Malumunuz memleketin gündemi ekonomi, enflasyon hazretleri nedeniyle her geçen gün alım gücü düşerken bu kez de kamu emeklileri meydanlara çıktı. İsteklerini kibar bir dille duyurdu ve ay sonunu getirebilmek için ekonomi yönetimine ‘bi zahmet' diye seslendi. Savaş eksenli benzine, motorine zam üstüne zam gelince, dar gelirlinin ve emeklinin maaşı da gıdaya, kiraya, ulaşım ve faturalara, yani gelirin yüzde 80'i gitti. Ee geriye ne kaldı? Sadece nefes almak mı? Galiba şu günlerde ülkemizin gerçeği asgari düzeyde yaşam. Sosyalleşme mi dediniz o da ne ki?
***
Sadece nefes alabilmek için yaşanan bir ülke mi olduk dersiniz. Sosyal patlamalar, sokak cinayetleri, gölgesiyle kavga edenler, yolda yürürken 'neden bana yan baktın' kavgaları falan. Ha bu arada ekonomi büyüyormuş fiyatlara yansır da adaplı etiketleri görür müyüz acaba? Gençlere bakalım, yapılan araştırmaya göre, gençlerin yüzde 70'i 'gencim huzursuzum, mutsuzum' diyormuş. Ve hedefi tutturabilirse yurtdışına gitmek istiyormuş. Gelecek kaygısı mı acaba, ne dersiniz?
***
Zaten tersine göç de başladı. Büyük kentten memlekete dönüş. Memleketinden aş, iş için şehirlere göç edenler enflasyona yenik düşünce, eşyalar denk edildi kentten baba ocağına yola çıkıldı. İşsizliği dibine kadar yaşayıp, umutlarını tüketen milyonlar. Onlara umut verecek, yüzlerini bir parça güldürecek, dertlerine çare bulacak, çözüm üretecek sistem var mı, varsa ne? Alın işte emeği ile geçinmek zorunda kalanların içinde bulunduğu durum. 'Büyük şehrin taşı toprağı altın' mottosuyla köyünden kasabasından tası tarağı toplayıp büyük kentlere akın eden vatandaşın dönüşü hayal kırıklığı.
***
Muhalefeti başka telden, iktidarı başka telden çalıp söylüyor. Haydi dinleyelim. Genç işsizlik, cumhuriyet tarihinin rekorunu kırmış. Genç işsizler arasında iş bulma süresi bir yıldan uzun sürer olmuş. Uzun süreli işsiz genç sayısı, bilmem kaç milyona katlamış. İstihdam kaybı olmayan tek bir sektör yokmuş. Çalışma yaşına gelen vatandaşların çoğunun işsiz olduğu ekonomistlerce açıklanıyor. Kadınların durumu ise daha vahim. İşte durum tam da buymuş. Genç nüfusa sahip olan ülkemizde, işsizlik oranı tarihi zirvelere tırmanmış. Oysa onların hayalleri, büyük şehirlerde büyük işler yapmaktı, öyle olamadı. Peki yok mu bu abuk sisteme bir çözüm? Televizyon ana haber bültenlerinde siyasiler, sürekli olarak memleket meselelerini konuşup anlatıyor. Ana başlıklar ise bu saydıklarımız. Haberleri izlesen bir türlü, izlemesen başka türlü. Memlekette ne olup bittiğini öğrenmek istiyor, açıyorsun televizyonu geçiyorsun karşısına. Başlıyor bülten, dinledikçe kalp atışların hızlanıyor, nabzın yükseliyor, Allah muhafaza kalp krizi yamacında. Siz yine de kalın sağlıcakla.