1968 yılında, Antalya Limanı planlanırken, daha ziyade, kamu yükleri nazar-ı itibara alınmıştı. Kamu yükleri de Seydişehir’de bulunan alüminyum fabrikasın ihtiyacı olan kömür girdisi, bu fabrikanın ürettiği alüminyumun ve Antalya’daki “Ferrekrom” fabrikasının ürettiği malın ihracı gibi kalemlerdi. Antalya’nın gerisi sanayi bakımından çok gelişmiş olmadığından, bu bölgenin önemli miktarda mal girdisi ve ihracata yönelik ürettiği ürün yoktu.
Konya Bölgesi Mersin limanıyla, Denizli Bölgesi, İzmir limanıyla çalışıyordu. Her iki bölgeyi Antalya limanına bağlamak için ekipler oluşturduk. Bu bölgelerin Ticaret ve Sanayi Odalarıyla toplantılar yaptık. Fakat durum, sadece Liman İşletmesinin halledebileceği bir sorun değildi. Önce her iki bölgenin, düzgün karayolu ağı ile Antalya ile bağlantısı olmalıydı.
Antalya limanı yöneticileri olarak, öncelikle bölgemize gelen yüklerin analizini yapmaya başladık. Bu yüklerin başında çimento geliyordu. Bölgemizin ihtiyacı, bir milyon (1,000,000,000) ton civarıydı. Bu çimentonun büyük bir bölümünü, Isparta “Göltaş Çimento Fabrikası” karşılıyordu. Diğer tedarikçiler, Denizli Çimento, Afyon Çimento ve Mersin Çimento idi. Beyaz çimento, ülkemizde sadece “Çimsa” tarafından üretiliyordu.
1990’lı yıllarda, çimento üreterek, ihracat yapan veya ürettiği çimentoyu yurtiçi pazarlara deniz yoluyla sevk edebilmek için tesisleri olan, iki çimento devi vardı. Bunlardan biri, Çukurova Gurubuna ait “Çanakkale Çimento” diğeri Sabancı Gurubuna ait “Ak Çimento” idi. Her iki fabrikanın üretim kapasitesi, yıllık iki milyon tonun üzerinde olduğundan, üretimlerini ya ihraç edecekler veya ihtiyaç olan iç pazar limanlarına denizyoluyla göndereceklerdi. Çimento çok değerli bir emtia olmadığından, uzak mesafelere karayolu ile göndermek, karlı olmuyordu.
Antalya liman işletmesi Kurumu olarak, her iki firmaya da mektup yazarak “limanımızdan yer kiralarlarsa, mallarını stoklama imkanı olacağını ve de yeni pazarlara açılabileceklerini” belirttik. Her iki firmada bu talebimize olumlu yanıt vermekle birlikte; süreç işlerken, Çanakkale Çimentonun, Belçikalılara satıldığını duyduk. (Daha sonra, Belçikalılarla Sabancı şirketlerinin ortaklığı sonucu, Çanakkale Çimento Fabrikasının yeni adı “Akçansu” oldu)
Sabancı Gurubu limanda yer kiralama işine sıcak bakarak, hemen tekliflerini verdi. Bu teklifi değerlendirmek, onlara liman içerisinde bir stok sahası yaptırmak izni ve bu doğrultuda yapılacak mukaveleyi hazırlama işleri, Genel Müdürlüğümüzün Hukuk Sevisine aitti. Biz Antalya Liman İşletme olarak, yer kirasını mümkün olduğu kadar cazip kılarak, limana gelecek dökme çimento yükünden, kazanç elde etme peşindeydik. Ayrıca çimento Mersinden gemiyle taşınacağına göre, geminin yanaşma- kalkma ve kılavuzlanması ücretleri, İşletmemize kalacaktı. Bizim yaptığımız basit bir hesaba göre, kurulacak çimento silosu sayesinde, yıllık 400,000 dolar kazanç elde edilecekti. Üstelik bu para, hiç bir emek sarf etmeden kazanılacaktı.
Olaylar hiçte düşündüğümüz gibi gelişmiyordu. Önce rekabet faktörü devreye girdi. Bazı güçlü kesimler, her türlü yolu, yöntemi kullanarak, çimento silosunun limana yapılmasına engel olmaya çalıştılar. Birde, yapılan mukavelenin, tam olarak, yap-işlet- devret modeline uygun olmadığı iddiası ortaya atıl ki bu iddia doğruydu. Silonun mukaveleyle kiralama süresi dolduktan sonra, İşletmeye bırakılmıyor, kira mukavelesi biten firma, kurduğu siloyu, sökülüp götüre bilecekti.
Bölge idare mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi. Çünkü dolgu alanları üstüne, sadece devlet işletmesi tesis kurabilirdi. Özel sektörün, yasal olarak, böyle bir hakkı da yoktu. Her şey için, kanunen, düzenleme yapılması gerekiyordu.
Bu siloları çalıştırmak için sarf ettiğim gayret neticesinde, Sabancı Gurubuyla, çok yakın arkadaş oldum. TBMM Çevre Komisyonunda, Sabancı Gurubunun etkin isimlerinden birisi ile beraber ifade verdik. Çevre Komisyonu olaya “çevre kirliliği yapması” yönünden baktığından, bu iddiayı geçersiz hale getirecek raporlar hazırlatıp, savunmamızda kullandık. (Boğaziçi Üniversitesi, TÜBİTAK ve Maden Tetkik Arama’nın inceleme raporları)
Uzun bir süreç sonucu, Antalya Limanına kurulan çimento silolarının, sonunda çalışır hale gelmesi; limanı ekonomik bakımdan güçlü hale getirmişti. Bende bu süreçte yorulduğumu hissetmeye başladım. Limanda özelleştirme kapsamına alındığı zaman, emekliliğimi istemem gerektiğine karar verdim.