TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu’nda paylaşılan veriler, gençlerin sosyal medya kullanımına ilişkin dikkat çekici bir tabloyu ortaya koydu. Açıklanan verilere göre gençlerin yüzde 82’sinin ailelerinden gizli bir sosyal medya hesabı bulunuyor. Uzman Psikolog Anıl Yıldız, bu durumun arkasında ergenlik dönemine özgü psikolojik ve sosyal dinamiklerin bulunduğunu belirtti.
‘ERGENLİKTE KİMLİK ARAYIŞI ETKİLİ OLUYOR’
Gençlerin sosyal medya hesaplarını ailelerinden gizlemesinin birkaç temel nedeni olduğunu ifade eden Yıldız, “Ergenlik dönemi bireyin kendini keşfetmeye başladığı, ‘Ben kimim, nasıl biriyim, başkaları beni nasıl görüyor?’ gibi soruların zihinde yoğun şekilde yer ettiği oldukça hassas bir dönemdir. Bu süreçte gençler düşüncelerini, duygularını, mizah anlayışlarını ve hayata bakışlarını denemek isterler. Sosyal medya da onlar için adeta bir deney alanı haline gelir. Farklı fikirlerini, tarzlarını ya da duygularını burada daha rahat ifade edebildiklerini düşünürler. Ancak ailelerinin bu alandaki varlığı bazen onların gözünde bir denetim mekanizması gibi algılanabilir ve bu durum özgürce kendilerini ifade etme hissini sınırlayabilir. Bu nedenle sosyal medya hesaplarını gizlemek çoğu zaman bir şey saklamaktan çok, kendi bireysel alanlarını koruma ve kimliklerini rahatça keşfetme isteğinin bir yansıması olarak ortaya çıkar” dedi.

‘MAHREMİYET İHTİYACI ÖN PLANA ÇIKIYOR’
Ergenlik döneminde bireyin ailesinden psikolojik olarak ayrışmaya başladığını belirten Yıldız, “Ergenlik sürecinde gençler yalnızca fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da büyümeye başlar. Bu dönemde birey, ailesinden yavaş yavaş ayrışarak kendi düşüncelerini ve değerlerini oluşturma çabasına girer. Bu durum çoğu zaman yanlış anlaşılabilir ancak aslında sağlıklı gelişimin önemli bir parçasıdır. Gençler her düşüncelerinin, her paylaşımının ya da arkadaşlarıyla olan her etkileşimin ailesi tarafından görülmesini istemeyebilir. Çünkü ailelerinin gözünde hala çocuk olarak görülürken, sosyal medyada kendilerini daha bağımsız bir birey olarak ifade etmek isterler. Gizli hesaplar da çoğu zaman bu iki kimlik arasında bir geçiş alanı gibi işlev görür” ifadelerini kullandı.
YARGILANMA KORKUSU VE AKRAN ETKİSİ
Gençlerin sosyal medyayı gizli kullanmasının bir diğer nedeninin yargılanma korkusu olduğunu söyleyen Yıldız şu ifadelere yer verdi; “Gençler çoğu zaman ailelerinin değer yargıları ile içinde bulundukları arkadaş çevresinin değer yargıları arasında kalabilir. Paylaştıkları bir fotoğrafın, takip ettikleri bir hesabın ya da yazdıkları bir yorumun aileleri tarafından yanlış anlaşılmasından veya eleştirilmesinden çekinebilirler. Bu durum gençlerde yargılanma kaygısını artırabilir. Böyle durumlarda sosyal medya hesaplarını gizlemek, aile ile çatışma yaşamamak ve eleştirilmekten kaçınmak için tercih edilen bir yöntem haline gelebilir.”
Akran ilişkilerinin de bu süreçte oldukça belirleyici olduğunu belirten Yıldız, “Ergenlik döneminde arkadaş grubunun onayı ve kabulü gençler için oldukça güçlü bir motivasyon kaynağıdır. Bazen bu onay, aile onayından bile daha etkili hissedilebilir. Sosyal medya ise bu arkadaş grubuna ait olmanın, o grubun bir parçası olduğunun görünür hale geldiği alanlardan biridir. Bu nedenle gençler ailelerinin bu alanı yakından kontrol etmesini istemeyebilir ve bunu kendi sosyal alanlarına yapılan bir müdahale olarak algılayabilir” diye konuştu.
‘AİLE TUTUMU BELİRLEYİCİ’
Aile dinamiğinin de önemli bir rol oynadığını belirten Yıldız, “Bazı ailelerde aşırı kontrolcü, eleştirel ya da cezalandırıcı yaklaşımlar gençlerin kendilerini ifade etmelerini zorlaştırabilir. Böyle bir ortamda gençler çoğu zaman yakalanmamak için değil, anlaşılmamak korkusuyla hesaplarını gizleme yoluna gidebilir. Bu nedenle yalnızca denetimi artırmak ya da yasaklayıcı tutumlar geliştirmek sorunu çözmek için yeterli değildir. Asıl önemli olan aile ile genç arasında güvene dayalı, açık ve yargılamayan bir iletişim ortamı oluşturabilmektir” dedi.
‘BİREYSELLEŞME ÇABASI OLARAK GÖRÜLMELİ’
Gençlerin sosyal medyayı ailelerinden saklamasının çoğu zaman bir isyandan çok bireyselleşme çabasının göstergesi olduğunu belirten Yıldız, “Gençlerin sosyal medyayı ailelerinden saklaması çoğu zaman sanıldığı gibi bir başkaldırı ya da bilinçli bir gizleme davranışı değildir. Bu durum çoğu zaman bireyin kendi kimliğini oluşturma, kendine ait bir alan yaratma ve bağımsızlığını hissetme çabasının bir parçasıdır. Bu davranışı yalnızca risk ya da tehdit olarak görmek yerine, gençlerin gelişim sürecinin bir işareti olarak değerlendirmek gerekir. Böyle bir bakış açısı hem ailelerin hem de politika yapıcıların daha sağlıklı çözümler üretmesine yardımcı olabilir” ifadelerini kullandı.





