Başkan Ali Manavoğlu, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada Türkiye’de süt tüketiminin Avrupa ülkelerine göre düşük seviyelerde kaldığını, çocukların yeterli ve dengeli beslenmeye erişimde ciddi sıkıntılar yaşadığını belirterek, süt ve süt ürünlerine erişimin bir çocuk hakkı olduğunu vurguladı ve Okul Sütü Projesi’nin yeniden başlatılması çağrısında bulundu.
Manavoğlu, 1 Haziran Dünya Süt Günü’nün FAO tarafından 2001 yılında ilan edildiğini hatırlatarak sütün beslenmedeki önemine dikkat çekti. Türkiye’de süt tüketiminin Avrupa ülkelerinin oldukça gerisinde olduğunu vurgulayan Manavoğlu, üretimde de düşüş yaşandığını ifade etti. Ulusal Süt Konseyi ve TÜİK verilerine değinen Manavoğlu, kişi başına süt tüketiminin düşük seviyelerde kaldığını, çiğ süt üretimi ve hayvan varlığında da gerileme görüldüğünü söyledi.
‘ÇOCUKLARIN ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜ YETERLİ BESLENEMİYOR’
Çocuk yoksulluğu ve beslenme sorunlarının kritik seviyede olduğuna dikkat çeken Manavoğlu, “Türkiye’de yaşayan çocuk nüfusunun önemli bir kısmı ne yazık ki yeterli ve dengeli beslenme olanaklarına düzenli olarak erişememektedir. Günlük beslenme düzeni içinde hayvansal protein tüketebilen çocuk oranı oldukça sınırlı kalmakta, birçok çocuk temel gıda gruplarına ya çok sınırlı ulaşabilmekte ya da hiç ulaşamamaktadır. Özellikle et, tavuk ve balık gibi temel protein kaynaklarına erişimde ciddi eşitsizlikler söz konusudur. Bunun yanında sebze ve meyve tüketimi de istenilen düzeyin çok altındadır. Bu tablo bize açıkça göstermektedir ki çocuklarımızın önemli bir bölümü sağlıklı büyüme ve gelişme için gerekli olan besin öğelerinden mahrum kalmaktadır. Süt ve süt ürünlerine erişim ise sadece ekonomik bir tercih değil, doğrudan doğruya bir çocuk hakkı meselesidir” dedi.

‘OKUL SÜTÜ PROJESİ YENİDEN BAŞLATILMALI’
Okul Sütü Projesi’nin yeniden hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Manavoğlu, “2001 yılında pilot uygulama olarak başlatılan ve 2012-2019 yılları arasında ülke genelinde uygulanan Okul Sütü Projesi, pandemi döneminde askıya alınmış ve o tarihten bu yana yeniden aktif hale getirilmemiştir. Bu durum yalnızca çocuklarımızın okul ortamında düzenli süt tüketimini engellemekle kalmamış, aynı zamanda yerli süt üreticisi açısından da ciddi bir pazar kaybına yol açmıştır. Oysa birçok gelişmiş ülkede okul sütü programları, çocukların sağlıklı beslenmesini destekleyen, aynı zamanda üreticiyi koruyan çok yönlü kamu politikaları olarak kesintisiz şekilde uygulanmaya devam etmektedir” diye konuştu.
‘SÜT ÜRETİCİSİNE ACİL DESTEK’
Manavoğlu taleplerini de şu ifadelerle dile getirdi: “Okul Sütü Projesi’nin hiçbir gecikmeye mahal vermeden yeniden başlatılması gerekmektedir. Bu proje yılın tamamını kapsayacak şekilde planlanmalı, mümkün olduğunca yerel üreticilerden ve süt üretici kooperatiflerinden temin edilen güvenli sütlerle yürütülmelidir. Süt ve süt ürünlerinin fiyatları özellikle düşük gelirli ailelerin erişimini zorlaştırmayacak düzeyde tutulmalı, bu kapsamda hedefli sübvansiyon ve destek mekanizmaları devreye alınmalıdır. Aynı zamanda üretim maliyetlerini oluşturan yem, enerji ve diğer girdilerdeki artışlar karşısında üretici korunmalı, kırsal üretimin sürdürülebilirliği sağlanmalıdır. Gıda güvenliği açısından denetim mekanizmaları güçlendirilmeli, kayıt dışı ve sağlıksız üretimle etkin bir şekilde mücadele edilmelidir. Üretici, sanayici ve tüketici arasındaki dengenin sağlanması için kooperatifleşme teşvik edilmeli ve üreticinin pazardaki gücü artırılmalıdır.”
‘SÜT EŞİTSİZLİĞİ TOPLUMSAL SORUN’
Manavoğlu, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı: “Bir çocuğun süte erişememesi yalnızca bireysel bir beslenme sorunu olarak değerlendirilemez. Bu durum aynı zamanda toplumsal eşitsizliklerin, gelir dağılımındaki adaletsizliklerin ve yetersiz kamu politikalarının somut bir yansımasıdır. Devletin en temel sorumluluklarından biri, tüm çocuklara sağlıklı, güvenli ve dengeli beslenme hakkını eşit biçimde sunabilmektir. Bu nedenle süt ve süt ürünlerine erişim hakkının evrensel bir çocuk hakkı olarak kabul edilmesi ve bu doğrultuda kamucu politikaların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz.”




