Antalya’da hızlı kentleşme, mahalle dokusunu ve komşuluk ilişkilerini değiştiriyor. Geleneksel bağlar zayıflarken, dayanışma ve yardımlaşma artık dijital araçlar ve sosyal ağlar üzerinden yeniden şekilleniyor. Kentleşme toplumsal bağları çözmek zorunda değil. Doğru planlama ve sosyal politikalarla daha güçlü ve kapsayıcı bir toplumsal yapı oluşturulabilir.
Antalya’nın hızlı nüfus artışı ve kentleşme süreci, mahalle yaşamını ve insanlar arası ilişkileri dönüştürdüğünü belirten Uzman Sosyolog Funda Alpaslan Talay, “Kent dokusundaki değişim, geleneksel mahalle ilişkilerini yeniden şekillendiriyor. Antalya’nın son yıllarda yaşadığı hızlı nüfus artışı ve mekânsal genişleme, kent sosyolojisi açısından mahalle dokusunu yeniden şekillendiren çok katmanlı ve kapsamlı bir dönüşüm süreci olarak okunabilir. Bu süreç, yalnızca fiziksel bir büyüme değil, aynı zamanda sosyal yaşamın ve insanlar arası ilişkilerin derinlemesine değiştiği bir evreyi temsil ediyor. Mahallelerdeki geleneksel bağlar ve yüz yüze iletişim kültürü, artık eskisi gibi kesintisiz ve sürekli değil; bunun yerine daha parçalı, geçici ve kısa süreli ilişki biçimleri ön plana çıkıyor. Tüm bu değişimler, bireylerin kendi yaşamlarını planlama ve yönlendirme biçimlerini etkilerken, toplumsal dayanışma ve yardımlaşma anlayışının da yeni koşullar altında yeniden tanımlanmasını gerektiriyor” dedi.

‘İLETİŞİM KURMA SINIRLI HALE GELDİ’
Yeni yerleşim alanlarında komşuluk ilişkilerinin zayıfladığını vurgulayan Talay, “Özellikle yeni yerleşim alanlarında komşuluk ilişkilerinin zayıfladığını, insanların birbirlerini tanıma ve sürekli iletişim kurma olanaklarının sınırlı hale geldiğini gözlemliyoruz. Buna karşılık, ihtiyaç temelli ve pratik dayanışma örnekleri, farklı sosyal araçlar, çevrim içi platformlar ve sosyal ağlar üzerinden yeniden örgütleniyor. Kentin fiziksel olarak büyümesi ve yeni yerleşimlerin ortaya çıkması, toplumsal bağların kopması anlamına gelmek zorunda değil. Eğer kent yönetimi ve sosyal politikalar, bu değişim sürecini kapsayıcı ve bütüncül bir anlayışla desteklerse, bu durum aynı zamanda daha dayanışmacı, daha katılımcı ve birlikte hareket edebilen bir toplumsal yapının inşasına da imkan sağlayabilir” ifadelerini kullandı.
‘SOSYAL POLİTİKALAR GELİŞTİRİLMELİ’
Mahalleyi sadece fiziksel bir yerleşim birimi olarak görmenin doğru olmadığını vurgulayan Talay, “Kentleşme süreci bir yandan bireysel anonimleşmeyi ve yüzeysel ilişkileri artırırken, diğer yandan yeni aidiyet biçimlerinin, sosyal kimliklerin ve toplumsal katılım biçimlerinin ortaya çıkmasına da uygun bir zemin hazırlıyor. Bu nedenle günümüzde mahalleyi sadece fiziksel bir yerleşim birimi olarak görmek doğru değil; mahalle, farklı kimliklerin, yaşam tarzlarının ve beklentilerin kesiştiği, dinamik ve çok katmanlı bir sosyal alan olarak ele alınmalı ve buna uygun sosyal politikalar geliştirilmelidir” diye konuştu.





