrin markanızda bir karşılığı olmak zorunda değil. Bazen bir akıma katılmamak da bilinçli bir iletişim kararıdır.

Ajansla çalışan işletmeler için de aynı durum geçerli. Sağlıklı bir iş birliği, yalnızca görselleri onaylamak ve paylaşım saatlerini konuşmakla kurulmaz. İşletme; müşterilerinin sorularını, sunduğu hizmetin güçlü yönlerini ve sahada karşılaştığı sorunları aktarmalıdır. Ajans da bu bilgileri anlaşılır, tutarlı ve amaca uygun içeriklere dönüştürmelidir.

Çünkü sosyal medya yönetimi, takvimde boş kalan günlere paylaşım yerleştirmekten daha fazlasıdır. Hangi konuyu neden anlattığınızı bilmek, gelen sorulara kulak vermek ve sonuçlara bakarak planınızı geliştirmektir.

Bugün hesabınızı açıp son on paylaşımınıza bakın. İşletmenizi ilk kez gören biri, ne sunduğunuzu ve neden sizi tercih edebileceğini anlayabiliyor mu? Yoksa yalnızca sizin de gündemdeki akıma katıldığınızı mı görüyor?