Antalyaspor belki de tarihinin en sıkıntılı günlerinden birisini yaşıyor.

Ne olduğu, ne olacağı belli değil.

Taraftar karamsar, camia kızgın. Genel kurul süreci belirsiz.

Aday çıkar mı? Rıza Perçin devam eder mi? Yönetim değişir mi? Dernek ne olacak?

SGK operasyonuna Antalyaspor'un adının karışması da apayrı bir sorun.

Diğer yandan hocanın kim olacağı belli değil. Transfer nasıl yapılacak? Transfer engeli kaldırılacak mı? Gibi say say bitmeyecek sorun yumağı oluşmuş durumda Antalyaspor’da.

Bunca soru ve soru işareti varken camia ise sessizliğe bürünmüş durumda.

Antalyaspor'da son yıllarda yapılan en büyük hata divan kurulunun kaldırılması olmuştu. İşte bu sessizliğin temel nedenlerinden birisi de divan kurulunun kaldırılmasıdır.

Çünkü orası Antalyaspor’un dinamiklerine hakim, akil insanların olduğu, yol gösterici bir kurumken bugün belki de en çok bunun eksikliğini yaşadığımızı söyleyebiliriz.

Genel kuruldan önce yada sonra yapılması gereken en önemli şey bana göre divan kurulu toplantısı olmalıdır.

Sezon içiresinde bunu birkaç kez dile getirdim ancak kimse oralı olmadı.

İnsanlar sosyal medyadan yada basın aracılığıyla değil, divan toplantısına katılıp hataları, eksikleri, doğruları, yanlışları konuşmalıdır.

Eski başkanlar gelsin, yöneticiler gelsin, taraftar gelsin.

Gelsin de konuşulsun.

Bu işler 'Ben bilirim' diyerek de olmaz, ellerini kollarını bağlayarak izleyerek de…

Antalyaspor hepimizin, gönül veren herkesin.

Ben daha çok üzüldüm' yada 'ben daha çok Antalyasporluyum' gibi tartışmaların kimseye bir faydası yok. Havanda su dövmekten başka bir şey de değil.

Divan kurulu toplanıp tartışmadıktan sonra, bir yol haritası çizemedikten sonra, kenti, kentin dinamiklerini harekete geçiremedikten sonra yapılan her tartışma Antalyaspor’a zarar verir.

Antalyaspor kimsenin babasının malı değil.

Antalyaspor bu şehrindir…

Antalyaspor sokaklarındır…