Gelecek yeni nesillere, yeni nesiller ise öncelikle annelere bağlıdır. Bir toplumun aile yapısı ne kadar sağlıklı ve özellikle annelerin aileye verdiği önem ne kadar fazla ise gelecekte o kadar teminat altındadır.
Anne olmak sadece çocuk doğurmak demek değildir. Daha çocuk doğmadan başlayan annenin kutsal görevi, doğumdan sonra da katlanarak devam eder ve bir ömür sürer. Gerçek annelik bunu gerektirir.
Aksi halde günümüzde de maalesef sık sık rastladığımız gibi doğumdan sonra hastane köşelerine, tuvalet giderlerine ve çöp konteynırlarına yeni doğan canları bırakanların ne anne ne de insan olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Çünkü ana demek, anne demek; can alan değil can veren demektir. Yeni dünyaya gözlerini açan bir masumun acımasız gönüllerin vahşi ellerle işbirliğine maruz kalarak hayatını kaybetmesi ne kadar acı, ne kadar insan dışı bir durumdur.
Halbuki bir can bir dünya demektir. Çünkü bir anne karnında tüm dünyayı taşır. Ama gün gelir, o bir dünya bir anneyi sırtında taşıyamaz. Çünkü yaşayan tüm canlılar arasında belki de en nankör olanı da yine insandır. Onca zahmete katlanmış bir annenin de yeri ıssız, ışıksız, ısısız adeta nefessiz mekanlar değil, her daim baş tacı olan güzide yerler olmalıdır.
(A)lır verir tüm canını, sorgusuzca
(N)eyi var neyi yoksa saçar savurur, fütursuzca
(N)e acılar, ne kederler çeker bilinmez
(E)l kıymetinin yanında, ANNEninki hiç silinmez…


Maalesef onu da görüyoruz ki nice bireyler kendisini insan haline getiren annelerini yıllar sonra unutup değişik bahanelerle adeta onlara hayatı zehir etmektedirler. Hiçbir mazeret ideal bir annenin fedakarlığının bedelini ihmal etmeyi gerektirmez. Çünkü; ana, anne demek yaşamak yerine yaşatmak demektir. Sen yaşa diye tükenip giden bir ömür, tıpkı mum misali. Etrafı aydınlık olsun diye mum da kendi yakıp gider, birde bakarsınız tükenmiş bitmiştir.
Sancı dolu günlere eklenen uykusuz geceler anne hayatının vazgeçilmezidir. Bir an olsun bıkmadan, usanmadan o bir topak et parçasının günbegün büyümesini izlemek onun en büyük enerji kaynağıdır. En bitkin halinde gelen saf, temiz bir tebessüm ise annenin adeta yeniden doğması gibidir. Hal böyle olunca anneler için fedakarlık, cefakarlık yaşamın bir nefesi haline gelmektedir.
Sadece çocuk doğurmanın ideal bir anne olmak için yeterli olmadığını hatırlatmakta fayda var. Asıl annelik doğumdan sonra başlar ve hiç bitmez. Çünkü anneliğin mesai kavramı diye bir şey yoktur. Anne demek gelecek demektir; o halde geleceğe ulaşıncaya kadar, ulaştırıncaya kadar annenin görevi de bitmez.
Bir toplumda annenin yeri her daim başımızın üstü olmalıdır. İnsan kaybettiklerinin kıymetini ancak o zaman anlar. Toplum olarak annelerin kıymetini annelerimizi kaybetmeden anlamayabilmemiz ümidiyle…