Hemşirelik Fakültesi Prof. Dr. Leman Birol Konferans Salonu'nda 1-7 Nisan Kanser Farkındalık Haftası kapsamında, Hemşirelik Fakültesi Kanser Farkındalık Grubu tarafından 'Kanser Farkındalık Sempozyumu' gerçekleştirildi. Sempozyuma Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Şenol, Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hatice Yangın, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aygen Yılmaz, dekan yardımcıları, akademisyenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.

TEDAVİ SÜRECİNE İNSANİ YÜZ KAZANDIRANLAR

Açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Hemşirelik Fakültemizin büyük bir hassasiyetle düzenlediği Kanser Farkındalık Sempozyumu vesilesiyle bir aradayız. Sözlerime başlarken, bu anlamlı buluşmaya öncülük eden fakültemize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Kanser dendiğinde aklımıza hep soğuk laboratuvarlar, cerrahi müdahaleler ve yoğun tedavi süreçleri gelir. Oysa bu zorlu yolculukta hastanın tutunduğu en sıcak dal, gözünün içine bakan bir çift şefkatli gözdür. İşte bu yüzden sempozyumun Hemşirelik Fakültemiz tarafından düzenlenmesini çok kıymetli buluyorum. Çünkü hemşirelerimiz, sadece bir tedavi protokolünün uygulayıcısı değildir; onlar kaygıyı anlayan, acıyı paylaşan ve tedavi sürecine insani bir yüz kazandıran en önemli yapı taşlarımızdandır" dedi.

Kanser Farkindalik Sempozyumu 1247451 371122 (1)

2040 YILINDA 30 MİLYON KANSER VAKASI

Rektör Özkan, “Kanser, ne yazık ki çoğumuzun hayatına bir şekilde dokunan bir hastalık. Kimi zaman ailemizden birinde, kimi zaman yakın çevremizde, kimi zaman da bizzat kendi hayatımızda iz bırakan ağır bir gerçekle karşı karşıyayız. Buna rağmen insan çoğu zaman böyle bir ihtimali kendinden uzak tutuyor. 'Bana olmaz' diye düşünüyor. Oysa farkındalığın önündeki en büyük engellerden biri de tam olarak bu. Gerçek şu ki, bu mesele sandığımız kadar uzağımızda değil. Küresel veriler, yaşam boyu her 5 kişiden 1'inin kanserle karşı karşıya kalabildiğini gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünyada yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası teşhis ediliyor ve bu sayının 2040 yılına kadar 30 milyona ulaşması bekleniyor" şeklinde konuştu.

KANSER TEDAVİSİNDE BÜTÜNCÜL YAŞAM DESTEĞİ

Rektör Özkan, “Ülkemizde ise her yıl yaklaşık 240 bin insanımız bu tanıyla yüzleşiyor. Düşünün ki; her yıl koca bir şehrin nüfusu kadar insanımızın hayatı bu hastalıkla bir anda değişiyor. Modern yaşamın stresi, hareketsizlik ve düzensiz beslenme bu tabloyu ağırlaştırsa da bizim bu tablo karşısında takınmamız gereken tavır korku değil, bilinçli bir duruş olmalıdır. Akdeniz Üniversitesi olarak biz, hastalarımıza sadece teşhis koymuyor, onlara bütüncül bir yaşam desteği sunuyoruz. Meme Sağlığı Merkezimizle hastalarımızın tanıdan tedaviye tüm süreci tek çatı altında yürütmesini sağlarken; Onkoloji ve Genetik Tanı merkezlerimizle kişiye özel tıp uygulamalarını hayata geçiriyoruz. Bunun da ötesinde, geçtiğimiz günlerde Türkiye'de bir ilki başararak hayata geçirdiğimiz CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezimizle, kanserle mücadelede dünya tıbbının ulaştığı en ileri noktayı kendi kampüsümüze taşıdık" dedi.

KANSER ARTIK ÇARESİZ BİR KADER DEĞİL

Rektör Özkan, “Burada sevindirici olan yalnızca yeni bir tedavi yönteminin uygulanabiliyor olması değil, bu altyapının bundan sonra yeni bilimsel çalışmalara da imkân sağlayacak olmasıdır. Bu nedenle tüm bilim insanlarımıza açık bir çağrıda bulunmak istiyorum. Üniversitemizde oluşturduğumuz bu altyapıyı, insan sağlığı için çalışan bütün araştırmacılarımızın ortak üretim alanı olarak görüyoruz. Bu alanda fikri olan, çalışması olan, insanlığa fayda sağlayacak bir adım atmak isteyen herkes için kapımız da imkânımız da açıktır. Bilim, ortak emekle büyür; paylaşıldıkça güç kazanır. Kanser artık çaresiz bir kader değildir. Doğru zamanda atılan bir adım ve doğru bir tedaviyle yönetilebilir, hatta yenilebilir bir süreçtir" dedi.

ERKEKLERDE AKCİĞER, KADINLARDA MEME KANSERİ

Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Karaca, Kanser Tedavisinde Güncel Gelişmeler ve Taramanın Önemi başlıklı sunumunda dünya genelinde kanser insidansının hızla arttığına dikkat çekerek, 2030 yılında yıllık yeni vaka sayısının 27 milyona ulaşmasının beklendiğini belirtti. Türkiye'deki tabloyu da özetleyen Karaca, “Ülkemizde yılda yaklaşık 240 bin yeni vaka teşhis ediliyor ve maalesef 120 binin üzerinde hastamızı kanser nedeniyle kaybediyoruz. Erkeklerde en sık akciğer, kadınlarda ise meme kanseri görülüyor" dedi.

K A N S E R F A R K I N D A L I K S E M P O Z Y U M U 1247450 371122

KANSERDEN KORUNMAK MÜMKÜN MÜ?

Kanserin oluşumunda çevresel faktörlerin yüzde 85 oranında rol oynadığını vurgulayan Karaca, bu faktörlerin kontrol altına alınmasıyla kanserin büyük oranda önlenebileceğini ifade etti. Genetik geçişin ise sanılanın aksine sadece yüzde 5-10'luk bir dilimi oluşturduğunu belirten Karaca, sunumunda kanser türlerine göre güncel tarama protokollerinde meme kanserinde 40 yaşından itibaren yıllık mamografi, kolorektal kanserde 45-50 yaşından itibaren kolonoskopi (10 yılda bir) ve gaitada gizli kan testi (2 yılda bir), serviks (rahim ağzı) kanserinde 25 yaşından itibaren HPV ve Pap-smear taramaları, akciğer kanserinde 50 yaş üzeri ve 20 paket-yıl sigara öyküsü olan bireylerde düşük doz bilgisayarlı tomografi, prostat kanserinde 50 yaşından itibaren PSA testi ve uzman muayenesi yapılması gerektiğini vurguladı.

CAR-T HÜCRE TEDAVİSİ AKDENİZ ÜNİVERSİTESİNDE UYGULANIYOR

Kanser tedavi yöntemlerini de anlatan Karaca, “Erken evrede yakalanan kanserlerde sağ kalım oranı yüzde 90'ın üzerindeyken, geç kalındığında bu oran maalesef yüzde 10'lara kadar düşmektedir" dedi. CAR-T Hücre Tedavisinin hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin laboratuvar ortamında genetik olarak modifiye edilip kanser savaşçılarına dönüştürülerek tekrar hastaya verilmesi işlemi olduğunu ifade eden Karaca, bu tedavi yönteminin Akdeniz Üniversitesi'nde uygulanıyor olmasından dolayı duyduğu memnuniyeti ifade ederek, Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan'a teşekkür etti. Prof. Dr. Mustafa Karaca, sunumunu “Kanser artık çaresiz bir hastalık değil; doğru tarama ve güncel tedavi yöntemleriyle bu savaşı kazanmak mümkün" sözleriyle tamamladı.

SERVİKS KANSERİ KADAR ÖNLENEBİLİR BAŞKA BİR KANSER YOK

Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selen Doğan ise HPV Enfeksiyonunda Güncel Durum konulu sunumunda HPV'nin (Human Papilloma Virus) sadece bir kadın hastalığı olmadığını vurgulayarak HPV'nin 200'den fazla tipi olduğunu, ancak özellikle HPV 16 ve 18 numaralı tiplerin kanser vakalarının yüzde 70'inden fazlasından sorumlu olduğunu belirtti. Doğan, cinsel aktif her bireyin hayatı boyunca bu virüsle karşılaşma riskinin yüzde 100'e yakın olduğunu ifade etti.

TARAMA HAYAT KURTARIR, AŞI GELECEĞİ KORUR

Türkiye'deki tarama verilerini paylaşan Doğan, ülkemizde HPV sıklığının yüzde 4 civarında olduğunu belirtti. Doğan, tarama programlarının önemine değinerek 21-30 yaş arası 3 yılda bir sadece smear testi. 30-65 yaş arası 5 yılda bir HPV DNA testi veya smear ile birlikte (Kotest) yapılması önerisinde bulundu. Aşılanma önerisinde bulunan Doğan, “İdeal olarak 9-14 yaş arası 2 doz, 15 yaşından sonra 3 doz şeklinde uygulanması öneriliyor" dedi.

Prof. Dr. Selen Doğan, “Elimizde bu kadar güçlü bir aşı ve tarama programı varken, gelecekte serviks kanserini nadir görülen hastalıklar listesine sokmak bizim elimizde" diyerek sunumunu sonlandırdı.

Prof. Dr. Hatice Yangın ise kanser taramalarının önündeki engelleri katılımcılarla paylaştı. Yangın, sempozyumun hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.

Konuşmaların ardından katılımcılara belge ve çiçek takdimi gerçekleştirildi.

Kaynak: DHA