Bilimsel adı altruizm olan iyilikseverlik hem ahlaki açıdan güzel bir davranıştır, hem de bilim insanları iyilikseverliğin toplumu ayakta tutan unsurlardan biri olduğunu kabul etmektedir. Sosyal biyoloji ve evrim psikolojisi alanında onlarca yıldır sürdürülen araştırmalar, bir grupta iyilikseverlik çoğaldıkça, o grubun kurtulma olasılığının yükseldiğini göstermiştir. Her ne kadar radikal Darwinistçiler iyilikseverliğin olup olmadığından şüphe duyuyor olsa da, genel kanıya göre iyilikseverlik insanın doğasında mevcut. Kişisel kanaatim, iyilikseverliğin doğamızda olmadığı, bunu sonradan öğrendiğimizdir. Sosyalizasyon sürecinde iyilikseverlik dediğimiz davranışları öğreniyor, benimsiyor ve zaman zaman uyguluyoruz. Dünyanın her yerinde, milyonlarca insan hiçbir art niyet gözetmeden başkalarına yardım ediyor.Geçenlerde basında çıkan habere göre yaşlı bir dilencinin ölümünden sonra polisin yaptığı incelemeler, bu yaşlı adamın fakir olmadığını gösterdi. Banka hesap numarasında galiba 1 miyon TL’nin üzerinde para çıkmış. Bir insan öldüğü için değil, onun beklenmedik miktarda para sahibi olması haberin asıl konusudur.
Bir dilencinin para sahibi olmasını beklemiyoruz. Aksine parası olmadığı için dilendiğini kabul ediyor ve elimizi cebimize atıp birkaç kuruş verip, iyilik yapıyoruz. Halbuki dilencilik eski bir “meslektir”. Gerçekten muhtaç olduğu için dilenen bir azınlık muhakkak var, ama dilencilerin çoğu dilenciliği meslek olarak kabul etmiş, bu meslekten para kazanan kişilerdir. Dolayısıyla bir dilencinin bankada parasının olmasında hiçbir anormallik göremiyorum.
Dilencilik mesleğinin reklamını yaptığım zannedilmesin. Beni dilencilikte ilgilendiren asıl konu, bu mesleğin iyilikseverlikle olan ilişkisidir. Ne zaman bir dilenci görsem, ender hallerde elim cebime gider, ama çok sık toplumun normal yürüdüğünü düşünürüm.
Dilencilerin varlığı, iyiliksever insanların hala var olduklarının göstergesidir bence. Eğer bir gün hiçbir dilenci kalmazsa, o zaman korkmalıyız. Dilenciler, insanın iyilikseverliğinden geçinmektedir. Arz ve talep meselesi. Dilenci topluma “iyilkseverlik” adı altında bir ürün sunan üretici gibi düşünülebilir. Bu “ürünü” kendi branşında piyasaya sürüyor ve bu ürüne ilgi duyanlar, kendi kafalarında bir fiyat belirleyip, bunu satın alıyor. Yani bir alışveriş oluyor.
Düşünün ki bir tek dilenci kalmadı. İyilikseverlik piyasası tükendi demektir. Radikal egoizmin yayıldığı anlamına gelir. Bu da dilencilerin iflası demektir. Ne zaman bir dilenci iflas bayrağını çekerse, o dilenci artık toplumda iyilikseverlikten para kazanamadığı için iflas etmiş demektir. Bu yüzden dilenciler, iyilikseverliğin mevcut olduğunun bir göstergesidir. Dilencilere bu gözle bakıyorum. Varlıklarından umut duyuyorum. Toplumun iyilikseverlik kapasitesinin dilencileri iflasa sürüklemeyecek düzeyde olduğunu görüyor, seviniyorum.