Geçirdiğimiz günler içimi karartıyor.

Bir şeyler kötüye gidiyor.

Toplum ikiye bölünmüş...

Sen, ben! Onlar ve Ötekiler!

Seçim bitmiş, kavga sürüyor.

Sevinenler mağdur, mazlumlar mağrur.

Hangi ülkede böyle bir şey var?

Bu ayrılık neden?

Nasıl bu hale geldik?

Getirildik?

Karamsarım gelecekten.

Gençlerin geleceğinden endişeliyim.

Torunlarımı ne bekliyor?

Eski başbakanlardan, Bülent Ecevit'in şiirindeki gibi:

Yarın'ı iyilik ve güzellikler değil;

Kötü bir şeyler olacakmış gibi bekliyorum.

Benim gibi bekleyenlerdenim.

Kahramanmaraş olaylarını hatırlıyorum.

1970'ler. Sokaklarda cesetler, onlarca.

Sivas katliamı halen gözlerimin önündedir.

İnsanların yakılışı.

Çok mu abartıyorum.

Söylemem, yazmam lazım.

Daha sonra Kassandra Çaresizliği'm olmasın.

'Bir şeyler olacak yarın,

duruşundan belli

kırdaki atların.

Bulutların koşuşundan belli,

kazışından köstebeklerin

Karıncaların telaşından belli,

bir şeyler olacak yarın.

Belki bir tomurcuk,

belki bir ağacın düşen yaprağı,

belki de bir çocuk.

Pek o kadar göremesek de uzağı,

kuşların uçuşundan belli.

Bir şeyler olacak yarın,

öbür günden önemsiz,

bugünden önemli.'

Evet yarından;

Yarınlardan ilk kez bu kadar endişeliyim.

Torunlarım 'Dede bizim için ne yaptın?'diye sorduklarında verebileceğim bir cevabım olsun.

'Direndim' diyebileyim.