Günümüz iş hayatında uzun mesai saatleri, yüksek performans beklentileri ve sürekli stres, çalışanların psikolojik sağlığını ciddi şekilde etkiliyor. Uzman Psikolog Anıl Yıldız, kronik iş stresinin yalnızca iş verimini değil, bireylerin yaşam kalitesini ve duygusal dengesini de bozduğunu, tükenmişlik sendromunun giderek daha yaygın bir sorun haline geldiğini belirtti. Bu nedenle kısa molalar, hobiler, sosyal ilişkiler ve duyguları ifade etmek gibi yöntemlerle stres yönetimi büyük önem taşıyor.

Yıldız, “Günümüz çalışma hayatında uzun saatler, yüksek beklentiler ve sürekli performans baskısı birçok kişi için sıradan hale gelmiş durumda. Ancak bu durumun bireylerin psikolojik sağlığı üzerinde ciddi etkileri olabileceğini göz ardı etmemek gerekir. Özellikle kronikleşen iş stresi, zamanla hem zihinsel hem de fiziksel sağlığı olumsuz yönde etkileyerek yaşam kalitesini düşürür” dedi.

‘DUYGUSAL DENGEYİ BOZUYOR’
Uzun süreli iş stresinin ilk olarak duygusal dengeyi etkilediğini belirten Yıldız, “Sürekli bir yetişme telaşı, hata yapma korkusu ya da iş güvencesine dair kaygılar, huzursuzluk, sinirlilik ve kaygı düzeyinde artışa yol açabilir. Bu durum ilerlediğinde uyku problemleri, dikkat dağınıklığı ve motivasyon kaybı gibi belirtiler de ortaya çıkabilir. Kişi kendini sürekli yorgun hisseder ve yaptığı işten eskisi kadar tatmin olmamaya başlar” ifadelerini kullandı.

Anıl Yıldız-3

‘TÜKENMİŞLİK SENDROMUNA DİKKAT’
İş stresinin zamanla daha derin bir soruna dönüşebileceğini vurgulayan Yıldız, “Zamanla bu tablo, tükenmişlik sendromu olarak adlandırılan daha derin bir sürece dönüşebilir. Tükenmişlik sendromu, sadece yoğun çalışmanın değil, aynı zamanda kişinin yaptığı iş ile kurduğu ilişkinin de zedelenmesiyle ortaya çıkar. Kişi kendini değersiz hissedebilir, yaptığı işin anlamını sorgulayabilir ve giderek duygusal olarak uzaklaşabilir. Bu noktada yalnızca performans değil, kişinin genel yaşam memnuniyeti de belirgin şekilde düşer” dedi.

‘BAŞA ÇIKMAK MÜMKÜN’
Tükenmişlikle başa çıkmanın mümkün olduğuna işaret eden Yıldız, “Bireyler öncelikle kendi sınırlarını fark etmesi gerekiyor. Her işi mükemmel yapmak ya da her talebe anında yanıt vermek mümkün değildir. Bu nedenle gerçekçi beklentiler belirlemek ve gerektiğinde hayır diyebilmek, tükenmişliği önlemede önemli bir adımdır. Gün içinde kısa molalar verilmesi zihinsel toparlanmaya katkı sağlar. Özellikle ekran başında çalışan bireyler için küçük yürüyüşler, esneme hareketleri ya da birkaç dakikalık nefes egzersizleri bile ciddi fark yaratabilir. İş dışında geçirilen zamanın da kaliteli olması gerekir. Kişinin kendine ait bir alan yaratması, hobiler edinmesi ve sosyal ilişkilerini canlı tutması psikolojik dayanıklılığı artırır” diye konuştu.

‘DUYGULARI İFADE ETMEK ÖNEMLİ’
Duyguların bastırılmaması gerektiğini vurgulayan Yıldız, “Duyguları bastırmak yerine fark etmek ve ifade edebilmek de önemlidir. Güvenilen bir arkadaşla konuşmak, duyguları yazıya dökmek ya da gerektiğinde bir uzmandan destek almak, sürecin sağlıklı şekilde yönetilmesine katkı sağlar. Unutulmamalıdır ki tükenmişlik bir zayıflık değil, uzun süreli zorlanmanın doğal bir sonucudur” dedi.

‘KURUMLARA DA SORUMLULUK DÜŞÜYOR’
İş yerlerinde yöneticilere de önemli görevler düştüğünü belirten Yıldız, “Açık iletişim ortamı oluşturmak, çalışanların yükünü dengeli dağıtmak ve emeklerini takdir etmek, tükenmişlik riskini azaltan önemli faktörlerdir” ifadelerini kullandı.

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA/ÖZEL HABER