Kemal Kılıçdaroğlu’nun “bırakır giderim” dediğini okuyunca, haksızlık mı ettim, diye düşündüm. Çünkü bırak git diyenlerden biriyim ve hiç bırakıp gideceğine de inanmayanlardanım. Ben, Kılıçdaroğlu’nu güreşe doymayan güreşçiye benzetiyorum. Sırtı yere dokundukça ayağa kalkıp yine güreş tutmak istiyor, diye düşünüyordum ve galiba yanılmışım. Çekip giderim, diyor. Acaba “aman biz ettik sen etme” taktiği olabilir mi? Olabilir. Belki partilileri kendine çekmek için söylüyor. Öyle bile olsa, riske giriyor. Çünkü taktiği tutmayabilir.Ama biraz sonra manşetin altındaki asıl makaleyi okuduğumda yanılmadığımı görüyorum. Kılıçdaroğlu siyasetçi değil, daha ziyade güreşçi. Meğer 2015 seçimlerinde yine kaybederse çekip gidecekmiş. Bırakın beni bir kere daha güreş tutayım, bu sefer de tutturamazsam, sizin beni göndermenizi beklemeyeceğim, ben kendim şekip gideceğim, diyor.
Kılıçdaroğlu’nun zamanı bol olabilir. Ama CHP’nin zamanı yok ve ülkemizin hiç boşa harcanacak zamanı yok. Kennedy’nin sözünü anımsıyorum: Zaman, üzerine yan gelip yatacağımız bir koltuk değildir, demişti. Kılıçdaroğlu’nun da bu sözü özümsemesini beklerdim.
Galiba kafası bir hayli bulanmış. Bir taraftan kendisine yapılan eleştirileri kabul ediyor, başarısızlığını ret etmiyor, ama diğer taraftan başarılı olduğunu, çünkü oylarını artırdığını söylüyor. Başarısızlığın içinde başarı araması akla dayanmıyor. Ya başarılı olunur ya da başarısız. Aması yok bu işin. Başarısızım ama oylar çoğaldı demek, anlamsız. Oyların çoğalması değil, seçimden zaferle çıkmak önemli.
Ama bu kez yüzde bir-iki bile kaybetse, çekip gidecekmiş. Eşeğe okuma öğreteceğini iddia eden vezirin hikayesini duymuşsunuzdur. Padişahın eşeğine okuma öğreteceğini, bunun için on yıla ihtiyacı olduğunu söyleyince, padişah bunu kabul ediyor. Diğer vezir, eşeğe okuma öğreteceğini söyleyen vezirin kulağına eğilip: Senin asılışını seyretmekten büyük bir mutluluk duyacağım deyince, diğerinin cevabı şu oluyor: On yıl sonra ya ben ya padişah ya da eşek ölmüş olur. Kılıçdaroğlu 2015 seçimine kadar koltuğunu sağlama alıp zaman kazanmak, sorunu zamana yayıp, kendiliğinden çözülebileceği umuduyla hareket ediyor.
Muharrem İnce adaylığını ortaya koydu. Onun böyle bir teklife yanaşmayacağı, adaylığını geri çekmeyeceği belli. Kılıçdaroğlu zaten ona değil, partililere mesaj atıyor, ama mesajın yerine ulaşacağı meçhuldür. Bence ulaşmayacak ve olağanüstü kurultayda CHP’nin genel başkanının adı değişecek.