T.C Millî Eğitim Bakanlığı sayfası ‘Öykü Yarışmaları’ adlı bölümde gördüm bu ifadeyi;

‘Paltosu olmayan şair!’

Kimin için ifade edildiğini yazıyı okuyunca anlıyorsunuz.

İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akif Ersoy.

Zorluklar içinde bir yaşam sürerken o gün için çok büyük para olan 500 lirayı elinin tersi ile itmek.

Nasıl bir gurur, nasıl bir onur?

Özel okulda okuyan 5’inci sınıf öğrencisi torunuma ve sınıf arkadaşlarına öğretmeni İstiklal Marşı’nın 10 kıtasını iki gün içinde ezberleme ödevi vermiş.

Evde hummalı bir çalışma başladı tabi.

Torunumun Türk Dili ve Edebiyatı emekli öğretmen anneannesi ‘Ben ona iki günde ezberletirim!’ deyince Oh! çektim.

Çocuğu karşına al, sen söyle o tekrarlasın; bana göre bir iş değil. Anneanneye nasıl ezberleteceksin diye sorduğumda verdiği cevap ‘Yazarak ezberleyecek!’ oldu.

Benim için İstiklal Marşı neden yazıldı? Mehmet Akif Ersoy bu şiiri yazarken neler hissetti, ne dedi? Bunları öğrenmesi, bilmesi ve o ruhla yaşamasının şiiri ezbere okuması kadar önemliydi.

12 Mart 1921’de ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilen İstiklal Marşı’nın 105’inci yıldönümünü kutlama haftasındayız.

Bir odaya kapanarak 10 kıtalık bu şiiri/marşı iki günde yazan Mehmet Akif Ersoy’un kendisine sunulan 500 liralık ödülü ‘Ben para için bu şiiri yazmadım!’ diyerek kadınlara meslek eğitimi veren bir kuruma bağışladığını, kendisinin, hatta çocuklarının tümünün yoksulluk ve zaruret içinde öldükleri bilinir.

M. Akif Ersoy’un, İstiklal Marşı’nı Kurtuluş Savaşı’nın en karanlık dönemlerinde yazarken, milletin bağımsızlık aşkını, Türk askerinin cesaretini ve vatan sevgisini iliklerine kadar hissederek yazmıştır. ‘Korkma’ diye başlayan şiirin dizeleri zaferin kazanılacağına dair sarsılmaz bir inançla başlar. Şiir yazılırken, savaş sürmektedir, Türk ordusuna ve Türk milletine bu savaşın zaferle sonuçlanacağı inancı aşılanmıştır.

10’uncu, yani son kıtada M. Akif Ersoy, daha o karanlık günlerde müjdeyi veriyor.

İstiklal mücadelesi, zafer kazanılmıştır. Nazlı hilal, şanlı hilal olmuştur.

Şafak, sabah şafağıdır. Gittikçe aydınlanır, gün doğar. Bu aydınlık gönderde şanlı bayrağımız ebediyen dalgalanacaktır. Artık bayrağımıza ve milletimize bölünme ve yok olma tehlikesi yoktur.

Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından TBMM’de okunan İstiklal Marşı’nın ilk iki kıtası Osman Zeki Üngör tarafından bestelendi.

Mehmet Akif Ersoy'un 1936 yılında vefatından kısa süre önce hasta yatağındayken kendisini ziyarete gelenlerin yeni bir İstiklal Marşı yazmanın gerekip gerekmediği konusundaki sorularına verdiği cevap ‘Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın’ sözü, Milli Marşın nasıl zorlu koşullarda yazıldığını ve bir daha benzer bir durumun yaşanmaması dilediğini gösterir.

İstiklal Marşı’nın TBMM’de kabulünün 105’inci yıldönümünde ‘Paltosu olmayan şair’ Mehmet Akif Ersoy’a sevgi ve saygılarımla.