2005 yılından beri gazetecilik mesleği içerisinde olan, ailede üçüncü kuşak gazetecilik yapan, çocukluğumdan beri Antalyaspor’un içinde olan birisi olarak son basın toplantısı gibi bir toplantıyı ne duydum ne de şahit oldum.
Atilla Vehbi Konuk Tesisleri’nde yapılan toplantı; katılım olarak en yüksek, süre olarak en uzun, önem anlamında da belki de tarihin en kritik basın toplantısıydı.
Çünkü takım küme düşmüş, borç almış başını gitmiş, yeni sezon planlaması nasıl yapılacak, ne olacak, başkan devam edecek mi, bırakacak mı, başkanlar ne söyleyecek gibi pek çok sorunun çözüme kavuşacağı beklentisiyle tesislerin yolunu tutuk.
Ancak yaklaşık 2 saat süren toplantının sonunda bambaşka bir tablo ile karşılaştık.
Toplantı sonrası bir kez daha emin oldum ki Antalyaspor’da pek çok sorun var da ilk sıralarında iletişim de geliyor.
Antalyaspor’daki üç başkanlı sistemde Vakıf zaten kendi aleminde. Sanki Antalyaspor ile hiçbir bağı yokmuş gibi davranıyor. Takım küme düşmüş, Dernek ve AŞ başkanları basın toplantısı düzenliyor AŞ’nin en büyük ortaklarından olan Vakıf başkanı toplantıda yok. Birlik ve beraberlikten söz edeceksek önce başkanlar kendi içinde bu birlikteliği sağlamak zorunda. Yoksa kimse birleşmeden falan bahsetmesin.
Kendi içinde birleşemeyen hiçbir yapı zaten başarılı olamaz.
İkincisi; basın toplantısının ana gündemi kırmızı beyazlı kulübün yol haritası olması gerekirken isim verilerek gazetecilerin eleştirilmesi ve gazeteciler ile karşılıklı tartışmalara girilmesi kesinlikle iletişim hatasından başka bir şey değildir.
Basın toplantıları; gazeteciler ile tartışma yeri değil, gazetecilerin sorularına yanıt verme, kamuoyunu bilgilendirme yeridir.
Antalyaspor’da çok ciddi sorunlar varken bu tarz konuları tartışıyor olmamız bile Antalyaspor’a çok büyük zarar veriyor.
Rakiplerimiz kombine satışına başlamış, forma tanıtımını dahi yaptığı bir dönemde biz havanda su dövüyoruz.
Yerli futbolculara ödeme yapılması gerekiyor, transfer tahtası açılması gerekiyor, teknik direktör belirlenmesi gerekiyor, kadro planlaması yapılması gerekiyor, SGK ve vergi borcu için yazı alınması gerekiyor, 19 Haziran’da seçime gidiliyor, başkan adayı çıkacak mı belli değil gibi pek çok soru ve sorun varken bizler ‘hazımsızlığı’ tartışıyor, ‘işe almamaları, işten çıkarmaları’ konuşuyoruz.
Kimse farkında değil ama küme düşmek ölüm gibi bir şeydir.
Tam da Özdemir Asaf’ın ‘Ölüm gibi bir şey oldu… Ama kimse ölmedi’ noktasındayız.
Artık kişisel hesapları bir kenara koymak zorundayız.
Antalyaspor’da AŞ, vakıf ve dernek yöneticilerine çağrım; bu takım nasıl düştüysek aynı şekilde çıkmak zorundadır.
Rıza Perçin ve yönetimi; geçtiğimiz yıl günde 6 saat uyuduysa bu yıl 3 saat uyuyacak. Geçtiğimiz yıl 2 koştuysa bu yıl 5 koşacak, geçen yıl 3 yorulduysa bu yıl 10 yorulacak ama bu takımı ve bu şehri yeniden layık olduğu yere çıkaracak.
Mustafa Ergün ve Gültekin Gencer de ona yardımcı olacaktır.
Bu işin başka lamı cimi yok…