Çoğumuz o popüler hikâyeyi (Fabl) biliriz:
Bir şekilde tavuk kümesine düşen bir kartal yumurtası çatlar.
Doğan yavru kartal, etrafındaki tavukları taklit ederek büyür.
Onlardan öğrendiklerini yapar.
Toprağı eşeler, kısa mesafeler dışında uçmayı denemez.
Her tehlikede kafasını kümesin köşesine saklar.
Bir gün gökyüzünde süzülen ihtişamlı bir kuş görür.
Yanındaki tavuğa hayranlıkla sorar:
"Bu muazzam canlı kim?"
Tavuk yanıt verir:
"O kuşların şahı kartaldır. O gökyüzüne aittir, biz ise yere. Biz tavuğuz."
Ve küçük kartal, hayatı boyunca gökyüzüne bir daha bakmadan, bir tavuk gibi ölür.
Bu hikâye 16. yüzyılın dahi düşünürü Étienne de La Boétie’nin o meşhur Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev metinlerine ilişkilendirilmeye çalışıldı. La Boétie ait olduğu da söylenen bu hikâyenin aslında bir Hint ya da Afrika hikayesi olduğu, hatta Gandhi’nin bu hikâyeden esinlenerek Hindistan’a özgürlük getirdiği de yazıldı.
Kim yazmışsa yazmış tam da günümüz dünyasını anlatıyor.
Toplumsal hastalık, itaat. boyun eğmek!
Şunu sormak gerekiyor;
O kartal, gerçekten uçamayacağını düşündüğü için mi kümeste kaldı, yoksa kümesin sunduğu "sahte konfor" gökyüzünün getireceği sorumluluktan daha mı tatlı geldi?
La Boétie o söylevinde iki kuşak boyunca köleleştirilen insanların, özgürlüğü hiç tanımadıkları için boyun eğmeyi bir gelenek haline getirdiklerini söyler. Kendini tavuk sanan kartalın trajedisi de buradadır.
O, kümesin parmaklıkları arkasında doğmuştur.
Özgürlük onun için bir deneyim değil, sadece yukarıda süzülen yabancı bir gölgedir.
İktidar ve statükonun en büyük korkusu, o kümesteki kartallardan birinin tesadüfen de olsa kanatlarını sonuna kadar açmasıdır.
Çünkü rıza üzerine kurulu tüm sistemler, tebaanın kendi gücünü keşfetmesiyle iskambil kâğıdı gibi yıkılır.
Kanat çırpmak, verili düzeni reddetmektir.
Gökyüzü fırtınalıdır, yalnızdır ve tehlikelidir;
Ancak yerdeki garanti yemden çok daha onurludur.
Bugün aynaya baktığımızda kendimize şu dürüst soruyu sormak zorundayız:
Biz gerçekten toprağı eşelemek için yaratılmış tavuklar mıyız, yoksa gökyüzünün fırtınasından korktuğu için kümesin köşesine sığınmış, kendi doğasını unutmuş kartallar mı?
Unutmayın; Uçmak için ihtiyacınız olan şey yeni kanatlar değil, sadece kümese ait olmadığınızı hatırlamaktır.
Düşünün bakalım
Düşünmek de kanat çırpmaya hazırlanmaktır.
Yeter ki biraz cesaret
Düşünmek kanat çırpmaya hazırlıktır
Fahrettin Hepkeskin
Yorumlar