Geride bıraktığımız Ocak 23’te yüzde 28’lik sefalet zammına karşı 5 bin işçisi Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) öncülüğünde başlattığı emek mücadelesi ülke genelinde yayılarak gündemde yerini aldı. Düşük ücretler, ağır çalışma koşulları, keyfi işten çıkarmalar ve sendikal örgütlenmenin fiilen engellenmesine karşı yüksel işçi direnişi sendikalaşma özgürlüğünü tartışmaya açtı.

Ülke geneline yayılan hak ve emek mücadelesine Antalya’dan ses yükseldi. Antalya Barosu Toplumsal Olay ve Davaları İzleme Kurulu (TODAK), işçilerin hak arama mücadelesine yönelik baskı ve gözaltılara dikkat çekerek, yaşananların yalnızca emekçilere değil, hukuka ve toplumsal barışa da zarar verdiğini vurguladı.

TODAK tarafından “İşçilerinin mücadelesi; insanca yaşam mücadelesidir” başlığı adı altında yapılan açıklamada, “işçilerin yürüttüğü mücadele, yalnızca bir işyeri uyuşmazlığı değil; Türkiye’de emeğin nasıl değersizleştirildiğinin, sendikal hakların nasıl baskılandığının ve güvencesizliğin nasıl sistematik hale getirildiğinin açık bir göstergesi niteliğindedir” denildi.

MÜCADELELERİ SİNDİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR
Açıklamada, gözaltılara tepki gösterilerek, “Düşük ücretlere, ağır çalışma koşullarına, keyfi işten çıkarmalara ve sendikal örgütlenmenin fiilen engellenmesine karşı yükselen bu ses; anayasal bir hak olan sendikalaşma hakkının savunusunu ifade etmektedir. İşçilerin insanca çalışma ve yaşama talebi, “olağan” değil; vazgeçilmezdir. Ancak bugün geldiğimiz noktada, işçilerinin taleplerine kulak vermek yerine, hak arama yollarının kriminalize edildiğini, kolluk müdahaleleriyle ve gözaltılarla sindirilmeye çalışıldığını görmekteyiz” ifadelerine yer verildi.

HAKLAR LÜTUF DEĞİLDİR
Bu yaklaşım, yalnızca işçilere değil, toplumsal barışa ve hukukun kendisine yönelmiş bir tehdit niteliğinde olduğu ifade edilerek, “Toplanma ve gösteri hakkı, ifade özgürlüğü ve sendikal faaliyetler; izinle kullanılan lütuflar değil, demokratik bir toplumun temel taşlarıdır. İşçilerin bu hakları kullandıkları için baskı altına alınması, emeğin değil sermayenin korunmasının bir tercih haline geldiğini açıkça ortaya koymaktadır. Toplumsal Olay ve Davaları İzleme Kurulu (TODAK) olarak bir kez daha hatırlatıyoruz” denildi.

‘SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ’
İşçilerin yanında olmak, yalnızca bir dayanışma çağrısı değil; hukuktan, adaletten ve eşitlikten yana bir tutumdur. Bugün zincir markette yaşananlar emek sömürüsü ve güvencesiz çalışmanın trajik bir dışavurumudur. Bu nedenle bu mücadele hepimizin mücadelesidir. Emeğin onurunu, işçinin sözünü ve hak arama özgürlüğünü her alanda savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna bildiririz” sözlerine yer verildi.

Muhabir: Zafer Güvenç