Yaşlılık sorununa getirilecek çözümlerle toplumsal kalkınma arasındaki ilişkileri algılamada yaşadığımız sorunları anlatmak bir hayli zordur. Çünkü bir şeyi anlatırken iki koşulun yerine gelmesi gerekir. Birincisi, bir anlatan olmalıdır; ikincisi en az bir de dinleyen. Umarım bugün bu koşullar yerine gelmiştir.Türkiye’nin yaşlılık sorunları çoğalıyor. Emekliler, kadınlar, engelliler, kronik hastalar, bakıma muhtaçlar, demografik ve sosyal dönüşüm süreçlerinin yarattığı etkilerin birer parçasıdırlar.
Demografik yaşlanmanın sonuçlarına gerontolojik çözüm bulmamız ve bunları sosyal politikalarımızın içerisine oturtmamız gerekiyor. Yaşlılık problemine çözüm gerontoloji alanında disiplinler arası işbirliğini zorunlu kılıyor. Gerontoloji ve geriatri bu işbirliğinin öncülüğünü üstlenmelidir. Birlikte elde ettikleri bilgileri politikaya önermeli ve sosyal politikalarımızı yaşlanan topluma göre ayarlama girişimlerinde rol almalıdırlar.
Çağın demografik ve sosyal koşulları yeni bir toplum yaratmayı gerekli kılmaktadır. Bedensel, ruhsal, toplumsal süreçlere bağlı olan yaşlanma ve yaşlılığı, hayatın düzene konulmasında temel faktörler olarak kabul etmemiz ve bunlara gerontolojik ve geriatrik müdahalelerle şekil vermemiz gerekiyor. Sorunun çözümsüz hale gelmesini beklemeden, yaşlılığı sayılara indirgemeden, insanı odak noktaya koyan sosyal politikalar yapılması şarttır.
Yaşlıların durumlarını ortaya koyan sağlam, eksiksiz ve ifade gücü yüksek bilgilerle yaşlanma süreçlerini ve yaşlılığı yeniden yapılandırmamız, yaşlanmanın sadece bazı ülkelerin değil, bir dünya sorunu olduğunu, yarattıkları sosyoekonomik ve sosyokültürel değişimleri kavramamız, yaşlılarımız ve yaşlananlarımız için daha iyi bir geleceğin tasarımını şimdiden yapmamız gerekiyor.
Yaşlılık sadece bireysel bir kriz değildir, aynı zamanda içinde yer aldığımız toplumsal bir krizdir. Milyonlarca bakıma muhtaç ve hasta yaşlımız var. Bunun sadece ekonomik olan boyunu değil, aynı zamanda toplumsal sonuçlarını da dikkate alan hedeflere yönelmemiz şarttır. Yaşlılık sorunu yeni hedefleri işaret ediyor ve toplumsal gelişme ve kalkınma açısından yeni fırsatlar yaratıyor.
Bu şansımızı kullanmalıyız!